-
Pzt-Cum 09.00 - 18.30
İçindekiler
ToggleÖzel Hastaneye Karşı Tazminat Davası Nedir?
Özel bir hastanede yürütülen teşhis, tedavi, ameliyat, anestezi, bakım veya taburculuk sürecinin tıp biliminin gereklerine uygun yürütülmemesi sonucunda hastanın bedensel ya da ruhsal zarar görmesi durumunda hem ilgili hekim hem de hastane işletmecisi hukuken sorumlu tutulabilir. Bu sorumluluk maddi tazminat, manevi tazminat ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı biçiminde somutlaşır.
Özel hastane aleyhine açılacak tazminat davaları, devlet hastanesine karşı açılacak olan davalardan farklı bir hukuki zeminde incelenmelidir. Kamu sağlık kurumlarında idare hukuku ve tam yargı davası gündeme gelirken, özel hastanelerde sözleşme hukuku, tüketici hukuku ve haksız fiil hükümleri birlikte uygulanır. Bu çok yönlü hukuki yapı görevli mahkeme, zamanaşımı ve ispat yükü açısından kendine özgü kurallar doğurur. Aşağıda bu kurallar somut uygulamalarıyla ele alınmaktadır.
Hasta ile Özel Hastane Arasındaki Hukuki İlişki
Hastanın özel bir sağlık kuruluşuna başvurmasıyla birlikte aralarında bir sözleşme ilişkisi kurulur. Bu sözleşmenin hukuki niteliği, uygulanacak sorumluluk rejimine doğrudan etki eder. Yargıtay uygulamaları ve doktrin, hastaneye kabul sözleşmelerini somut olayın yapısına göre üç ana kategoride ele almaktadır.
Tam hastaneye kabul sözleşmesi, hastanın teşhis, tedavi, ameliyat, bakım, ilaç ve otelcilik hizmetlerinin tamamını tek bir yapıdan aldığı en yaygın modeldir. Bu modelde hekim, hastane işletmesinin ifa yardımcısı konumundadır; tıbbi hizmet hastanenin üstlendiği sözleşmenin kapsamında sunulur. Hastane, tedavi borcunun ifasında yararlandığı doktor ve diğer sağlık personelinin işlemlerinden TBK m.116 kapsamında sorumlu tutulabilir. Bölünmüş hastaneye kabul sözleşmesinde ise doktorun tıbbi müdahalesi ile hastanenin sağladığı bakım, cihaz, personel ve organizasyon hizmetleri ayrıştırılır; hastanenin kendi organizasyon kusuru veya hasta nezdinde yarattığı güven ilişkisi varsa sorumluluğu devam edebilir. Hekimlik sözleşmesi ekli modelde ise hasta, hastane bünyesinde görev yapan ancak sözleşmesini doğrudan hastayla imzalayan bir hekimle anlaşır; bu durum, davalıların ve sorumluluk kapsamının belirlenmesinde önem taşır.
Kişisel ihtiyacı için ücret karşılığında özel sağlık hizmeti alan hasta ile özel hastane arasındaki ilişki kural olarak 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici işlemi niteliğindedir. Hekimle hasta arasındaki ilişki ise çoğu tedavi işleminde vekalet sözleşmesi hükümlerine tabidir: hekim belirli bir sonucu garanti etmez, ancak o sonuca ulaşmak için gereken özeni göstermekle yükümlüdür. Estetik sonucun açıkça kararlaştırıldığı bazı müdahalelerde eser sözleşmesine ilişkin hükümler gündeme gelebilir; bu nitelendirme zamanaşımı ve ispat yükünü doğrudan etkiler. Estetik ameliyat tazminat davalarına ilişkin ayrıntılı bilgi için hatalı estetik ameliyat tazminat davası başlıklı yazımıza bakılabilir.
Doktorun ve Özel Hastanenin Hukuki Sorumluluğu
Hekim sorumluluğu, tıbbi standart kavramı etrafında şekillenir. Tıbbi standart, aynı uzmanlık alanında faaliyet gösteren makul ve dikkatli bir hekimden somut koşullarda beklenen özen düzeyidir. Hekim hastayı mutlaka iyileştirmeyi değil, tanı ve tedavi sürecini bilimsel ve mesleki kurallara uygun biçimde yürütmeyi üstlenir. Bu yükümlülük; teknik müdahaleyle sınırlı olmayıp hastanın genel değerlendirmesini, gerekli konsültasyonların istenmesini, doğru ilacın doğru dozda uygulanmasını, müdahale sonrası izlemi ve gerektiğinde sevki de kapsar.
