Sigortasız çalışılan dönemin tespiti için işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlığı temsil eden görsel

Giriş

Hizmet tespit davası, işverenin sigortalı çalışılan bir dönemi Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirmemesi veya eksik bildirmesi halinde, bu çalışmanın mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlayan dava türüdür. Dava kural olarak iş mahkemesinde, iş mahkemesi bulunmayan yerlerde ise asliye hukuk mahkemesinde iş mahkemesi sıfatıyla görülür ve zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Süre bakımından en kritik nokta, 5510 sayılı Kanun m.86/9'daki beş yıllık hak düşürücü sürenin işçinin işten ayrıldığı tarihten değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren işlemeye başlamasıdır; bu süre mahkemece resen gözetilir.

Hizmet tespit davalarında çalışma olgusu yalnızca tarafların sunduğu tanık anlatımlarıyla değerlendirilmez. Dava kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme, bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, SGK kayıtları, vergi ve belediye kayıtları ile diğer objektif belgeleri gerektiğinde kendiliğinden araştırır. Bu nedenle davanın sonucu, yalnız kaç tanık gösterildiğinden çok, iddia edilen çalışmayı doğrulayan somut ve güvenilir delillerin dosyaya kazandırılmasına bağlıdır.

Hizmet Tespit Davası Nedir?

Hizmet tespit davası, sigortalı sayılan bir çalışmanın işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi halinde, gerçek çalışma süresinin ve buna karşılık gelen prime esas kazancın mahkeme kararıyla tespit edilmesini sağlayan bir dava türüdür. Bu dava, işçinin emeklilik, sağlık ve diğer sosyal güvenlik haklarının gerçek çalışma süresine göre hesaplanmasını sağlaması bakımından önemli bir hukuki araçtır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin 9. fıkrası bu davanın temel dayanağını oluşturur: "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır."

Hizmet tespit davaları, anayasal sosyal güvenlik hakkına dayandığından kamu düzenini ilgilendirir. Bu nedenle yargılamada taraflarca hazırlama ilkesi değil, kendiliğinden (resen) araştırma ilkesi uygulanır; hakim, tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın maddi gerçeği ortaya çıkarmak için gerekli gördüğü her türlü delili kendiliğinden toplayabilir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2025/4354, K.2025/10674, T.26.06.2025 "[Hizmet tespiti davalarının] özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur... tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği [ilkesi benimsenmiştir]."

Kamu düzeni ile bağlantılı olmasının bir diğer sonucu, davacının davadan feragat etmesinin veya işverenin davayı kabul etmesinin hakimi bağlamamasıdır; hakim bu durumlarda dahi maddi gerçeği araştırmaya devam etmek zorundadır. Aynı gerekçeyle, hizmet tespit davalarında yemin deliline başvurulamaz.

Hizmet Tespit Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Sigortalı Çalışmanın SGK'ya Hiç Bildirilmemesi

İşçi fiilen sigortalı sayılacak şekilde çalışmasına rağmen işveren bu durumu Kuruma hiç bildirmemişse, işçi bu dönemin tespiti için hizmet tespit davası açabilir. Bu ihtimalde ispat yükü tamamen davacı işçiye aittir.

Eksik Prim Bildirimi

İşverenin işçinin sigorta primlerini eksik gün üzerinden bildirdiği durumlarda da hizmet tespit davası gündeme gelir. İşçi, somut olayın özelliğine göre SGK'ya idari başvuruda veya ihbarda bulunabileceği gibi hizmet tespit davası da açabilir. SGK'nın denetim, işyeri kayıtları veya diğer resmi belgeler üzerinden eksik bildirimi tespit edebilmesi mümkündür; bu nedenle belirli bir sürenin üzerindeki bütün uyuşmazlıklar için “yalnızca dava yolu açıktır” şeklinde genel bir kural kurulamaz. Eksik gün bildiriminin nedeni ve bu nedenin hangi belgeyle desteklendiği de somut dosyada ayrıca incelenir.

