-
Pzt-Cum 09.00 - 18.30
İçindekiler
ToggleTanıma ve Tenfiz Nedir?
Bir ülkede verilen mahkeme kararı, kural olarak yalnızca o ülkenin sınırları içinde hüküm doğurur. Yurt dışında verilmiş bir mahkeme kararı, Türkiye'de kural olarak kendiliğinden geçerli hale gelmez; Türk hukuk düzeninde sonuç doğurabilmesi için kararın niteliğine göre tanıma veya tenfiz işleminden geçmesi gerekir. Bu kuralın kanuni istisnaları saklıdır: aşağıda ayrıca açıklandığı üzere, bazı yabancı boşanma ve evliliği sona erdiren kararlar, dava açılmadan doğrudan nüfus kütüğüne idari yolla tescil edilebilmektedir. Örneğin yurt dışında boşanan bir kişi, bu kararı Türkiye'de tanıtmadığı veya idari yolla tescil ettirmediği sürece Türk nüfus kayıtlarında halen evli görünür; yabancı bir mahkemenin hükmettiği para alacağı da tenfiz edilmedikçe Türkiye'de icra edilemez.
Konu özellikle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları, uluslararası ticaret yapan şirketler ve yabancı unsurlu aile ilişkileri bakımından pratik önem taşır. Bu yazıda tanıma ile tenfiz arasındaki fark, hukuki dayanak, esasa girme yasağı, tanınabilecek kararlar, aranan şartlar, görevli ve yetkili mahkeme, gerekli belgeler, yargılama süreci, boşanma kararlarının nüfusa tescili, ticari kararların tenfizi, süre ve masraf konuları ile emsal Yargıtay kararları bir arada ele alınmaktadır.
Tanıma, yabancı bir mahkeme kararının yalnızca kesin hüküm ve kesin delil etkisinin Türkiye'de kabul edilmesidir. Tanıma ile yabancı kararın içerdiği hukuki durum veya ilişki Türk hukukunca da tanınmış olur, ancak karar icra edilebilir hale gelmez. Boşanma, evliliğin iptali veya bir hukuki durumu tespit eden kararlar gibi icra kabiliyeti gerektirmeyen kararlar için tanıma yeterlidir.
Tenfiz ise yabancı kararın icra edilebilirlik etkisinin de Türkiye'de geçerlilik kazanmasıdır. Bir şeyin ödenmesine, yapılmasına veya bir yükümlülüğün yerine getirilmesine ilişkin eda kararları, tenfiz edildikten sonra sanki bir Türk mahkemesi kararıymış gibi cebri icraya konu olabilir. Örneğin yabancı bir mahkeme belirli bir tutarın ödenmesine hükmetmişse, tenfiz kararından sonra alacaklı Türkiye'de icra dairesine başvurarak bu alacağı takip edebilir.
Önemli bir ayrıntı, tenfiz kararının tanıma etkisini de içermesidir. Bu nedenle tenfiz kararı alan bir kişinin ayrıca tanıma kararı almasına gerek yoktur. Buna karşılık yalnızca tanıma yeterliyse (örneğin sadece boşanma olgusunun Türkiye'de kabulü isteniyorsa), mahkemeden yalnızca tanıma talep edilebilir. Uygulamada davacı, ihtiyacına göre çoğu zaman her iki talebi birlikte ileri sürer.
| Tanıma | Tenfiz | |
|---|---|---|
| Sağladığı etki | Kesin hüküm / kesin delil | Kesin hüküm + icra edilebilirlik |
| Karar türü | Tespit ve inşai (kurucu) kararlar (boşanma, iptal vb.) | Eda kararları (ödeme, ifa, yükümlülük) |
| Mütekabiliyet şartı | Aranmaz | Aranır |
| Örnek | Boşanmanın Türkiye'de kabulü | Para alacağının icra yoluyla tahsili |
Hangi Yabancı Mahkeme Kararları Tanınabilir veya Tenfiz Edilebilir?