Özel hastanenin sorumluluğu, doktorun bireysel tıbbi uygulamasından daha geniş bir alanı kapsayabilir. Hasta ile hastane arasında sözleşme varsa hastanenin sorumluluğu, öncelikle TBK m.116'daki ifa yardımcısının fiilinden sorumluluk çerçevesinde değerlendirilir; koşulları varsa TBK m.66'daki adam çalıştıranın sorumluluğu da ayrıca gündeme gelebilir. Bunun yanı sıra hastane; gerekli uzmanlık dallarında yeterli hekim istihdam etmek, nöbet ve konsültasyon sistemini işletmek, sterilizasyon protokollerini uygulamak, tıbbi cihazların bakımını sağlamak, yoğun bakım kapasitesini doğru planlamak ve zamanında sevki gerçekleştirmek yükümlülükleriyle doğrudan bağlıdır. Bu yükümlülüklerden herhangi birinin ihlali ile zarar arasında nedensellik bağı kurulabiliyorsa hastane, doktorun bireysel müdahalesinden bağımsız biçimde sorumlu tutulabilir. Özel Hastaneler Yönetmeliği bu standartların tespitinde rehber niteliği taşır.
Doktor ve hastanenin aynı zarardan farklı hukuki sebeplerle sorumlu bulunması halinde TBK m.61 uyarınca müteselsil sorumluluk gündeme gelebilir; zarar gören, zararın tamamını sorumluların birine, birkaçına veya tamamına yönelme hakkını saklı tutar. Uzmanlık veya yetki belgesine sahip olmayan bir hekimin görevlendirilmesi doğrudan hastane kusurunu oluşturur. Doktorun hastaneden bağımsız çalışması, hastanenin doktorun her tıbbi işleminden sorumlu tutulacağı anlamına gelmez. Ancak hastanenin kendi organizasyon kusuru, hastaya karşı üstlendiği yükümlülükler ve oluşturduğu kurumsal güven nedeniyle ayrıca sorumluluğu doğabilir.
Tıbbi Hata Sayılabilecek Durumlar
Tıbbi sorumluluk, hastanın kuruma ilk başvurusundan taburculuk ve takip aşamasına kadar uzanan bütün bir süreci kapsar. Her olumsuz sonuç malpraktis değildir; sorumluluğun doğabilmesi için tıbbi standarda aykırı bir davranış, bu davranışla nedensellik bağı kurulabilen somut bir zarar ve kusur unsurlarının bir arada bulunması gerekir.
Teşhis ve laboratuvar hataları: Yanlış ya da geç konulan tanı, hekim sorumluluğunun en sık rastlanan biçimlerinden biridir. Ancak ilk teşhisin sonradan değişmiş olması tek başına kusur bulunduğunu göstermez; bazı hastalıklar benzer belirtiler gösterebilir ya da kesin tanı yalnızca hastalığın ilerleyen döneminde mümkün olabilir. Belirleyici soru, doktorun mevcut bulgular karşısında gerekli özeni gösterip göstermediği ve zorunlu tetkikleri isteyip istemediğidir. Geç teşhis halinde ise erken tanı konulmuş olsaydı dahi sonucun değişmeyeceği tıbben ortaya konulabiliyorsa, gecikme ile zarar arasındaki nedensellik bağı kurulamayabilir. Laboratuvar, patoloji ve görüntüleme sonuçlarının yanlış hastaya eşleştirilmesi veya hayati bir bulgunun hekime zamanında bildirilmemesi de bağımsız sorumluluk sebebi oluşturabilir.
Cerrahi ve anestezi hataları: Ameliyat sırasında yanlış yöntem kullanılması, yanlış organ veya taraf üzerinde işlem yapılması, cerrahi malzemenin vücutta unutulması ya da korunması gereken anatomik yapılara özensiz biçimde zarar verilmesi tıbbi uygulama hatası iddiasına konu olabilir. Bununla birlikte bir sinirin, damarın veya komşu organın zarar görmesi bazı müdahalelerde tüm tedbirlere rağmen gerçekleşebilen bilinen bir risk olabilir; bu nedenle yalnızca zararın varlığına değil, uygulanan yönteme ve alınan koruyucu tedbirlere de bakılmalıdır. Anestezi sürecinde hastanın ek hastalıklarının, kullandığı ilaçların veya alerjilerinin yeterince değerlendirilmemesi, yanlış doz ya da komplikasyona geç müdahale de sorumluluk doğurabilir.
Ameliyat sonrası takip, taburculuk ve enfeksiyon: Müdahale sonrası dönemde kanama, emboli, enfeksiyon veya dolaşım bozukluğunun zamanında fark edilmemesi; hastanın durumuna uygun olmayan zamanda taburcu edilmesi ya da taburculuk sonrasında hangi belirtilerde yeniden başvurulması gerektiğinin açıklanmaması tıbbi sorumluluğa yol açabilir. Sterilizasyon protokollerinin uygulanmaması nedeniyle gelişen hastane enfeksiyonu ise tek başına hastanenin kusurlu olduğunu kanıtlamaz; ancak enfeksiyon kontrol sisteminin işletilmemesi ve belirtilerin zamanında değerlendirilmemesi halinde sorumluluk değerlendirilebilir.
Doğum, acil servis, yoğun bakım ve özel branş müdahaleleri: Doğum uyuşmazlıklarında fetal takip kayıtları, sezaryen kararının zamanı ve yenidoğana yapılan ilk müdahaleler birlikte incelenir. Acil serviste triyaj hatası, yetersiz değerlendirme veya gecikmeli müdahale; hastane kapasitesini aşan bir tablonun varlığında zamanında sevk yapılmaması da organizasyon kusuru kapsamında değerlendirilebilir. Ortopedik müdahalelerde yanlış pozisyon veya hatalı kaynama yönetimi; diş tedavisinde sinir hasarı veya sterilizasyon eksikliği; estetik müdahalelerde ise tıbbi standarda aykırı teknik uygulama ya da taahhüt edilen ve belgelenen sonucun elde edilememesi sorumluluk değerlendirmesine konu olabilir.