Kayıt Dışı Çalışma

Kayıt dışı çalıştırılan işçiler sosyal güvenlik haklarından tamamen mahrum kalır. Bu durumda çalışma olgusunun ispatı, işverenin kayıt dışı çalıştırma iddiasını kesin biçimde reddettiği dosyalarda özellikle önem kazanan dolaylı delillerle desteklenmelidir (bkz. aşağıdaki "Kayıt Dışı Çalışmanın İnkarı Halinde Deliller" başlığı).

Hizmet Tespit Davasının Şartları

Hizmet tespit davasında öncelikle davacının 5510 sayılı Kanun m.4/1-a kapsamında hizmet akdiyle çalışan bir sigortalı olup olmadığı ve ileri sürdüğü çalışma döneminin SGK kayıtlarına hiç yansımadığı veya gerçeğe aykırı ya da eksik yansıtıldığı belirlenir. İş ilişkisinin yazılı sözleşmeye dayanması zorunlu değildir; önemli olan işçinin işverene bağımlı biçimde ve ücret karşılığında fiilen çalışmış olmasıdır. Ayrıca 5510 sayılı Kanun m.6 kapsamında sigortalı sayılmayan kişiler yönünden hizmet tespiti talebi aynı şekilde değerlendirilemez. SGK'nın çalışmadan işe giriş bildirgesi, bordro, denetim veya başka resmi kayıtlar yoluyla haberdar olması ise davanın her durumda açılamayacağı anlamına gelmez; özellikle beş yıllık hak düşürücü sürenin uygulanıp uygulanmayacağı bakımından önem taşır.

İspat Standardı ve Tanık Delili

Çalışma olgusu hukuka uygun olduğu sürece her türlü delille ispatlanabilir; ancak Yargıtay uygulamasında salt soyut tanık beyanı yeterli görülmez. Tanıkların, çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri konusunda güvenilir bilgi verebilecek nitelikte olması aranır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2021/9788, K.2021/15952, T.14.12.2021 "Çalışma olgusu her türlü delille ispat edilebilirse de çalışmanın konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları ya da komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir."

Bu ilkeden hareketle bir tanık hiyerarşisi ortaya çıkar: ispatta öncelik, uyuşmazlık döneminde aynı işyerinde çalışmış ve bordrolara resmi olarak geçmiş "bordro tanıklarına" verilir. Bordro tanığı bulunmaması halinde, komşu işyerlerinin işverenleri veya bu işyerlerinde kayıtlı çalışan sigortalılar dinlenmelidir.

Davacı tarafından bildirilen yakın akraba tanıkları yasak veya baştan değersiz delil değildir. Ancak bu kişilerin davacıyla olan yakınlığı, beyanlarının ağırlığı değerlendirilirken dikkate alınır. Uygulamada yakın akraba tanıklarının anlatımlarının; aynı dönemde resmi kayıtlarda görünen bordro tanıkları, komşu işyeri çalışanları, banka kayıtları, denetim tutanakları ve diğer objektif belgelerle desteklenmesi ispat gücünü önemli ölçüde artırır. Bu nedenle yakın akraba beyanının tek başına belirleyici kabul edilmesi yerine tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir.

Kayıt Dışı Çalışmanın İnkarı Halinde Dolaylı Deliller

İşverenin işçiyi hiç çalıştırmadığını veya iddia edilen dönemde işyerinin faaliyette olmadığını ileri sürdüğü dosyalarda, mahkeme resen araştırma yükümlülüğü kapsamında objektif ve dolaylı delilleri toplamalıdır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2023/2682, K.2023/3415, T.29.03.2023 "İlgili belediyeden işyerleri ile ilgili denetim zabıta tutanakları, abonelikler istenmeli, vergi yoklama tutanakları ve davacının yeşil kartlı olduğu belirtilmesine göre buna ilişkin belgeler celbedilmelidir."

Bu doğrultuda, işyerinin fiilen faal olduğunu ve iddia edilen dönemde işçi çalıştırdığını gösteren belediye/zabıta denetim tutanakları, vergi dairesi yoklama fişleri ve ticaret sicil kayıtları, işyerine ait elektrik/su/doğalgaz abonelik ve faturaları, aynı dönemde çalışan diğer işçilerin sigorta kayıtları gibi belgelerin toplanması dava stratejisinin merkezine konmalıdır.