Tanıma ve tenfize konu olabilecek kararlar, niteliklerine göre ayrılır. Kural olarak özel hukuka ilişkin (medeni hukuk, ticari uyuşmazlıklar, aile hukuku, iş hukuku gibi) yabancı mahkeme ilamları bu kapsamdadır. Karar türü bakımından ise ayrım şöyledir: bir şeyin ödenmesine veya yapılmasına ilişkin eda kararları için tenfiz gerekir; bir hukuki durumu kuran veya değiştiren inşai (kurucu) kararlar ile mevcut bir durumu saptayan tespit kararları için ise kural olarak tanıma yeterlidir, çünkü bunların ayrıca icrası gerekmez.
Bazı kararlar ise bu sistemin dışındadır. Yabancı ceza mahkemelerinin kamu hukukuna ilişkin yaptırımları (hapis cezası, adli para cezası) tanıma veya tenfize konu olmaz; ancak bir ceza ilamının içinde yer alan tazminat, nafaka gibi özel hukuka ilişkin bölümler tenfiz edilebilir. Yabancı idari makam kararları kural olarak kapsam dışıdır (istisnaen, kanunda öngörülen bazı boşanma ve evlat edinme kararları tanınabilir). Yabancı hakem (tahkim) kararları ise MÖHUK'un tanıma-tenfiz hükümlerine değil, 1958 tarihli New York Sözleşmesi ile MÖHUK'un ayrı hükümlerine tabidir.
Tanıma ve Tenfizin Hukuki Dayanağı Nedir?
Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 50-59. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu hükümler, özel hukuk alanına giren yabancı ilamların Türkiye'de hangi şartlarla sonuç doğuracağını belirler. MÖHUK m.50 uyarınca, yabancı bir mahkeme kararının Türkiye'de icra edilebilmesi, kararın verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmasına ve yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınmasına bağlıdır.
Uygulamada iki ilke bu alana yön verir. Birincisi kesinleşme şartıdır: yabancı karar, verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olmalıdır; henüz kesinleşmemiş, temyiz aşamasındaki veya geçici nitelikteki kararlar (ihtiyati tedbir, ara karar gibi) tanınıp tenfiz edilemez. İkincisi milletlerarası anlaşmaların önceliğidir: Türkiye'nin taraf olduğu ikili veya çok taraflı anlaşmalar konuya ilişkin özel hüküm içeriyorsa, MÖHUK'tan önce bu anlaşma hükümleri uygulanır (MÖHUK m.1).
Türk Mahkemesi Yabancı Kararın Esasını Yeniden İnceleyebilir mi?
Hayır. Türk hukukunda kabul edilen revizyon (esasa girme) yasağı uyarınca, tanıma-tenfiz talebini inceleyen Türk mahkemesi, yabancı kararın esasını yeniden yargılayamaz; karardaki maddi ve hukuki tespitlerin doğruluğunu denetleyemez. Mahkemenin incelemesi yalnızca kanunda sayılan tanıma-tenfiz şartlarıyla sınırlıdır. Bu yasağın gerekçesi, aksinin kabulünün aynı davanın Türkiye'de yeniden görülmesi ve yeni bir Türk mahkemesi kararı doğması sonucunu vermesidir.
Bu ilkenin pratik sonucu şudur: yabancı mahkeme, Türk hukukundan farklı maddi veya usul kuralları uygulamış olsa, hatta Türk mahkemesi aynı olayda farklı bir sonuca varacak olsa bile, bu durum tek başına tanıma-tenfizin reddi sebebi değildir. Ret ancak, kararın aşağıda açıklanan tanıma-tenfiz şartlarını (kamu düzeni, savunma hakkı gibi) taşımaması halinde söz konusu olur.
Tanıma ve Tenfiz Şartları Nelerdir?
Bir yabancı mahkeme kararının Türkiye'de tanınıp tenfiz edilebilmesi için gereken koşullar, ön şartlar ve esasa ilişkin şartlar olmak üzere iki grupta incelenir. Kanundaki bütün şartlar gerçekleşmişse hakim takdir yetkisi kullanamaz; tanıma veya tenfiz kararı vermek zorundadır. Şartlardan biri eksikse talep reddedilir.