Daha geniş bir klinik çerçeve için tıbbi malpraktis davaları başlıklı yazımıza başvurulabilir.
Komplikasyon ile Malpraktis Arasındaki Fark ve Aydınlatılmış Onam
Komplikasyon, tıbbi müdahale tıp biliminin kabul ettiği standartlara uygun yürütülmesine ve gerekli tedbirler alınmasına rağmen ortaya çıkabilen istenmeyen sonuçtur. Malpraktis ise teşhis, tedavi, takip veya organizasyon sürecinde tıbbi standarda aykırı kusurlu davranış bulunmasıdır. Bir zararın komplikasyon olarak nitelendirilmesi, sorumluluk incelemesini sona erdirmez.
Aydınlatılmış onam, tıbbi müdahalenin hukuka uygunluğu ve sorumluluk değerlendirmesi bakımından belirleyicidir. Hekim; müdahalenin amacını, yöntemini, öngörülmesi gereken riskleri, başarı ihtimalini, alternatifleri ve tedavinin reddedilmesinin muhtemel sonuçlarını hastanın anlayabileceği biçimde anlatmak, hastanın açıklamaları anlayabilmesine ve gerekli sorularını yöneltebilmesine imkan tanımak zorundadır. Formun müdahaleye özgü olmaması, önemli riskleri içermemesi veya gerçek bilgilendirmeyi göstermemesi halinde imzalatılmış matbu bir form tek başına yeterli kabul edilmeyebilir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini ve geçerli onamın alındığını, sözleşme ilişkisinin tarafına göre hekim veya sağlık kuruluşu ispatlar.
Hasta belirli bir komplikasyon riskini kabul etmiş olsa dahi doktorun tıbbi standarttan sapmasına rıza göstermiş sayılmaz. Onam, yanlış teknik uygulanmasını, özensiz takip yapılmasını veya hastanenin organizasyon eksikliğini hukuka uygun hale getirmez. Onamın müdahaleden hemen önce ve hastanın sağlıklı değerlendirme yapmasına imkan vermeyecek koşullarda alınması, rızanın özgür ve aydınlatılmış olup olmadığı konusunda tartışma yaratabilir.
Tıbbi Kayıtlar, Delil Tespiti, İspat ve Bilirkişi İncelemesi
Özel hastaneye karşı tazminat davasının en önemli delili, tedavi sürecinde düzenlenen sağlık kayıtlarıdır. Hasta, kendisine ait sağlık kayıtlarını inceleme ve suretini alma hakkına sahiptir; bu hak Hasta Hakları Yönetmeliği m.17'den kaynaklanmaktadır. Anamnez, tetkikler, görüntüleme, ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem kayıtları, konsültasyon formları ve onam belgeleri talep edilirken ayrıca adlandırılmalıdır. Kronoloji hazırlanması, bilirkişi incelemesini kolaylaştıran temel bir hazırlık adımıdır.
Revizyon ameliyatı planlanıyorsa ve yeni müdahale mevcut fiziksel durumu değiştirecekse, HMK m.400 ve devamı uyarınca delil tespiti talep edilmesi düşünülmelidir. Bu talep, esas hakkındaki davaya bakacak mahkemeye ya da inceleme yapılacak şeyin bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesine yöneltilebilir. Delil tespiti kapsamında mevcut tıbbi tablonun muayene, fotoğraf, görüntüleme ve bilirkişi incelemesiyle kayıt altına alınması istenebilir; bu yolla ilk müdahale sonrasında mevcut olan fiziksel ve tıbbi durumun belgelenmesi amaçlanır.
Hasta kayıtlarının eksik tutulması veya çelişkili olması tek başına tazminat hakkı doğurmaz. Bununla birlikte tedavi sürecini kaydetme ve kayıtları koruma yükümlülüğü sağlık kuruluşuna ait olduğundan, belirli bir işleme ilişkin kaydın tutulması gereken zamanda düzenlenmemiş olması, kaynağının açıklanamaması veya diğer belgelerle çelişmesi, somut olayda hastane aleyhine değerlendirmeye konu olabilir.
Malpraktis davalarında ispat yükü Türk hukukunun genel ilkelerine göre dağılır. Tazminat talebini ileri süren davacı; tıbbi standarda aykırı davranışı ya da sözleşmeye aykırılığı, bu davranışla bağlantılı zararı ve nedensellik bağını ortaya koymakla yükümlüdür. Sözleşmesel sorumlulukta TBK m.112'deki sistem gereği borçlunun kurtuluş kanıtı da ayrıca değerlendirilebilir. Aydınlatmanın yapıldığını ve geçerli onamın alındığını ispat yükü kural olarak hekim veya sağlık kuruluşuna aittir. Tıbbi uygulamanın standarda aykırı olduğu, zarar ve nedensellik bağı ise talebin dayandığı hukuki sebebe göre genel ispat kuralları çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşmeye dayalı sorumlulukta TBK m.112 uyarınca borçlu, borcun gereği gibi ifa edilmemesinde kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz.