Beş Yıllık Hak Düşürücü Süre

Hizmet tespit davalarında uygulanan süre bir zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir ve mahkemece resen (taraf talebi aranmaksızın) gözetilir. Sürenin başlangıcı, işçinin işten ayrıldığı tarih değil, hizmetin geçtiği yılın sonudur.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2024/9284, K.2024/13674, T.24.12.2024 "Çalıştıkları hizmetlerinin geçtiği yılın sonunda başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirse hükmü gereğince hizmet tespit davaları, hizmetlerin geçtiği yıldan itibaren başlayarak 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği [...] hak düşürücü süre işe giriş ve çıkış tarihleri nazara alınarak Mahkemece de re'sen gözetilmesi gerektiği [açıktır]."
İşe giriş bildirgesi verilmiş veya çalışma bir Kurum denetimiyle zaten saptanmışsa, SGK bu çalışmadan haberdar sayıldığından beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Sigortalının ölümü halinde ise hak sahipleri için süre ölüm tarihinde başlar; ancak bu, mirasbırakanın sağlığında beş yıllık süreyi tüketmemiş olması şartına bağlıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, T.02.12.1998, E.1998/21-826, K.1998/855).

Davanın esastan reddedilip kesinleşmesi halinde bu karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder; aynı dönem için SGK'ya (Alo 170 vb.) yapılacak idari başvurular bu durumda hukuki sonuç doğurmaz.

Hizmet Tespit Davasında Arabuluculuğa Başvurmak Zorunlu mu?

Hayır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 uyarınca zorunlu arabuluculuk, kanuna veya iş/toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı, tazminatı ile işe iade talepli davalarla sınırlıdır. Hizmet tespit davası kamu düzenini ilgilendiren bir tespit davası olduğundan bu kapsamın dışındadır; işçi doğrudan dava açabilir. Aynı şekilde, dava açılmadan önce SGK'ya idari başvuru zorunluluğu da bulunmamaktadır — istisnası aşağıda ele alınan bir günlük sigortalılık başlangıcının tespiti davasıdır.

Bir Günlük Sigorta Başlangıcının Tespiti Davası

Bir günlük sigorta başlangıcının tespiti davası, hizmet tespit davasının özel bir türüdür ve sigortalının ilk kez çalışmaya başladığı tarihin tespitini amaçlar. Bir günlük fiili çalışmanın dahi tespiti hukuken mümkündür.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E.2022/9070, K.2022/12460, T.13.10.2022 "Davacının davalılara ait iş yerinde 01.09.2020 tarihinde bir gün çalıştığının tespitine karar verildiği [görülmüştür]."

Bir günlük sigorta başlangıcının tespiti taleplerinde davanın hukuki niteliği, mevcut SGK kaydı, işe giriş bildirgesinin bulunup bulunmadığı ve talebin Kurum işleminin düzeltilmesine mi yoksa bildirilmeyen fiili çalışmanın tespitine mi yöneldiği önem taşır. Bu nedenle “her durumda önce SGK'ya başvuru şarttır” veya “dava yalnızca SGK'ya karşı açılır” şeklinde tek ve değişmez bir kural kurmak doğru değildir. Somut olayda 7036 sayılı Kanun m.4, 5510 sayılı Kanun ve güncel Yargıtay uygulaması birlikte değerlendirilerek Kuruma başvuru gerekip gerekmediği ile husumetin SGK'ya, işverene veya her ikisine yöneltilip yöneltilmeyeceği belirlenmelidir.

Devam etmekte olan bir hizmet tespit davası, mahkemeye yapılacak beyanla sigorta başlangıcının tespiti davasına dönüşebilir. Sigortalının vefatı halinde yakınları da bu davayı açabilir.