Ön Şartlar
Bir kararın tanıma veya tenfize konu olabilmesi için öncelikle şu temel nitelikleri taşıması gerekir: karar bir yabancı devlet mahkemesi tarafından verilmiş olmalı; özel hukuka (hukuk davasına) ilişkin olmalı; ve verildiği ülke hukukuna göre kesinleşmiş olmalıdır. Bu üç niteliği taşımayan kararlar (geçici tedbirler, ara kararlar, henüz temyiz süreci süren kararlar veya idari makam kararları) kural olarak tanıma-tenfize konu edilemez; bunlar ancak Türk mahkemelerinde ayrı bir davada takdiri delil olarak ileri sürülebilir.
Mütekabiliyet (Karşılıklılık)
Tenfiz istenen kararın verildiği ülke ile Türkiye arasında, mahkeme kararlarının karşılıklı tenfizi konusunda hukuki veya fiili bir karşılıklılık bulunmalıdır. Bu şart yalnızca tenfizde aranır; tanımada aranmaz. Karşılıklılık üç şekilde ortaya çıkabilir: iki ülke arasında bu konuda bir anlaşma bulunması (ahdi), yabancı devletin iç hukukunun Türk kararlarının tenfizine imkan tanıması (kanuni), veya o ülke mahkemelerinin uygulamada Türk kararlarını tenfiz ettiğinin örneklerle gösterilebilmesi (fiili). Mütekabiliyet mahkemece resen incelenir.
Münhasır Yetki ve Aşırı Yetki
Yabancı karar, Türk mahkemelerinin münhasır (kesin) yetkisine giren bir konuda verilmemiş olmalıdır. Örneğin Türkiye'deki taşınmazların aynına (mülkiyet, ipotek gibi ayni haklara) ilişkin davalar yalnızca taşınmazın bulunduğu yer Türk mahkemesinde görülebilir; bu nedenle yabancı bir mahkemenin Türkiye'deki taşınmazın mülkiyetine dair kararı Türkiye'de tanınamaz. Ayrıca yabancı mahkeme, uyuşmazlık veya taraflarla makul bir bağlantısı olmadığı halde kendini yetkili görmüşse (aşırı yetki), davalı bu duruma itiraz edebilir. Aşırı yetki itiraza bağlıdır; davalı ileri sürmezse mahkeme kendiliğinden bu nedenle reddetmez.
Kamu Düzenine Açık Aykırılık Bulunmaması
Kararın Türkiye'de doğuracağı sonuç, Türk hukukunun temel değerlerine, adalet anlayışına, genel ahlaka ve Anayasa'nın temel ilkelerine açıkça aykırı olmamalıdır. Kamu düzeni aykırılığı mahkemece resen dikkate alınır, ancak yalnızca ciddi ve bariz aykırılıklarda uygulanır. Yabancı hukukun Türk hukukundan farklı olması (örneğin faiz oranının veya usul kurallarının farklılığı) tek başına aykırılık sayılmaz. Uygulamada, Türk hukukunda yer almayan cezalandırıcı (punitive) tazminatlar, orantısız ve cezalandırıcı görüldüğü ölçüde kamu düzeni engeline takılabilmektedir.
Savunma Hakkına Riayet Edilmiş Olması
Yabancı karar, davalının adil yargılanma hakkına uygun bir yargılama sonucunda verilmiş olmalıdır. Kendisine karşı tenfiz istenen kişi, yabancı mahkemede usulüne uygun biçimde davet edilmiş veya temsil edilmiş olmalı; savunma imkanı tanınmalıdır. Bu şart itiraza bağlıdır: davalı "bana usulüne uygun tebligat yapılmadı, kendimi savunamadım" diye itiraz etmezse, mahkeme bunu kendiliğinden araştırmaz. Ancak davalı bu itirazı ileri sürer ve haklı bulunursa, diğer şartlar tam olsa dahi tanıma-tenfiz reddedilir.
Bunlara ek olarak MÖHUK m.55 uyarınca davalı, yabancı ilamın tamamen veya kısmen yerine getirilmiş olduğunu (örneğin borcun ödendiğini) ya da icrasına engel bir durumun sonradan ortaya çıktığını (örneğin kararın verildiği ülkede bozulduğunu) ileri sürebilir. Bu itirazlar ispatlanırsa mahkeme talebi reddedebilir veya kısmen kabul edebilir.