Bilirkişi incelemesi tıbbi hata davalarında hemen her zaman zorunlu hale gelir. Bilirkişi heyeti, uyuşmazlık konusu tıbbi müdahaleyi ve ileri sürülen kusurları değerlendirebilecek uzmanlık alanlarından oluşturulmalıdır. Yalnızca sonuç bildiren, önceki raporları irdelemeyen ve gerekçe içermeyen bilirkişi raporları Yargıtay tarafından hükme elverişli sayılmamaktadır. Adli Tıp Kurumu raporları mahkeme açısından önemli bir dayanak olmakla birlikte, eksik veya çelişkili bulunması halinde ek inceleme talep edilebilir.
Talep Edilebilecek Tazminatlar
Tıbbi hata sonucunda hastanın ödediği tedavi ücretinin karşılığını alamaması, yeniden tedavi görmek zorunda kalması, çalışamaması veya kalıcı iş gücü kaybına uğraması halinde maddi tazminat talep edilebilir. TBK m.54 kapsamında tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar tazminat kapsamındadır. Revizyon ameliyatı, rehabilitasyon, bakıcı gideri, protez ile yardımcı araç gereç masrafları da istenebilir. Gelecekte yapılması tıbben gerekli görülen tedavi ve revizyon giderleri, gereklilik ve yaklaşık maliyetin uzman incelemesiyle ortaya konulması halinde talep konusu olabilir.
Bedensel bütünlüğün zedelenmesi, kalıcı iz, uzun süren ağrı, psikolojik bozulma ve günlük yaşamın önemli ölçüde etkilenmesi halinde manevi tazminat talep edilebilir. Hakim, zararın ağırlığını, kalıcılığını, tarafların kusur oranını ve bireyin kişisel koşullarını birlikte değerlendirir. Kalıcı ve görünür bir hasarın bulunması manevi tazminatın takdirinde dikkate alınabilecek unsurlardan biridir.
Tıbbi hata ölümle sonuçlanmışsa, ölenin fiili veya muhtemel desteğinden yoksun kalan kişiler destekten yoksun kalma tazminatı talep edebilir; bu hak mirasçılık sıfatına bağlı değildir, destek ilişkisini ispat eden herkes talepte bulunabilir. Cenaze ve defin giderleri ile ölümden önce yapılan tedavi giderleri de koşulları varsa ayrıca istenebilir. Ölenin yakınları, kişisel olarak yaşadıkları manevi zarar nedeniyle manevi tazminat talebinde bulunabilir; bu tazminat her yakın için kendi koşulları içinde değerlendirilir.
Arabuluculuk, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Özel sağlık hizmetinden kaynaklanan uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görev alanında kalıyorsa, TKHK m.73/A'da belirtilen istisnalar dışında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Bu şartın karşılanmaması davanın usulden reddine yol açabilir. Özel hastane, doktor, sigorta şirketi veya diğer sorumlulardan hangilerine karşı dava açılması düşünülüyorsa, arabuluculuğun her biri yönünden ayrıca yerine getirilip getirilmediği kontrol edilmelidir; arabuluculukta taraf olarak gösterilmeyen kişiye karşı sonradan dava açılması, o kişi bakımından dava şartı yokluğu tartışmasına yol açabilir. Arabuluculuk ve dava öncesinde hastanenin yalnız marka adı değil, ruhsat ve ticaret sicili kayıtlarına göre işletmeci şirketin tam unvanı tespit edilmelidir.
Özel hastane ile hasta arasındaki ilişki tüketici işlemi niteliğinde olduğundan görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Tüketici mahkemesi bulunmayan yargı çevrelerinde asliye hukuk mahkemesi tüketici mahkemesi sıfatıyla bakar. Yetki bakımından dava, HMK'daki genel yetki kuralı uyarınca davalının yerleşim yerinde; sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda HMK m.10 uyarınca sözleşmenin ifa edildiği yerde; ayrıca TKHK m.73 uyarınca tüketicinin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Birden fazla davalı bulunması halinde yetki, bütün taraflar birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Zamanaşımı, Faiz ve Zorunlu Sigorta
Özel hastane ve doktor hatasından kaynaklanan taleplerde tek bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. TBK m.146'daki genel on yıllık zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Vekalet sözleşmesinden doğan alacaklarda TBK m.147'deki beş yıllık süre gündeme gelebilir. Haksız fiil taleplerinde TBK m.72 uyarınca zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl, her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren on yıl esas alınır. Fiilin daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturması halinde, ceza davası açılmış olması aranmaksızın bu daha uzun süre haksız fiilden doğan tazminat istemi bakımından uygulanabilir. Estetik müdahalenin eser sözleşmesi olarak nitelendirildiği dosyalarda, ayıptan doğan talepler bakımından TBK m.478'deki özel süreler ve talebin niteliğine göre diğer sözleşmesel zamanaşımı hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Ayıplı hizmet taleplerinde ise TKHK m.16'daki iki yıllık süre ayrıca incelenmelidir.
Zararın sonradan ortaya çıktığı olaylarda öğrenme tarihi, özellikle TBK m.72'deki nispi iki yıllık sürenin hesabında önem taşır. Sözleşme, ayıplı hizmet ve eser sözleşmesine ilişkin sürelerin başlangıcı kendi özel hükümlerine göre belirlenir; zararın geç fark edilmesi tüm zamanaşımı sürelerinin otomatik olarak öğrenme tarihinden başlayacağı anlamına gelmez.
Faizin türü ve başlangıcı her davalı ve her talep kalemi bakımından ayrıca belirlenmelidir. Hastanenin ticaret şirketi olması, bütün tazminat kalemlerine otomatik olarak avans faizi uygulanacağı sonucunu doğurmaz. Haksız fiile dayalı taleplerde faiz kural olarak zararın gerçekleştiği tarihten; sözleşmeye aykırılık hallerinde ise temerrüdün oluştuğu tarihten başlar. Sigortacı bakımından ise poliçe genel şartlarının öngördüğü belge sunumu ve bekleme süreleri belirleyicidir.
Tabipler, diş tabipleri ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar bakımından tıbbi kötü uygulamaya ilişkin zorunlu mali sorumluluk sigortası 1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesine dayanmaktadır. Zarar gören hasta, sigorta genel şartlarının B.5 maddesi uyarınca sigortacıya doğrudan talepte bulunabilir. Tazminat poliçe limitiyle sınırlıdır; sigorta teminatını aşan veya teminat dışında kalan zarar bakımından, koşulları varsa sorumlu doktor ve diğer sorumlulara talep yöneltilebilir. Hastanenin kendi organizasyon kusurundan kaynaklanan zararların hekimin sigortası kapsamında olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Nedensellik Bağı ve Ceza Soruşturmasının Etkisi
Tazminat sorumluluğunun doğması için doktorun hatası ile hastanın uğradığı zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunması şarttır. Hekim ağır bir hata yapmış olsa dahi, hasta bu hata nedeniyle değil de kendi hastalığının doğal seyri sonucunda zarar görmüşse, baştan itibaren nedensellik bağı kurulamaz. Hastanın tıbbi tavsiyelere uymaması ya da mevcut hastalıklarını gizlemesi, bölüşük kusur oluşturarak sorumluluğu azaltabilir.
Türk hukuku doktrininde tartışılan şans kaybı teorisi, hekimin geç teşhisi nedeniyle hastanın hayatta kalma ya da iyileşme ihtimalinin belirgin biçimde azalması durumunda ayrıca tazminat istenip istenemeyeceği sorusunu gündeme getirir. Yargıtay bu teoriyi müstakil bir tazminat kalemi olarak henüz istikrarlı biçimde kabul etmemekte; mahkemeler klasik uygun illiyet bağını aramayı sürdürmektedir. Bu nedenle dava kurgusunun doğrudan zarar ve nedensellik bağı üzerine inşa edilmesi daha güvenilirdir.
Tıbbi hata nedeniyle ölüm ya da ağır yaralanma gerçekleşmişse ceza soruşturması yürütülebilir; ancak ceza şikayeti özel hastaneye karşı tazminat davasının genel bir ön şartı değildir. TBK m.74 uyarınca hukuk hakimi, ceza hukukunun kusur ve ayırt etme gücüne ilişkin hükümleriyle bağlı olmadığı gibi ceza hakiminin kusur ve zarar değerlendirmesiyle de bağlı değildir. Bu nedenle hekim ceza davasında beraat etse dahi hukuk mahkemesinde tazminata mahkum edilebilir. Bununla birlikte ceza dosyasında toplanan bilirkişi raporları ve maddi olgulara ilişkin tespitler hukuk davası açısından önemli delil niteliği taşıyabilir.
Kamu Hastaneleri ve Yabancı Hastalar
Devlet hastaneleri ve devlet üniversitesi hastanelerinde çalışan hekimler kamu görevlisi sıfatı taşıdığından, hizmetin yürütülmesine bağlı zararlar yönünden tazminat talebi kural olarak ilgili idareye (Sağlık Bakanlığı ya da ilgili üniversite) karşı idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak açılır. Vakıf üniversitesi hastaneleri ve özel işletme modelleriyle sunulan hizmetlerde ise yargı yolu ve husumet somut duruma göre ayrıca belirlenir. Kamu hastanelerinde idareye ön başvuru ile dava süreleri özel hastane davalarından farklı ve daha kısa olup somut olayda ayrıca hesaplanmalıdır.
Türkiye'de sağlık turizmi kapsamında tedavi gören yabancı hastalar bakımından da özel hastane, doktor ve varsa aracı kuruluşun sorumluluğu gündeme gelebilir. Sözleşmenin kiminle kurulduğu, ödemenin kime yapıldığı ve yabancı hastanın anlayabileceği dilde bilgilendirilip bilgilendirilmediği önem taşır. Türkiye'de dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişiler bakımından MÖHUK m.48 kapsamında teminat yükümlülüğü gündeme gelebilir; ancak kişinin vatandaşlığı, karşılıklılık ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmeler dikkate alınmadan bu sonuca varılamaz. Yurt dışında düzenlenen vekaletnamenin Türk makamlarında kullanılabilmesi için belgenin düzenlendiği ülkeye ve uygulanabilir milletlerarası sözleşmelere göre apostil, konsolosluk onayı ve tercüme koşulları ayrıca kontrol edilmelidir.
Örnek Dava Dilekçesi
T.C.
KAHRAMANMARAŞ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE
DAVACI : Selin KARAMAN, Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş
VEKİLİ : Av. Buğra TOPAKTAŞ — [UETS adresi]
DAVALILAR :
1- ANADOLU ÖZEL SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş., Onikişubat/Kahramanmaraş
2- Dr. Kemal YILDIZ, Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş
3- KARŞILIKLI SİGORTA A.Ş., Seyhan/Adana
KONU : Maddi tazminata ilişkin fazlaya yönelik haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davalı hastane ve doktorun tıbbi hata ve organizasyon kusurundan doğan maddi ve manevi zararların bu davalılardan müştereken ve müteselsilen, davalı sigorta şirketinden ise poliçe limiti ve teminat kapsamı dahilinde tahsili talebidir.
DAVA DEĞERİ : Maddi tazminat yönünden şimdilik 5.000,00 TL, manevi tazminat yönünden 20.000,00 TL olmak üzere toplam 25.000,00 TL'dir.
AÇIKLAMALARIMIZ:
I. HUKUKİ OLAY VE MÜVEKKİLİN UĞRADIĞI ZARAR
1. Müvekkil Selin Karaman, 14.03.2025 tarihinde şiddetli karın ağrısı, bulantı ve ateş şikayetleriyle davalı Anadolu Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş.'ye (bundan böyle "Hastane") ait sağlık kuruluşuna başvurmuştur. Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda akut apandisit tanısı konulmuş ve müvekkil aynı gün davalı Dr. Kemal Yıldız tarafından laparoskopik apendektomi ameliyatına alınmıştır.
2. Müvekkil ameliyat sonrası dönemde karın bölgesinde şiddetli ağrı, ateş ve genel durum bozukluğu yaşamış; defalarca hastaneye başvurmasına karşın şikayetleri "normal iyileşme süreci" olarak değerlendirilerek ileri tetkik yapılmamıştır. Müvekkilin şikayetleri geçmeyince 02.05.2025 tarihinde farklı bir sağlık kuruluşuna başvurulmuş; çekilen bilgisayarlı tomografide müvekkilin karın boşluğunda 8×4 cm boyutlarında gazlı bez unutulduğu tespit edilmiştir. Müvekkil bu tespit üzerine acilen ameliyata alınmış, uzun süre yoğun bakımda kalmıştır. Söz konusu gazlı bez, davalı Dr. Kemal Yıldız tarafından gerçekleştirilen 14.03.2025 tarihli apendektomi ameliyatına aittir.
3. Bu süreçte müvekkil üç buçuk aylık süre boyunca çalışamamış, ağır fiziksel acı ve ruhsal çöküntü yaşamıştır. Müvekkil; revizyon ameliyatı, yoğun bakım ve takip giderleri ile gelir kaybı yönünden maddi zarara, yaşadığı acı ve kalıcı iz yönünden ise manevi zarara uğramıştır.
II. DAVALI DOKTORUN HUKUKİ SORUMLULUĞU
4. Davalı Dr. Kemal Yıldız, davalı hastanenin tedavi borcunun yerine getirilmesinde görev alan hekimdir. Davalı doktorun hastaya karşı kişisel sorumluluğu, mesleki özen yükümlülüğüne aykırı kusurlu davranışı nedeniyle TBK m.49 ve devamı hükümleri çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hekim, hastanın zarar görmemesi için tıp biliminin ve mesleki standartların gerektirdiği bütün önlemleri zamanında almakla yükümlüdür; bu yükümlülüğe aykırı her türlü kusurlu davranış, hafif de olsa, sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir.
5. Ameliyat sahasının gazlı bez sayımı yapılmadan kapatılması, tıp biliminin kabul görmüş standartlarından açık bir sapma oluşturmakta olup malpraktis niteliğindedir. Yargıtay uygulamasına göre cerrahi malzemenin vücutta unutulması, tıbbi özen ve ameliyathane sayım sisteminin ciddi biçimde sorgulanmasını gerektiren güçlü bir kusur göstergesidir. Davalı doktor, ameliyat sürecinde gereken özeni göstermemiş, ameliyat sahasını kapatmadan önce standart malzeme sayımının yapılmasını sağlamamış ve bu suretle mesleki özen yükümlülüğünü ihlal ederek TBK m.49 kapsamında hukuka aykırı ve kusurlu davranmıştır.
6. Ayrıca ameliyat sonrasında müvekkilin defalarca başvurmasına karşın gelişen tabloyu değerlendirmeyen davalı doktorun komplikasyon yönetimi de tıbbi standarttan sapmaktadır. Müvekkilin başvuruları üzerine ileri görüntüleme tetkiki istenmemiş, yabancı cismin varlığı ancak başka bir sağlık kuruluşunda tespit edilebilmiştir. Bu ihmal bağımsız bir kusur oluşturmakta ve müvekkilin zararını derinleştirmektedir.
III. DAVALI HASTANENİN ORGANİZASYON KUSURU VE SORUMLULUĞU
7. Tam hastaneye kabul sözleşmesi çerçevesinde davalı Hastane, tedavi borcunun ifasında yararlandığı doktor ve diğer sağlık personelinin işlemlerinden TBK m.116 kapsamında sorumludur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu ilkeyi açıkça belirlemiştir:
8. Davalı Hastane, davalı doktorun bireysel tıbbi hatasının ötesinde bağımsız organizasyon kusuru da bulunmaktadır. Somut davada tespit edilen organizasyon eksiklikleri şunlardır: (i) Ameliyat sırasında görev alan sirküle hemşirenin malzeme sayımına ilişkin standart protokolü uygulamaması ve bu süreçte hastane idaresinin gerekli denetimi sağlamaması; (ii) ameliyat sonrası dönemde müvekkilin tekrarlayan ağrı ve ateş şikayetlerine rağmen ilgili branş hekimiyle konsültasyon sağlanmaması; (iii) ameliyat sonrası takip protokolünün işletilmemesi. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre:
9. Davalı Hastane, birlikte meydana gelen zarardan TBK m.61 uyarınca davalı Dr. Kemal Yıldız ile müteselsilen sorumludur. Müvekkil, zararın tamamını her iki davalıdan da talep edebilir; sorumluların kendi aralarındaki kusur paylaşımı iç ilişkiye aittir.
IV. AYDINLATILMIŞ ONAM VE İSPAT YÜKÜ
10. Dosyaya ibraz edilen onam belgesi incelendiğinde, söz konusu formun standart matbu nitelikte olduğu ve apendektomi ameliyatına özgü komplikasyon risklerini somut biçimde içermediği görülmektedir. Ameliyatın olası komplikasyonları ve ameliyat sonrası takip süreci hakkında müvekkile somut ve yeterli açıklama yapıldığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır.
11. Aydınlatmanın yapıldığını ve geçerli onamın alındığını ispat yükü kural olarak hekim veya sağlık kuruluşuna aittir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu hususu şöyle açıklamıştır:
12. Davalıların, müvekkilin yeterince aydınlatıldığını ve somut komplikasyon riskleri konusunda bilgilendirildiğini ispatlamaları gerekir. Aksi halde geçerli bir aydınlatılmış onam alınmadığı kabul edilmeli ve bu bağımsız hukuka aykırılık unsuru ayrıca değerlendirilmelidir.
V. BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ VE TIBBİ DELİLLER
13. Müvekkilin sağlık durumu acil müdahaleyi gerektirdiğinden revizyon ameliyatının mahkeme kanalıyla delil tespiti yapılması amacıyla ertelenmesi mümkün olmamıştır. Bununla birlikte 02.05.2025 tarihli bilgisayarlı tomografi görüntüleri, ikinci sağlık kuruluşunun epikriz ve ameliyat kayıtları, operasyon sırasında düzenlenen belgeler, varsa ameliyat görüntüleri ve çıkarılan yabancı cisme ilişkin kayıtlar dosyaya sunulacaktır.
14. Mahkemece, uyuşmazlık konusu apendektomi ameliyatı ve ameliyat sonrası takip sürecini değerlendirebilecek, genel cerrahi ve gerektiğinde anesteziyoloji ile enfeksiyon hastalıkları alanlarından uzmanların yer aldığı bilirkişi heyetinden; (i) davalı doktorun ameliyat sırasındaki teknik uygulamasının tıbbi standartlara uygunluğu, (ii) ameliyat sonrası dönemde şikayetlere gerekli ilginin gösterilip gösterilmediği, (iii) davalı hastanenin ameliyathane sayım protokolü ve konsültasyon sistemine ilişkin organizasyon yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve (iv) tüm bu hususların müvekkilin uğradığı zarar ile nedensellik bağı konularında gerekçeli ve denetlenebilir nitelikte rapor alınmasını talep etmekteyiz.
VI. TALEP EDİLEN TAZMİNATLAR
15. Müvekkil, davalıların kusurlu eylemleri nedeniyle aşağıdaki zararlara uğramıştır:
a) Maddi tazminat: Revizyon ameliyatı, yoğun bakım ve takip giderleri (tespit edilen tutar: 47.800,00 TL); çalışılamayan üç buçuk aylık dönemdeki gelir kaybı (aylık net 18.500,00 TL üzerinden hesaplanacak tutar); ilerleyen dönemde gerekli görülen fizik tedavi ve kontrol giderleri. Toplam maddi zarar bilirkişi incelemesiyle kesin olarak belirlenecek olup şimdilik 5.000,00 TL talep edilmektedir.
b) Manevi tazminat: Müvekkil, ameliyat sürecinde yaşanan hata ve uzayan tedavi süreciyle yoğun fiziksel acı, psikolojik çöküntü ve günlük yaşamın ciddi biçimde kısıtlandığı bir dönemi yaşamıştır. Revizyon ameliyatı ve yoğun bakım süreci müvekkilin yaşamını derinden etkilemiş; belirgin bir iz ve iz bırakma kaygısı ortaya çıkmıştır. Bu koşullar gözetilerek 20.000,00 TL manevi tazminat talep edilmektedir.
VII. DAVA ŞARTI ARABULUCULUK SÜRECİ TAMAMLANMIŞTIR
16. Müvekkil tarafından davalı Anadolu Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. ve Dr. Kemal Yıldız aleyhine Kahramanmaraş Arabuluculuk Bürosu'nun 2025/143672 büro ve 2025/1204 arabuluculuk dosya numaralı dosyasında TKHK m.73/A kapsamında dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulmuştur. Arabuluculukta maddi tazminat ve manevi tazminat talepleri açıkça uyuşmazlık konusu edilmiş; taraflar arasında anlaşma sağlanamamış ve süreç 28.06.2025 tarihli son tutanakla sona ermiştir. (EK-1) Bu itibarla hastane ve doktor bakımından dava şartı yerine getirilmiştir. Davalı sigorta şirketi yönünden talep, 1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi kapsamındaki zorunlu mali sorumluluk sigortasından doğmakta olup bu davalı bakımından ayrıca arabuluculuk başvurusu yapılmış ve süreç 28.06.2025 tarihinde sonuçsuz kalmıştır.
VIII. DAVA KISMİ EDA DAVASI OLARAK AÇILMIŞTIR
17. Maddi tazminat alacağı bölünebilir para alacağı niteliğinde olduğundan, HMK m.109 kapsamında şimdilik 5.000,00 TL talep edilmektedir. Davalıların ve resmi kurumların uhdesindeki kayıtlar ile bilirkişi incelemesi sonucunda maddi zararın tam miktarı belirlendiğinde, fazlaya yönelik maddi tazminat alacaklarımızı ıslah veya kanunun izin verdiği diğer usuli yollarla talep etme hakkımız saklıdır. Manevi tazminat ise kesin tutar olarak ileri sürülmektedir.
HUKUKİ NEDENLER: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 51, 52, 58, 61, 112, 116. maddeleri; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2, 3, 13, 15, 73, 73/A maddeleri; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31, 109, 193, 199, 219, 220, 266. maddeleri; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1478. maddesi; 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu; 1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi; ilgili Yönetmelik hükümleri ve sair mevzuat.
HUKUKİ DELİLLER: Davalı hastanenin müvekkile ait hasta dosyası, epikriz, ameliyat notu, anestezi formu, hemşire gözlem kayıtları ve onam belgeleri (celbi talep olunur); 14.03.2025 ve 02.05.2025 tarihli ameliyatlara ilişkin tüm tıbbi kayıtlar; ikinci sağlık kuruluşunun epikriz ve ameliyat kayıtları; çıkarılan yabancı cisme ilişkin patoloji veya inceleme belgeleri; fatura ve ödeme belgeleri; banka hesap hareketleri; iş göremezlik belgesi; Kahramanmaraş Arabuluculuk Bürosu'nun 2025/143672 büro ve 2025/1204 dosya numaralı, hastane ve doktor yönünden düzenlenen tüketici dava şartı arabuluculuk son tutanağı; sigorta şirketi yönünden 2025/143998 büro ve 2025/1389 dosya numaralı dava şartı arabuluculuk son tutanağı; davalı doktorun zorunlu mali sorumluluk sigortasına ilişkin poliçe bilgileri; tanık anlatımları; bilirkişi incelemesi; yemin ve her türlü yasal delil.
Davalıların uhdesindeki kayıtların HMK m.219 ve m.220 uyarınca dosyaya sunulması için kesin süre verilmesini, haklı bir neden bulunmaksızın ibraz edilmeyen belgelerin davalılar aleyhine değerlendirilmesini talep ederiz.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, maddi tazminata ilişkin fazlaya yönelik haklarımız saklı kalmak kaydıyla;
1. Şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın (maddi tazminata ilişkin fazlaya yönelik haklar saklı), haksız fiilin gerçekleştiği 14.03.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle,
2. Kesin olarak 20.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle,
tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalı Anadolu Özel Sağlık Hizmetleri A.Ş. ve Dr. Kemal Yıldız'dan müştereken ve müteselsilen; davalı Karşılıklı Sigorta A.Ş.'den ise TTK m.1478 ve 1219 sayılı Kanun'un Ek 12. maddesi kapsamında, poliçe limiti ve teminat kapsamı dahilinde, sigorta genel şartlarının B.3.3 maddesi uyarınca tazminatın muaccel olduğu tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle ayrıca tahsiline,
3. Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin sorumlulukları oranında davalılara yükletilmesine,
karar verilmesini müvekkil adına saygıyla arz ve talep ederiz. 29/07/2026
Davacı Vekili
Av. Buğra TOPAKTAŞ
(e-imzalıdır.)
Ekler: Hastane ve doktor yönünden tüketici dava şartı arabuluculuk son tutanağı; sigorta şirketi yönünden dava şartı arabuluculuk son tutanağı; ikinci sağlık kuruluşunun tıbbi kayıtları ve ameliyat belgeleri; fatura ve ödeme belgeleri; vekaletname