Hizmet Tespiti ile İşçilik Alacakları Davalarının İlişkisi

Hizmet tespit davası ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarına ilişkin davaların yargılama usulleri farklıdır (resen araştırma ilkesi ile taraflarca hazırlama ilkesi); bu nedenle iki dava birlikte açılmışsa mahkemece tefrik (ayrılma) kararı verilmesi gerekir. Hizmet süresi alacak miktarını doğrudan etkilediğinden, hizmet tespiti davası işçilik alacakları davası için bekletici mesele yapılmalıdır.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2017/5012, K.2018/9701, T.25.12.2018 "Hizmet tespiti davaları ile işçi alacakları ve tazminatları davalarının yargılama usullerinin farklı oluşu ve bu davaların birlikte görülememesi sebebiyle davacının işçi alacakları ve tazminatlarına yönelen davasının bu dosyadan ayrılmasına [karar verilmelidir]."
2026 güncellemesi: 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle HMK m.107'deki belirsiz alacak davası tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra hizmet tespiti ile birlikte veya sonrasında açılacak işçilik alacağı davalarında artık belirsiz alacak davası yoluna gidilemez; bunun yerine HMK m.109'a eklenen dördüncü fıkra uyarınca kısmi dava açılmalı ve bilirkişi raporuyla gerçek tutar netleştiğinde talep, tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus artırılmalıdır. Artırılan kısım için zamanaşımı, ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış belirsiz alacak davalarında ise eski hüküm uygulanmaya devam eder.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hizmet tespit davalarında görevli mahkeme 5510 sayılı Kanun uyarınca iş mahkemeleridir; iş mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla görev yapar. Yetkili mahkeme ise davalı işverenin ikametgahının veya işin yapıldığı yerin bulunduğu mahkemedir. Bir günlük sigorta başlangıcının tespiti davasında davalı taraf yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu olduğundan yetki bu davada Kurum'un ilgili biriminin bulunduğu yere göre belirlenir.

Ücretin İspatı

Çalışma olgusunun kendisi her türlü delille ispatlanabilse de, ücretin miktarına ilişkin iddialar (özellikle asgari ücretin üzerindeki tutarlar) daha sıkı bir ispat standardına tabidir.

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E.2016/14634, K.2018/4993, T.25.05.2018 "[Asgari ücretin üzerindeki ücret iddiaları bakımından] yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı aranması gerekir."

Bu nedenle davacının asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalıştığını iddia ettiği dosyalarda, yalnızca tanık beyanına dayanmak yerine ücret bordrosu, banka ödeme kaydı, ücret pusulası gibi yazılı delillerin toplanması gerekir. Düzenli banka ödemeleri güçlü bir delil olmakla birlikte, açıklamasız ve düzensiz ödemelerin tek başına ispat gücü tartışmalıdır.

Hizmet Tespit Davası Sonucunda Ne Olur?

Davanın kabulü halinde mahkeme kararı SGK'ya bildirilir ve işçinin sigorta kayıtları buna göre düzeltilerek eksik dönemler tescil edilir. Bu tescilin başlıca sonuçları şunlardır: sigorta başlangıç tarihi ve prime esas gün sayısı düzeltilir; SGK, tespit edilen dönem için işverene tebligat çıkararak prim ödeme yükümlülüğünü hatırlatır; işveren eksik veya hiç yatırılmamış primlerden sorumlu tutulur ve ayrıca gecikme zammı ile idari para cezasıyla karşılaşabilir; tespit edilen süreler, işçinin kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı gibi işçilik alacaklarının hesabında da dikkate alınır.

Uygulamada Sık Yapılan Hatalar

Süre hesabını işten ayrılma tarihine göre yapmak: Beş yıllık hak düşürücü süre işten ayrılma tarihinden değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan işlemeye başlar; bu karıştırıldığında süre hesabı hatalı yapılabilir.

Yalnızca yakın akraba tanık göstermek: Objektif kayıtlarla desteklenmeyen akraba tanıklığı tek başına yeterli görülmez; bordro tanığı veya komşu işyeri tanığı bulunmalıdır.

Hizmet tespiti ile alacak davasını aynı dilekçede birleştirmek: Farklı yargılama usulleri nedeniyle mahkeme davaları tefrik eder; baştan ayrı dava olarak planlamak süreci hızlandırabilir.