Tanıma ve Tenfiz Davasını Kim Açabilir?
MÖHUK m.52 uyarınca, kararın tanınmasında veya tenfizinde hukuki yararı bulunan herkes talepte bulunabilir. Çoğunlukla davayı, yabancı kararın lehine olduğu taraf açar; ancak menfaati olan başka kişiler de dava açabilir. Örneğin yabancı boşanma kararı sonrası yeniden evlenmek isteyen kişi tanıma davası açabileceği gibi, miras işlemleri bakımından ölen kişinin boşanmış olduğunun tanınmasını mirasçılar da talep edebilir. Davalı ise yabancı karardaki karşı taraftır.
Tanıma ve Tenfiz Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Görevli Mahkeme
Tanıma veya tenfiz davasında görevli mahkeme, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir (MÖHUK m.51). Bununla birlikte uyuşmazlığın konusuna göre ihtisas mahkemeleri devreye girer: boşanma, velayet gibi aile hukukundan doğan yabancı kararlar için aile mahkemesi, ticari uyuşmazlıklara ilişkin kararlar için asliye ticaret mahkemesi görevli olabilir. İlgili yerde ayrı bir ihtisas mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi o sıfatla bakar.
Yetkili Mahkeme
Genel Yetki Kuralı
Tenfizde genel yetki, MÖHUK m.51 uyarınca sırasıyla belirlenir: kendisine karşı tanıma-tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri mahkemesi; yerleşim yeri yoksa Türkiye'de sakin olduğu (geçici olarak bulunduğu) yer mahkemesi; Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu yer de yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri. Davalının Türkiye'de adresi bulunmayan hallerde davacı bu üç ilden dilediğini seçebilir. Yetki kuralı kesin nitelikte olmadığından, davalı süresinde yetki itirazında bulunmazsa dava açıldığı yerde görülmeye devam eder.
Yabancı Boşanma Kararlarında Yetki
Türk vatandaşlarının kişi hallerine (boşanma, soybağı gibi) ilişkin yabancı kararların tanınmasında yetki, MÖHUK m.41 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Bu hüküm, Türk vatandaşlarının kişi hallerine ilişkin davalar bakımından Türkiye'de yer itibariyle yetkili mahkemeyi; bulunmaması halinde ilgilinin sakin olduğu yer, o da yoksa Türkiye'deki son yerleşim yeri mahkemesini; bunlar da yoksa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birini yetkili kılar.
Tanıma ve Tenfiz Davası İçin Gerekli Belgeler
Bu davada belgelerin usulüne uygun hazırlanması, sürecin hızını doğrudan belirler. MÖHUK m.53 uyarınca dava dilekçesine kanunen eklenmesi gereken belgeler şunlardır:
Kararın Onanmış Aslı ve Kesinleşme Belgesi
Yabancı mahkeme kararının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya onanmış örneği ile kararın kesinleştiğini gösteren yazı veya şerh (karar metninde yoksa ayrıca alınan kesinleşme belgesi) sunulmalıdır. Bu belgelerin dilekçeye eklenmemesi halinde mahkeme davayı hemen reddetmez; davacıya belgeleri tamamlaması için süre verir, süre içinde tamamlanmazsa dava usulden reddedilir.
Apostil ve Tasdik: Zorunlu mudur?
Yabancı belgelerin Türk mahkemesince kabul edilebilmesi için usulüne uygun biçimde tasdik edilmiş olması gerekir. Tasdik usulü belirlenirken önce Türkiye ile ilgili ülke arasında uygulanabilir bir ikili veya çok taraflı sözleşme bulunup bulunmadığı kontrol edilir; bazı ülkelerle yapılmış anlaşmalar ayrıca tasdikten muafiyet dahi sağlayabilir. Böyle özel bir düzenleme yoksa, kararı veren ülke 1961 tarihli Lahey Apostil Sözleşmesi'ne taraf ise belgeye apostil şerhi alınması yeterli olur ve ayrıca konsolosluk onayına gerek kalmaz; ülke Apostil Sözleşmesi'ne taraf değilse belgenin diplomatik veya konsüler tasdik rejimine göre (ilgili Türk konsolosluğunca) onaylanması gerekir. Özetle uygulanacak tasdik yolu; kararın verildiği ülkeye, uygulanabilir milletlerarası sözleşmeye ve belgenin tabi olduğu tasdik rejimine göre belirlenir.
Yeminli Tercüme
MÖHUK m.53 uyarınca yabancı kararın ve kesinleşme belgesinin onanmış Türkçe tercümeleri dilekçeye eklenmelidir. Yabancı belgenin ve tercümenin hangi tasdik usulüne tabi olduğu; belgenin düzenlendiği ülke, uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler ve ilgili tasdik rejimine göre belirlenir. Bunlara ek olarak başvuranın kimlik belgesi ve dava vekil aracılığıyla açılıyorsa vekaletname sunulur; yurt dışında düzenlenen vekaletnamenin de tabi olduğu tasdik ve tercüme usulüne uygun biçimde hazırlanması gerekir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Nasıl İlerler?
Tanıma ve tenfiz davaları basit yargılama usulüne tabidir. Dava dilekçesi görevli ve yetkili mahkemeye verilir, harç ve gider avansı yatırılır, mahkeme dilekçeyi karşı tarafa tebliğe çıkarır. Davalının Türkiye'de bilinen adresi varsa tebligat kısa sürede tamamlanır; davalı yurt dışındaysa, ilgili ülke ile Lahey Tebligat Sözleşmesi veya adli yardım anlaşması varsa o yolla, yoksa diplomatik yolla tebligat yapılır. Yurt dışı tebligatın tamamlanma süresi, tebligat yapılacak ülkeye, uygulanacak milletlerarası sözleşmeye ve kullanılacak tebligat yöntemine göre önemli ölçüde değişebilir.
Davalı, cevap dilekçesinde tanıma-tenfiz şartlarına ilişkin itirazlarını (mütekabiliyet yokluğu, usulsüz tebligat, kamu düzenine aykırılık, borcun ödenmiş olması gibi) ileri sürebilir. Davalı hiç cevap vermez veya duruşmaya gelmezse, mahkeme dosyadaki belgelere göre inceleme yaparak karar verebilir; burada belirleyici olan, kanuni şartların gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Şartlar sağlanıyorsa mahkeme tanıma veya tenfiz kararı verir.
Mahkemenin kararına karşı istinaf ve temyiz kanun yolları, MÖHUK m.57 gereği genel hükümlere göre açıktır. Bu, kanun yoluna başvurunun genel usul kurallarına tabi olduğu anlamına gelir; dolayısıyla özellikle belirli bir değere ilişkin tenfiz taleplerinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndaki parasal kesinlik sınırlarının kanun yoluna erişimi etkileyebileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Kararın hukuki sonuçları bakımından iki etkiyi ayırmak gerekir. Tenfiz yönünden, tenfiz kararı kural olarak kesinleşmesi beklenmeksizin icraya konulabilir; ancak tenfiz kararına karşı istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulması, MÖHUK m.57/2 uyarınca kararın yerine getirilmesini durdurur. Buna karşılık tenfize konu yabancı mahkeme ilamının, MÖHUK m.50 uyarınca verildiği devlet hukukuna göre kesinleşmiş olması ön şarttır. Tanıma yönünden ise MÖHUK m.59 özel bir kural getirir: yabancı ilamın kesin hüküm ve kesin delil etkisi, tanıma kararının değil, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu ayrım, özellikle mal rejimi tasfiyesi ve miras gibi konularda, ara dönemde doğan hukuki durumların hangi tarihe göre değerlendirileceğini belirlediği için pratik önem taşır.
Yurt Dışı Boşanma Kararının Türkiye'de Tanınması ve Nüfusa Tescili
Yurt dışında boşanan Türk vatandaşları için en sık karşılaşılan ihtiyaç, boşanmanın Türkiye'de tanınıp nüfusa işlenmesidir. Bu konuda birbirinden farklı iki yol vardır.
Mahkeme Yoluyla Tanıma
Aile mahkemesinde tanıma davası açılır. Eşlerden biri diğerinin rızası olmasa dahi tek başına tanıma davası açabilir; mahkeme, yurt dışındaki eşe tebligat yaparak (gerekirse ilanen tebligatla) yargılamayı yürütür ve şartlar sağlandığında davalının yokluğunda dahi tanımaya karar verebilir. Kararda velayet, nafaka veya tazminat gibi ek hükümlerin bulunması, boşanma kısmının idari yolla tesciline tek başına engel değildir; ancak bu ek hükümlerin Türkiye'de sonuç doğurabilmesi için ayrıca tanıma veya tenfiz gerekir. İdari tescil şartlarının sağlanamadığı hallerde ise boşanmanın tanınması için de mahkeme yolu zorunlu hale gelir.
Nüfus Müdürlüğü veya Konsoloslukta İdari Tescil
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na eklenen ve 2018'de uygulamaya giren m.27/A ile, yabancı adli veya idari makamlarca verilen boşanma, evliliğin butlanı, iptali veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin kararlar, dava açmadan doğrudan nüfus kütüğüne tescil edilebilir hale gelmiştir. Bu idari yol, şartları sağlandığında mahkemede tanıma davası açılmasına gerek bırakmadığı için daha basit ve hızlı bir seçenek oluşturabilir. Tescil için aranan şartlar: kararın yetkili adli veya idari makamca verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması; Türk kamu düzenine açıkça aykırı olmaması; ve tarafların bizzat veya vekilleri aracılığıyla birlikte başvurması (taraflardan biri ölmüş ya da yabancı ise, Türk vatandaşı olan tarafın tek başına başvurması yeterlidir). Birlikte başvuru, tarafların aynı anda hazır bulunmasını gerektirmez; taraflar ayrı zamanlarda da başvurabilir, ancak iki başvuru arasındaki süre en fazla doksan gün olabilir. Başvuru; yurt içinde Bakanlıkça belirlenen nüfus müdürlüklerine, yurt dışında ise kararın verildiği ülkedeki Türk dış temsilciliklerine (konsolosluk/büyükelçilik) yapılır. Yargıtay da bu yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının iki tarafın ilgili nüfus müdürlüğüne birlikte başvurusunu gerektirdiğini kabul etmekte; idari başvuru yolunun bulunmasının, tanıma-tenfiz davası açmakta hukuki yararın bulunup bulunmadığının somut olayda ayrıca değerlendirilmesini gerektirdiğine işaret etmektedir.
Nafaka, Velayet ve Tazminat Hükümleri
İdari tescil yalnızca boşanmanın nüfusa işlenmesini sağlar. Yabancı kararda velayet, iştirak nafakası, tazminat veya mal rejimi gibi boşanmanın kendisi dışındaki hükümler varsa, bu bölümler idari yolla tanınamaz; bunların Türkiye'de sonuç doğurabilmesi için, niteliğine göre ayrıca tanıma veya tenfiz davası açmak gerekir. Bu nedenle uygulamada, boşanmanın kendisi idari yolla tescil edilse bile, kararın parasal ve velayete ilişkin sonuçları için ayrıca mahkemeye başvurulması gerekebilir.
Yabancı Ticari Mahkeme Kararlarının Türkiye'de Tenfizi
Uluslararası ticaret yapan şirketler bakımından, yabancı bir mahkemenin ticari uyuşmazlıkta verdiği kararın Türkiye'de icrası özel önem taşır. Bir sözleşmeden doğan yabancı para alacağına ilişkin karar, yabancı bir mahkemenin sözleşmenin ihlali nedeniyle hükmettiği tazminat veya ticari ilişkiden kaynaklanan bir eda hükmü, MÖHUK'un genel tenfiz rejimine tabidir. Yabancı kararın ticari bir uyuşmazlığa ilişkin olması halinde görevli mahkemenin belirlenmesinde MÖHUK m.51 ile ticaret mahkemelerinin görev kuralları birlikte değerlendirilmelidir. Bu konuda içtihat farklılıkları bulunduğundan, görev somut uyuşmazlığın niteliği ve güncel içtihat esas alınarak belirlenmelidir.
Tenfizden Sonra İlamlı İcra ve Arabuluculuk
Tenfiz edilen ticari karar, bir Türk mahkemesi ilamı gibi ilamlı icraya konu olur; tenfiz kararı kural olarak kesinleşmesi beklenmeksizin icraya konulabilir, ancak karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulması MÖHUK m.57/2 uyarınca icrayı durdurur. Alacaklı, kararın icra kabiliyeti kazanmasıyla borçlunun Türkiye'deki malvarlığı üzerinde haciz ve satış yoluna başvurabilir. Burada dikkat edilecek bir nokta, tenfiz davasının niteliğidir: tenfiz talebi bir eda (alacak) davası değil, yabancı ilama icra kabiliyeti kazandıran özel bir davadır; bu nedenle uygulamada, ticari alacaklar için öngörülen dava şartı arabuluculuğun tenfiz davasının kendisi bakımından aranmadığı kabul edilmektedir.
Yabancı Hakem (Tahkim) Kararlarından Farkı
Yabancı ticari mahkeme kararı ile yabancı hakem (tahkim) kararı da birbirinden ayrılmalıdır. Taraflar sözleşmelerinde tahkim şartı kararlaştırmış ve uyuşmazlık bir hakem heyetince çözülmüşse, ortaya çıkan karar bir mahkeme kararı değil hakem kararıdır ve tenfizi 1958 tarihli New York Sözleşmesi ile MÖHUK'un ayrı hükümlerine göre yapılır. Hangi rejimin uygulanacağı, kararı veren merciin (devlet mahkemesi mi, hakem heyeti mi) niteliğine göre belirlenir.
Tanıma ve Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer, Masrafı Nedir?
Tanıma ve Tenfiz Davası Ne Kadar Sürer?
Tanıma ve tenfiz davası için bütün dosyalara uygulanabilecek kesin bir süre vermek mümkün değildir. Süre; yabancı karar ve kesinleşme belgelerinin eksiksiz sunulmasına, yurt dışı tebligatın yöntemine ve tamamlanma süresine, davalının itirazlarına, mütekabiliyet araştırmasının gerekip gerekmediğine ve karara karşı kanun yoluna başvurulup başvurulmamasına göre değişir.
Harç ve Yargılama Giderleri
Masraf yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu m.4 uyarınca yabancı mahkeme ilamlarının tenfizinde, ilamda hükmolunan şeyin değeri, nevi ve mahiyeti esas alınır. Anayasa Mahkemesi de E.2024/104, K.2024/173, 17.10.2024 tarihli kararında, belli bir parasal değere ilişkin yabancı mahkeme ilamlarının tenfizinde değere göre harç alınmasına dayanak oluşturan düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır. Bu nedenle özellikle para alacağına ilişkin tenfiz taleplerinde uygulanacak harç, güncel Harçlar Kanunu ve yürürlükteki tarife esas alınarak belirlenmelidir. Bu harçlara başvurma harcı, gider avansı, tebligat giderleri, tercüme ve apostil masrafları ile vekalet ücreti eklenir. Ayrıca MÖHUK m.48 uyarınca yabancı davacıdan yargılama giderleri için teminat istenebilir; ancak karşılıklılık esasına göre bu teminattan muafiyet mümkündür.
Sık Sorulan Sorular
Tanıma ve Tenfizde Doğru Yolun Belirlenmesi
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de sonuç doğurması, kararın niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre farklı yollar izlenmesini gerektirir. Kararın tanıma mı yoksa tenfiz mi gerektirdiği, boşanma kararlarında idari tescil yolunun kullanılıp kullanılamayacağı, ticari kararlarda görevli mahkemenin belirlenmesi, belgelerin usulüne uygun tasdiki ve mütekabiliyetin ilgili ülke bakımından değerlendirilmesi, sürecin sonucunu doğrudan etkileyen unsurlardır. Tenfiz kararı sonrasında borçlunun mal kaçırma ihtimaline karşı, alacaklının Türk icra hukukundaki koruma yollarını bilmesi de önemlidir; bu kapsamda tasarrufun iptali davası gündeme gelebilir.