2026 sonrası belirsiz alacak davası açmaya çalışmak: 31 Temmuz 2026'dan sonra HMK m.107 kapsamında yeni bir belirsiz alacak davası açılamaz; kısmi dava (HMK m.109/4) yoluna gidilmelidir.

Dolaylı delilleri gözden kaçırmak: İşverenin çalıştırmayı tamamen inkar ettiği dosyalarda yalnızca tanığa güvenmek yerine, belediye/vergi kayıtları, abonelikler ve diğer işçilerin sigorta kayıtları gibi dolaylı delillerin talep edilmesi gerekir.

Sonuç

Hizmet tespit davası, sigortasız veya eksik sigortalı çalıştırılan işçinin sosyal güvenlik haklarını korumasını sağlayan, kamu düzenine ilişkin ve resen araştırma ilkesine tabi bir dava türüdür. Davanın başarısı, büyük ölçüde dosyaya kazandırılan objektif ve doğrulanabilir delillere bağlıdır; soyut ve yalnızca yakın akrabalardan oluşan tanık beyanları tek başına yeterli değildir.

Süre bakımından beş yıllık hak düşürücü sürenin doğru hesaplanması (hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren, işten ayrılma tarihinden değil) ve bu sürenin mahkemece resen gözetildiğinin bilinmesi, dava stratejisinin temelini oluşturur. İşçilik alacaklarıyla birlikte değerlendirme yapılacaksa, 2026'da HMK m.107'nin kaldırılmasıyla artık kısmi dava (HMK m.109/4) yoluna gidilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Hizmet tespit davası nedir?
İşverenin sigortalı çalışılan bir dönemi SGK'ya hiç bildirmemesi veya eksik bildirmesi halinde, bu çalışmanın mahkeme kararıyla saptanmasını sağlayan dava türüdür. Dava kabul edilirse tespit edilen dönem SGK kayıtlarına işlenir.
Hizmet tespit davası kaç yıl içinde açılmalıdır?
5510 sayılı Kanun m.86/9 uyarınca beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Bu süre işçinin işten ayrıldığı tarihten değil, hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren işlemeye başlar ve mahkemece resen gözetilir.
Sadece tanık göstererek hizmet tespit davasını kazanabilir miyim?
Çalışma olgusu tanıkla ispatlanabilir; ancak hizmet tespit davalarında mahkeme yalnız tanık anlatımıyla yetinmeyip objektif kayıtları da araştırır. Aynı dönemde çalışmış bordro tanıkları ve komşu işyeri çalışanları özellikle güçlü delillerdir. Yakın akraba tanıkları da dinlenebilir; beyanlarının diğer objektif kayıtlarla desteklenmesi ispat gücünü artırır.
İşveren çalıştığımı tamamen inkar ediyor, ne yapabilirim?
Bu durumda mahkemenin resen araştırma yükümlülüğü devreye girer. Belediye/zabıta denetim tutanakları, vergi dairesi yoklama fişleri, işyerine ait abonelik ve faturalar, aynı dönemde çalışan diğer işçilerin sigorta kayıtları gibi dolaylı deliller talep edilebilir.
Hizmet tespit davası açmadan önce arabulucuya gitmem gerekir mi?
Hayır. Hizmet tespit davası kamu düzenine ilişkin bir tespit davası olduğundan 7036 sayılı Kanun'daki zorunlu arabuluculuk kapsamına girmez; doğrudan dava açılabilir.
Bir günlük çalışmanın tespiti mümkün müdür?
Evet. Yargıtay içtihadına göre bir günlük fiili çalışma dahi tespit edilebilir. Bu durumda özel bir dava türü olan "sigorta başlangıcının tespiti davası" söz konusu olur ve dava doğrudan SGK'ya karşı açılır.
Bir günlük sigorta başlangıcının tespiti davasını kime karşı açmalıyım?
Her dosyada tek bir cevap yoktur. Talebin yalnız sigorta başlangıç tarihinin düzeltilmesine mi yoksa bildirilmeyen fiili çalışmanın tespitine mi ilişkin olduğu, işe giriş bildirgesi ve SGK kayıtları birlikte değerlendirilir. Somut olaya göre husumet SGK'ya, işverene veya her ikisine yöneltilebilir; Kuruma ön başvuru gerekip gerekmediği de dosyanın niteliğine göre belirlenmelidir.
Hizmet tespiti ile kıdem tazminatı davasını birlikte açabilir miyim?
Birlikte açılabilir ancak yargılama usulleri farklı olduğundan mahkeme genellikle bu davaları ayırır (tefrik). Hizmet tespiti davası, tazminat davası için bekletici mesele yapılır; yani tazminat miktarı tespit edilen hizmet süresine göre hesaplanır.
2026'da belirsiz alacak davası kalktı mı, işçilik alacaklarımı nasıl talep ederim?
31 Temmuz 2026'da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun'la HMK m.107'deki belirsiz alacak davası tamamen kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra kısmi dava (HMK m.109/4) açılmalı; bilirkişi raporuyla gerçek tutar belirlendiğinde talep tahkikat bitene kadar bir kez artırılabilir ve zamanaşımı ilk dava tarihinden kesilmiş sayılır.
Hizmet tespit davasında hangi mahkeme görevli ve yetkilidir?
Görevli mahkeme iş mahkemesidir; bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Yetkili mahkeme, davalı işverenin ikametgahının veya işin yapıldığı yerin bulunduğu mahkemedir.
Asgari ücretin üzerinde çalıştığımı nasıl ispatlarım?
Çalışma olgusunun aksine, ücret miktarı iddiaları (özellikle asgari ücret üstü) için Yargıtay yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı aramaktadır. Ücret bordrosu, banka ödeme kaydı veya ücret pusulası gibi belgeler bu nedenle önemlidir.
Davam reddedilirse SGK'ya tekrar başvurabilir miyim?
Dava esastan reddedilip kesinleşirse bu karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder; aynı dönem için SGK'ya (Alo 170 dahil) yapılacak idari başvurular bu durumda hukuki sonuç doğurmaz.
İşveren davayı kabul ederse dava hemen kazanılır mı?
Hayır. Kamu düzeni gereği işverenin davayı kabulü hakimi bağlamaz; mahkeme yine de maddi gerçeği araştırmaya devam eder. Aynı nedenle bu davalarda yemin deliline de başvurulamaz.
Sigortalı vefat ederse hizmet tespit davasını kim açabilir?
Sigortalının hak sahipleri (mirasçıları) bu davayı açabilir. Bu durumda beş yıllık süre ölüm tarihinden itibaren başlar; ancak bu, mirasbırakanın sağlığında süreyi tüketmemiş olması şartına bağlıdır.
Eksik gün bildirimi ile hiç bildirilmeme arasında ispat yükü farkı var mı?
Çalışmanın hiç bildirilmediği ve eksik bildirildiği dosyalarda ispatın konusu farklılaşır. Hiç bildirilmeyen çalışmada davacının fiili çalışmayı ortaya koyması gerekir; eksik bildirimde ise SGK kayıtları, işverenin bildirdiği eksik gün nedeni ve bunu destekleyen belgeler birlikte incelenir. Hizmet tespit davalarının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle mahkeme gerekli kayıtları resen de araştırır.
Hizmet tespit davası ne kadar sürer?
Süre, somut olayın delil durumuna ve mahkemenin iş yoğunluğuna göre değişir; kesin bir süre verilemez. Resen araştırma ilkesi gereği celp edilecek belge ve tanık sayısı fazla olduğunda süreç uzayabilir.
Bu makalenin içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında korunmaktadır. Kanunun izin verdiği alıntı ve diğer serbest kullanım halleri saklıdır. Bu istisnalar dışında içeriğin izinsiz olarak çoğaltılması, yayımlanması veya dağıtılması hukuki sorumluluk doğurabilir. İçerik genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki danışmanlık yerine geçmez. © 2026, Av. Buğra Topaktaş

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir