Hukuki süreçler hakkında en çok merak edilen soruları ve yanıtlarını aşağıda bulabilirsiniz. Sorularınız listede yer almıyorsa iletişim formumuz aracılığıyla bize ulaşabilirsiniz.
Hayır, çoğu hukuki işlemde avukat tutmak kanunen zorunlu değildir; adliyede kendi işlerinizi kendiniz takip edebilirsiniz. Ancak bazı durumlarda zorunludur:
- 5 yılı aşan hapis cezası gerektiren ağır ceza davalarında müdafi zorunludur.
- Çocukların ya da kısıtlı kişilerin yer aldığı davalarda mahkeme resen avukat atayabilir.
- Temyiz aşamasında bazı dava türlerinde avukat temsili aranır.
Zorunlu olmayan durumlarda avukat tutmak tamamen tercihe bağlıdır. Bununla birlikte hukuki süreçler teknik bilgi gerektirdiğinden, bir avukat olmaksızın dava takibi ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Avukat seçimi, davanızın seyrini doğrudan etkiler. Dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
- Uzmanlık alanı: Hukuk çok geniş bir disiplindir. Davanızın türüne göre (ceza, boşanma, iş hukuku vb.) o alanda deneyimli bir avukat tercih edin.
- Baro kaydı: Avukatın bulunduğunuz ildeki baroya kayıtlı olup olmadığını baro üye sorgulama araçlarıyla doğrulayabilirsiniz.
- İletişim: Davayı takip eden, sorularınıza yanıt veren ve sizi düzenli bilgilendiren bir avukat tercih edin.
- Ücret şeffaflığı: Baştan yazılı vekalet sözleşmesi ve ücret protokolü imzalanmasını isteyin.
Evet, istediğiniz zaman avukatınızı değiştirebilirsiniz. Bunun için mevcut vekaletnameyi noterden azletmeniz (geri almanız) gerekir. Avukat, o ana kadar yaptığı işler için kararlaştırılan ücretin orantılı kısmını talep edebilir.
Yeni avukatınıza azilname sureti ile yeni vekaletname vererek davayı devredebilirsiniz. Avukat değişikliği dava sürecini sekteye uğratmaz; duruşma tarihleri değişmez.
Avukat-müvekkil gizliliği, avukatın müvekkilinden öğrendiği bilgi ve belgeleri üçüncü kişilere açıklamaması yükümlülüğüdür. Bu ilke hem Avukatlık Kanunu hem de meslek kuralları ile güvence altındadır.
Gizlilik yükümlülüğü vekalet ilişkisi sona erdikten sonra da devam eder. Avukatınıza söylediğiniz her şey, aleyhinizde kullanılamaz; mahkemede tanıklık yapması istenemez.
Bu güvence sayesinde müvekkil, avukatına tüm gerçekleri çekinmeden aktarabilir; avukat da davayı en sağlıklı şekilde yönetebilir.
Resmi hukuk sistemimizde "baro avukatı" ve "özel avukat" ayrımı yoktur. Tüm avukatlar faaliyet gösterdikleri ilin barosuna kayıtlı olmak zorundadır.
Pratik ayrım şöyledir:
- Serbest avukat: Kendi bürosunu yöneten veya bir hukuk bürosunda çalışan, herkese hizmet veren avukat.
- Kurum avukatı: Devlet memuru statüsünde yalnızca o kurumun işlerini yürüten avukat.
- Adli yardım avukatı: Baro tarafından görevlendirilen, maddi imkânı yetersiz kişilere ücretsiz hizmet veren avukat.
Avukatlar müvekkillerine her türlü hukuki alanda danışmanlık sağlar ve yasal süreçlerde onları temsil eder. Bununla birlikte hukuk mevzuatı son derece geniş olduğundan, bir avukatın tüm alanlara eşit hakimiyeti beklenemez.
En sık hizmet verilen alanlar şunlardır: ceza hukuku, aile ve boşanma hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, gayrimenkul ve kira hukuku, ticaret hukuku, idare ve vergi hukuku ile tazminat hukuku. Hukuki sorununuza en uygun sonucu almak için alanında uzman bir avukatla çalışmanız önerilmektedir.
İlk görüşmeyi verimli kılmak için yanınızda bulundurmanız önerilen belgeler:
- Kimlik belgesi
- Konuyla ilgili tüm sözleşmeler, yazışmalar ve belgeler (e-posta, mesaj, fatura, ihtarname vb.)
- Varsa daha önce açılmış dava dosyası veya mahkeme kararları
- Olayın kronolojik yazılı özeti (kendiniz hazırlamanız avukata zaman kazandırır)
- Tanık bilgileri ve iletişim adresleri
Her ne kadar tüm belgeleri ilk görüşmede getirmeniz gerekmese de ne kadar fazla bilgi sunarsanız avukatınız o kadar doğru değerlendirme yapabilir.
Avukatınızın performansından memnun değilseniz birkaç yol mevcuttur:
- Doğrudan görüşme: Öncelikle avukatınızla açıkça konuşun; beklentilerinizi ve endişelerinizi paylaşın.
- Avukat değişikliği: İstediğiniz zaman avukatınızı değiştirebilirsiniz. Noterden azilname düzenlenir, yeni avukata vekaletname verilir.
- Baro şikâyeti: Avukatın mesleki yükümlülüklerini ihlal ettiğini düşünüyorsanız bağlı olduğu baroya yazılı şikâyette bulunabilirsiniz. Disiplin soruşturması başlatılabilir.
- Tazminat davası: Avukatın ihmali nedeniyle maddi zarar gördüyseniz tazminat davası açabilirsiniz.
Evet, avukata danışmak ücretlidir. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi her yıl Resmi Gazete'de yayımlanmakta ve asgari danışma ücretini belirlemektedir. Avukatlar bu tarifenin altında ücret talep edemez; üst sınır ise serbestçe belirlenir.
Bazı avukatlar ilk görüşme için ücretsiz ön değerlendirme sunarken bazıları ilk danışmadan itibaren ücret alır. Randevu öncesinde sormakta fayda vardır.
Avukatlık ücretleri her yıl Türkiye Barolar Birliği tarafından belirlenen Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi ile alt sınır itibariyle düzenlenir. Ücretler dava türüne, karmaşıklığına ve avukatın deneyimine göre değişir.
Ücretlendirme modelleri: sabit dava ücreti, saatlik danışma ücreti veya karşı taraftan tahsil edilecek alacağın belirli bir yüzdesi üzerinden anlaşma şeklinde olabilir.
Adli yardım, maddi imkânı yetersiz olan kişilerin ücretsiz hukuki destek alabilmesi için baro tarafından sağlanan bir hizmettir. (Avukatlık Kanunu m.176 vd.)
Yararlanma koşulları:
- Yargı giderlerini karşılayacak gelir veya malvarlığından yoksun olmak.
- Hakkın açıkça mevcut olduğunun veya talep sahibi olunduğunun anlaşılması.
- İkamet edilen ilin barosuna başvuruda bulunmak.
Adli yardım kapsamında baro bir avukat görevlendirir; vekalet ücreti, harç ve masraflar devlet tarafından karşılanır.
Avukata vekalet vermek için kimliğinizle birlikte herhangi bir notere giderek avukatın adı, soyadı, TC kimlik numarası ve baro sicil numarasını bildirmeniz yeterlidir. Noterden düzenlenen vekaletname, avukatın sizi tüm hukuki işlemlerde temsil etmesine imkân tanır.
Özel yetki gerektiren işlemler (boşanma, gayrimenkul satışı, tapu devri, tanıma-tenfiz) için notere ayrıca 2 adet vesikalık fotoğraf götürmeniz gerekir.
Yurt dışında iseniz bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğu üzerinden vekaletname düzenletebilirsiniz. Apostil şerhi taşıması durumunda yabancı ülkelerde düzenlenen vekaletnameler de geçerlidir.
Evet. Danışmanlık (konsültasyon) için vekaletname şart değildir. Sözlü veya yazılı görüşme yaparak hukuki değerlendirme alabilirsiniz.
Vekaletname yalnızca avukatın sizin adınıza işlem yapması gerektiğinde zorunludur: mahkemede temsil, dilekçe sunumu, noter işlemleri gibi aktif temsil gerektiren durumlarda vekalet verilir.
Sadece "şu durumda ne yapmalıyım?" sorusunun yanıtını arıyorsanız ya da belge incelemesi istiyorsanız vekaletname olmadan randevu alabilirsiniz.
Hukuki olarak her davada ihtarname zorunlu değildir; pek çok davada doğrudan dava açılabilir. Ancak ihtarname şu durumlarda önemlidir:
- Zamanaşımını kesmek: İhtarname, zamanaşımını keserek hakkınızın düşmesini engeller.
- Temerrüt tarihi: Para borçlarında faizin hangi tarihten işleyeceğini belirler.
- İspat kolaylığı: Karşı tarafın borcundan haberdar olduğunu belgeler.
- Arabuluculuk öncesi: Bazı dava türlerinde arabuluculuğa başvuru zorunlu olduğundan ihtarname bu süreci başlatabilir.
Özellikle alacak, kira ve iş uyuşmazlıklarında dava öncesi noter ihtarnamesi gönderilmesi önerilmektedir.
Arabuluculuk, tarafların bir arabulucu aracılığıyla dava açmadan uzlaşmasını hedefleyen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Avantajları: hızlı, gizli ve uygun maliyetlidir.
Bazı dava türlerinde arabuluculuğa başvuru dava şartı olup dava açmadan önce zorunludur:
- İşçi-işveren uyuşmazlıkları (iş hukuku)
- Ticari davalar (belirli bir eşiği aşan alacak ve tazminat talepleri)
- Tüketici uyuşmazlıkları
- Kira uyuşmazlıklarının bir kısmı
Arabuluculuk başarılı olursa anlaşma belgesi ilamlı icra belgesi niteliği taşır; dava açılmasına gerek kalmaz.
Dava açmak için yetkili ve görevli mahkemeye bir dava dilekçesi sunulmalıdır. Dilekçede şu unsurlar yer almalıdır:
- Mahkemenin adı
- Davacı ve davalı bilgileri (ad, soyad, TC kimlik numarası, adres)
- Dava konusu ve hukuki sebep
- Deliller ve belgeler
- Talep sonucu
Dilekçe ile birlikte gerekli harç ve yargılama giderleri ödenerek UYAP sistemi üzerinden veya mahkeme kalemi aracılığıyla dava açılır. Usul kurallarına aykırılık davanın reddine yol açabilir.
Avukatınız varsa çoğu duruşmaya bizzat gitmeniz gerekmez; avukatınız sizi temsil eder. Ancak bazı duruşmalarda mahkeme bizzat hazır bulunmanızı isteyebilir:
- Taraf beyanının alınacağı duruşmalar
- Boşanma davalarında tahkikat aşaması
- Ceza davalarında sanığın bizzat bulunması zorunlu olan oturumlar
Tanık iseniz: Usulüne uygun tebliğ yapıldıysa tanıklık zorunludur. Haklı mazeret olmaksızın gelmemek zorla getirilme kararı ve para cezasına yol açabilir.
Dava dilekçesinin eksiksiz ve usul kurallarına uygun hazırlanması, davanın olumlu sonuçlanma ihtimalini doğrudan etkiler. Temel unsurlar:
- Tarafların tam kimlik ve adres bilgileri
- Olayın net ve kronolojik anlatımı
- Talep sonucu açık ve belirli biçimde yazılmalı
- Deliller dilekçeye ek olarak sunulmalı; elde olmayan delillerin nereden temin edileceği belirtilmeli
- Hukuki dayanak (kanun maddesi veya içtihat) eklenirse güçlendirir
- Zamanaşımı ve hak düşürücü sürelere dikkat edilmeli
Türkiye'de davaların uzun sürmesinin başlıca nedenleri şunlardır:
- İş yükü: Mahkeme başına düşen dava sayısı kapasiteyi aşmaktadır; duruşmalar aylar sonrasına sarkabilmektedir.
- Çok aşamalı yargılama: İlk derece → istinaf → temyiz (Yargıtay) aşamalarının her biri ayrıca zaman alır.
- Sık değişen mevzuat: Kanun değişiklikleri derdest davaları etkiler; yeniden değerlendirme gerekebilir.
- Taraf davranışları: Süre uzatma talepleri, eksik belgeler ve tebligat güçlükleri süreci uzatabilir.
Bu nedenle özellikle hak düşürücü süreler ve zamanaşımı bakımından dava açma kararını geciktirmemek önem taşımaktadır.
İlk derece mahkemesi kararından memnun değilseniz sırasıyla iki kanun yoluna başvurabilirsiniz:
- İstinaf: Kararın tebliğinden itibaren genellikle 2 hafta içinde bölge adliye mahkemesine başvurulur. Hem maddi hem hukuki denetim yapılır; yeni delil sunulabilir.
- Temyiz: İstinaf kararına karşı 2 hafta içinde Yargıtay'a başvurulur. Yalnızca hukuka aykırılık denetlenir; yeni delil kabul edilmez.
Süreler kesindir; geçirilmesi hakkın kaybedilmesine yol açar. Kararın tebliğini aldıktan sonra derhal avukatınıza danışmanız önerilmektedir.
Bir mahkeme kararı, artık aleyhine başvurulabilecek hiçbir kanun yolu kalmadığında kesinleşir. Bu tarihten itibaren karar hukuki sonuçlar doğurur ve icra edilebilir hale gelir.
Kesinleşme şu yollarla gerçekleşir:
- Kanun yolu süresi dolup itiraz yapılmamışsa
- Taraflar kanun yolundan feragat etmişse
- Yargıtay onama kararı vermişse
Boşanma, tapu tescili, ceza infazı gibi pek çok hukuki sonuç ancak kararın kesinleşmesinden sonra gerçekleşir.
İstinaf ve temyiz, ilk derece mahkemesi kararına itiraz için kullanılan iki ayrı kanun yoludur:
- İstinaf (Bölge Adliye Mahkemesi): Hem maddi vakıaları hem hukuki değerlendirmeyi denetler. Yeni delil ve iddia sunulabilir. Düzeltici niteliktedir — mahkeme davayı yeniden esastan inceleyebilir.
- Temyiz (Yargıtay): Yalnızca hukuka uygunluğu denetler. Yeni delil kabul edilmez. Bozucu niteliktedir — karar bozulursa dosya alt mahkemeye iade edilir.
Her iki aşamada da süreler son derece önemlidir. Karar tebliğinden itibaren genellikle 2 hafta içinde başvuru yapılması gerekir.
Tebligat, mahkeme ve resmi kurumların ilgili kişiye resmi olarak bildirim yapması işlemidir. Hukuki süreçlerde çoğu süre, tebligat tarihinden itibaren başlar.
Tebligatı almak zorunlu değil gibi görünse de almaktan kaçınmak sizi korumaz:
- Tebligat teslim alınmazsa kapıya yapıştırılır veya muhtara bırakılır; tebliğ yapılmış sayılır.
- Süre yine de işlemeye başlar; itiraz hakkınızı kaçırırsınız.
- Adres değişikliğini bildirmemek de aleyhinize sonuç doğurabilir.
Adresinizi güncel tutun ve gelen tebligatları mutlaka teslim alarak avukatınıza bildirin.
Dava açarken başvuru harcı ve peşin harç ödenir. Harç miktarı dava türüne ve talep miktarına göre değişir; Harçlar Kanunu'na göre hesaplanır.
- Davayı açan (davacı) başlangıçta harcı öder.
- Dava kazanılırsa yargılama giderleri ve harçlar karşı taraftan tahsil edilir.
- Dava kaybedilirse harclar davacıda kalır, ayrıca karşı tarafın avukatlık ücreti de ödenebilir.
Adli yardım kapsamındaki kişiler harçtan muaftır. e-Devlet üzerinden harç hesaplama araçları mevcuttur.
Aleyhinize dava açıldığında veya icra takibi başlatıldığında adresinize tebligat gönderilmesi zorunludur. Tebligat ulaşmadıysa şu yollarla sorgulama yapabilirsiniz:
- e-Devlet → UYAP Vatandaş Portal: Dava ve icra dosyalarınızı sorgulayabilirsiniz.
- e-Devlet → İcra Takip Sorgulama: Hakkınızdaki icra takiplerini görebilirsiniz.
- Doğrudan mahkeme veya icra müdürlüğüne başvuru: Kimliğinizle giderek sorabilirsiniz.
Tüketici Hakem Heyeti, belirli parasal sınırlar içindeki tüketici uyuşmazlıklarını ücretsiz ve hızlı biçimde çözen idari bir kuruluştur.
Başvuru için:
- Uyuşmazlığın ilgili yıl belirlenen parasal sınır içinde olması gerekir.
- İkamet yeriniz veya mal/hizmeti aldığınız yerdeki heyete başvurabilirsiniz.
- e-Devlet üzerinden online başvuru mümkündür.
- Kimlik, fatura/sözleşme, şikâyet dilekçesi ve yazışma belgeleri hazırlanmalıdır.
Heyet kararı bağlayıcıdır; taraflar karara uymak zorundadır. Karara itiraz hakkı ise asliye ticaret mahkemesinde kullanılır.
Uzlaşma veya sulh teklifini kabul edip etmemenin doğru bir cevabı yoktur; tamamen somut duruma bağlıdır. Genel değerlendirme kriterleri:
- Dava riskini değerlendirin: Mahkemede kazanma ihtimaliniz yüksekse teklif düşükse reddetmek mantıklı olabilir.
- Süre ve masraf: Dava uzun sürecekse ve masraflıysa, makul bir uzlaşma zaman ve para tasarrufu sağlar.
- İcraya dönüşme riski: Karşı taraf ödeme gücü zayıfsa, kazanmak yetmez — icrada tahsilat da gerekir.
- Psikolojik etki: Uzun dava süreçleri stres ve iş gücü kaybı yaratır.
Karar vermeden önce avukatınızla somut dosyanızı değerlendirmeniz en sağlıklı yaklaşımdır.
Zamanaşımı, bir hakkın belirli süre içinde kullanılmaması halinde dava yoluyla talep edilemez hale gelmesidir. Süre, hak türüne göre değişir:
- Genel borç ilişkilerinde: 10 yıl
- Ticari alacaklarda: 5 yıl
- Haksız fiil (kaza, tazminat): 2 yıl (öğrenmeden itibaren, en fazla 10 yıl)
- İş hukukunda kıdem/ihbar tazminatı: 5 yıl
Zamanaşımını kesen başlıca yollar: dava açmak, ihtarname göndermek veya borçlunun borcu kabul etmesidir. Süre dolduktan sonra hakkınızı kaybetmemek için beklemeden avukata danışın.
Yurt dışında yaşıyorsanız Türkiye'de bir avukata vekalet vermek için iki yol mevcuttur:
- Konsolosluk: Bulunduğunuz ülkedeki Türk konsolosluğundan vekaletname düzenletebilirsiniz. Gider belgeleriyle birlikte başvuru yeterlidir.
- Yabancı noter + apostil: Bulunduğunuz ülkedeki noterde düzenlenen vekaletnameye apostil şerhi eklettirirseniz Türkiye'de geçerli olur. Avukata gönderirken Türkçe tercümesi de eklenmelidir.
Avukatınızla iletişim e-posta, video görüşme ve WhatsApp gibi dijital kanallar aracılığıyla sürdürülebilir. Duruşmalara bizzat katılma zorunluluğunuz genellikle yoktur.
Tutuklama, kişinin özgürlüğünü kısıtlayan ağır bir tedbir olduğundan belirli koşulların bir arada bulunması gerekir. (CMK m.100)
- Kuvvetli suç şüphesi: Somut delillere dayanan güçlü bir şüphe bulunmalıdır.
- Tutuklama nedeni: Kaçma şüphesi, delilleri karartma riski veya suçun tekrarlanacağına dair somut olgular.
- Orantılılık: Suçun cezası ve olayın ağırlığıyla orantılı olmalıdır.
Tutuklama kararı sulh ceza hâkimi tarafından verilir. Karara itiraz hakkı mevcuttur; bir üst sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir. Tutukluluğun her aşamada denetlenmesi için avukat desteği alınması kritik önem taşır.
Adli kontrol, tutuklama kararı verilmeden şüpheli veya sanığın belirli yükümlülüklere bağlanmasıdır. Tutuklama yerine daha hafif bir tedbirdir; kişi serbest kalır ama bazı kısıtlamalara tabidir. (CMK m.109)
Yaygın adli kontrol yükümlülükleri:
- Yurt dışı çıkış yasağı (pasaport teslimi)
- Düzenli imza atma zorunluluğu
- Belirli yerlere gitme yasağı
- Elektronik kelepçe (ev hapsi)
Adli kontrol kararına da itiraz edilebilir. Yükümlülüklerin ihlali halinde tutuklama kararı verilebilir.
Şikâyete bağlı suçlarda şikâyet süresi, mağdurun fiili ve faili öğrenmesinden itibaren 6 aydır. (TCK m.73) Bu süre içinde şikâyet yapılmazsa dava açılma hakkı düşer.
Önemli ayrımlar:
- Şikâyete bağlı suçlar: Hakaret, basit yaralama, konut dokunulmazlığı ihlali gibi suçlarda şikâyet şarttır; 6 ay içinde yapılmalıdır.
- Şikâyete bağlı olmayan suçlar: Kasten öldürme, dolandırıcılık, hırsızlık gibi suçlarda savcılık resen harekete geçer; şikâyet şartı aranmaz, dava zamanaşımı süreleri uygulanır.
6 aylık süreyi kaçırmamak için mağdur olduğunuzu anladığınız anda avukata danışmanız önerilmektedir.
Uzlaşma, belirli suçlarda mağdur ile şüpheli/sanığın bir uzlaştırmacı aracılığıyla anlaşmasıyla kovuşturmanın düşürülmesi yöntemidir. (CMK m.253-255)
Uzlaşma kapsamındaki suçlara örnekler: hakaret, basit yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal, mala zarar verme, dolandırıcılık.
Uzlaşma süreci şöyle işler:
- Savcılık veya mahkeme uzlaştırmacı görevlendirir.
- Taraflar uzlaştırmacı aracılığıyla müzakere eder.
- Anlaşma sağlanırsa kamu davası düşer veya dava açılmaz.
- Anlaşma sağlanamazsa normal yargılama devam eder.
Uzlaşma teklifini kabul edip etmeme konusunda avukatınıza danışarak karar vermeniz önerilir.
Gözaltına alınan her kişinin kullanabileceği temel haklar şunlardır:
- Susma hakkı: İfade vermek zorunda değilsiniz. Avukatınız olmadan verdiğiniz ifade daha sonra aleyhinize kullanılabilir.
- Avukat hakkı: Hemen bir avukata ulaşma ve avukatla görüşme hakkınız vardır. Avukat tutacak ekonomik gücünüz yoksa baro size ücretsiz avukat atar.
- Yakınları haberdar ettirme: Yakalanmanızı bir yakınınıza veya belirlediğiniz kişiye bildirme hakkınız vardır.
- Gözaltı süresi: Bireysel suçlarda 24 saat, toplu suçlarda 48 saati geçemez; hâkim kararıyla uzatılabilir.
İstinaf süreleri bölge adliye mahkemesinin iş yüküne ve dava türüne göre değişmektedir. Genel bir ortalama vermek gerekirse:
- Ceza davalarında: Genellikle 6 ay – 1,5 yıl arasında sonuçlanmaktadır.
- Hukuk davalarında: Genellikle 1 – 2 yıl sürmektedir.
İstinaf başvurusu, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde yapılmalıdır. Süreyi kaçırmak kanun yolu hakkının kaybedilmesi anlamına gelir. Dava türü ve bölge adliye mahkemesine göre bu süreler değişebilir; güncel bilgi için avukatınıza danışın.
Ceza davası sanığı olduğunuzu öğrendiğiniz anda atmanız gereken adımlar şunlardır:
- Derhal avukat tutun: Ceza yargılamasında savunmanın en başından profesyonel yönetilmesi kritiktir. İlk ifadeden itibaren avukat desteği alın.
- Dosyaya erişin: Avukatınız aracılığıyla soruşturma veya dava dosyasını inceleme hakkınız vardır.
- Delil toplayın: Lehinize olabilecek belgeler, tanıklar veya kayıtları koruma altına alın.
- İfade öncesi hazırlık: Avukatınızla görüşmeden ifade vermeyin; ifadeleriniz sonraki aşamalarda bağlayıcı olabilir.
Suçlamanın niteliğine göre stratejik kararlar (uzlaşma, itiraz, delil sunumu) erken aşamada doğru kurgulanmalıdır.
Anlaşmalı boşanma, Türkiye'deki en hızlı boşanma yoludur. Eşlerin tüm konularda (nafaka, mal paylaşımı, velayet) anlaşmış olması şartıyla mahkeme genellikle tek duruşmada karar verir.
- Duruşma tarihi alınması: 1–3 ay (mahkemenin yoğunluğuna göre değişir)
- Duruşma ve karar: Aynı gün
- Kararın kesinleşmesi: Taraflara tebliğden itibaren 2 hafta itiraz süresi
Toplam süre genellikle 1–4 ay arasındadır. Anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir. Protokolün eksiksiz hazırlanması süreci hızlandırır.
Çekişmeli boşanma; tarafların boşanma konusunda veya boşanmanın sonuçlarında (nafaka, velayet, mal paylaşımı) anlaşamaması halinde açılan dava türüdür. Süresi birçok faktöre bağlıdır.
- İlk derece mahkemesi: Ortalama 1 – 3 yıl
- İstinaf aşaması: Ortalama 1 – 2 yıl ek süre
- Temyiz (Yargıtay): Gerekirse ek 1 – 2 yıl
Toplam süre 2 yıldan 5+ yıla kadar uzayabilir. Uzlaşma zemini varsa tarafların anlaşmalı boşanmaya geçmesi hem süreyi hem maliyeti önemli ölçüde azaltır.
Nafaka miktarı kanunda sabit bir rakam olarak belirlenmemiş; tarafların ekonomik durumu ve ihtiyaçları esas alınarak hâkim tarafından takdir edilir. (TMK m.175, 182)
Nafaka türleri ve hesaplama kriterleri:
- Yoksulluk nafakası (eş): Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşe bağlanır. Talep eden eşin kusuru ağır olmamalıdır. Diğer eşin geliri, talep edenin ihtiyaçları ve yaşam standardı belirleyicidir.
- İştirak nafakası (çocuk): Velayeti almayan tarafın çocuğun giderlerine katkısıdır. Çocuğun yaşı, eğitim ve sağlık giderleri ile velayeti alan tarafın ekonomik durumu gözetilir.
Nafaka kararından sonra tarafların ekonomik koşulları değişirse artırım veya azaltım davası açılabilir.
Türk hukukunda yasal mal rejimi edinilmiş mallara katılma rejimidir. (TMK m.218 vd.) Evlilik süresince edinilen mallar bu rejime tabidir.
- Edinilmiş mallar: Evlilik içinde kazanılan maaş, birikim, satın alınan taşınmaz ve araç gibi mallar eşit paylaşılır.
- Kişisel mallar: Evlilikten önce sahip olunan mallar, miras ve bağış yoluyla edinilen mallar paylaşıma dahil değildir.
- Mal ayrılığı sözleşmesi: Çiftler noter onaylı mal rejimi sözleşmesiyle farklı bir rejim belirleyebilir.
Mal paylaşımı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı bir dava olarak açılabilir ya da boşanma davasıyla birlikte talep edilebilir. Taşınmazlar, şirket hisseleri ve emeklilik hakları gibi karmaşık varlıklarda uzman avukat desteği şiddetle önerilmektedir.
Velayet kararında tek kriter çocuğun üstün yararıdır. (TMK m.182) Eşlerin kusuru, ekonomik durumu veya anlaşmazlıkları velayet kararını doğrudan belirlemez.
Mahkemenin değerlendirdiği başlıca faktörler:
- Çocuğun yaşı ve cinsiyeti (küçük çocuklar genellikle anneye bırakılır)
- Ebeveynin çocukla geçirdiği zaman ve bağ
- Ebeveynin sağlık durumu ve ekonomik istikrarı
- Çocuğun okul ve sosyal çevresi
- Çocuğun tercihi (belirli bir yaştan sonra dikkate alınır)
Velayet kararı sonradan değişebilir; koşulların değişmesi halinde velayet değişikliği davası açılabilir.
Evet. Boşanma davası süresince, dava sonuçlanmadan önce tedbir nafakası talep edilebilir. (TMK m.169) Mahkeme yargılama süresince eşin ve varsa çocukların geçimini güvence altına almak için tedbir kararı verir.
Tedbir nafakası talebi:
- Boşanma dava dilekçesinde veya ayrı bir dilekçeyle talep edilebilir.
- Mahkeme delil beklemeksizin hızla karar verebilir.
- Ödenmemesi halinde icra yoluyla tahsil edilebilir.
Dava açmadan önce de ihtiyati tedbir yoluyla nafaka talep etmek mümkündür. Bu konuda avukatınız gerekli başvuruyu yapabilir.
Eşin evi terk etmesi hem boşanma davası hem de diğer hukuki süreçler bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
- Terk nedeniyle boşanma davası: Eş haklı bir neden olmaksızın ortak konutu terk edip 4 ay geri dönmezse, bu süre dolmadan önce noter aracılığıyla "eve dön" ihtarnamesi gönderilmesi gerekir. İhtar sonrası 2 ay daha geçmezse terk gerekçesiyle dava açılabilir. (TMK m.164)
- Nafaka ve tedbir: Evi terk eden eş nafaka yükümlülüğünden kaçınamaz. Mahkemeden tedbir nafakası talep edilebilir.
- Mal güvencesi: Eşin malvarlığını kaçırma riskine karşı ihtiyati tedbir kararı alınabilir.
Sürelerin doğru takip edilmesi hak kayıplarını önler; derhal avukata danışmanız önerilmektedir.
Çocuğun fiziksel veya psikolojik tehlike altında olduğunu düşünüyorsanız hukuki açıdan başvurabileceğiniz acil tedbirler mevcuttur:
- İhtiyati tedbir kararı: Mahkemeden çocuğun karşı tarafa teslimini engelleyen veya çocuğun size bırakılmasını sağlayan tedbir kararı talep edilebilir.
- Velayet değişikliği davası: Mevcut velayet kararı varsa değiştirilmesi için dava açılabilir.
- Uzaklaştırma kararı: Aile içi şiddet varsa şiddet uygulayan eşin uzaklaştırılması için 6284 sayılı Kanun kapsamında başvuruda bulunabilirsiniz.
- Savcılığa şikâyet: Çocuğa yönelik ihmal veya istismar varsa ceza şikâyeti yapılabilir.
Acil durumlarda cumhuriyet savcılığı ve aile mahkemesi aynı anda harekete geçirilebilir. Beklemeden avukatlık büromuza ulaşın.
En az 6 ay kıdemi olan ve 30+ işçi çalıştıran işyerinde çalışıyorsanız iş güvencesinden yararlanırsınız. Haklı sebep olmadan işten çıkarılmanız halinde:
- İşe iade davası: Fesih bildiriminden itibaren 1 ay içinde arabulucuya, anlaşma olmazsa mahkemeye başvurmanız gerekir. Kazanırsanız işe iade veya tazminat alırsınız.
- Kıdem ve ihbar tazminatı: En az 1 yıl çalışmış ve iş sözleşmesi işveren tarafından haksız feshedilmişse kıdem tazminatı hakkınız doğar.
- İhbar tazminatı: Önceden bildirim yapılmadan işten çıkarıldıysanız bildirim süresi kadar ihbar tazminatı talep edebilirsiniz.
Kıdem tazminatı hakkı belirli koşullara bağlıdır:
- En az 1 yıl aynı işyerinde çalışılmış olmalıdır.
- İş sözleşmesi işveren tarafından haksız feshedilmeli, emeklilik nedeniyle sona ermeli, askerlik veya evlilik (kadın çalışan) nedeniyle istifa edilmeli ya da işçi ölmüş olmalıdır.
- Kendi isteğiyle istifa eden işçi kıdem tazminatı alamaz — haklı fesih nedenleri hariç.
Hesaplama: Brüt son maaş × çalışılan yıl sayısı (tavan sınırı aşılamaz). Tavan miktarı her altı ayda güncellenir.
Mobbing; işyerinde sistematik biçimde uygulanan psikolojik baskı, aşağılama, dışlama veya yıldırma davranışlarının tümüdür. Türk hukukunda işveren işyerinde psikolojik tacizi önlemekle yükümlüdür. (İş Kanunu m.77, Borçlar Kanunu m.417)
Mobbing mağdurlarının başvurabileceği yollar:
- İş sözleşmesini haklı nedenle feshetmek: Kıdem tazminatı talep etme hakkı doğar.
- Manevi tazminat davası: Uğradığınız psikolojik zararın tazmini için dava açılabilir.
- Çalışma ve İş Kurumu'na (İŞKUR) veya ALO 170'e şikâyet.
Belgeleme kritiktir: mesajlar, e-postalar, tanık ifadeleri ve işyeri kayıtları saklayın.
Fazla mesai (haftalık 45 saati aşan çalışma) için yasal oran %50 zamlı ücrettir. Gece çalışması ve tatil çalışmaları farklı oranlarda ücrete tabidir.
- Fazla mesai alacaklarında zamanaşımı 5 yıldır.
- Önce noter ihtarnamesi gönderilerek ödeme talep edilebilir.
- Arabuluculuk zorunlu olduğundan dava öncesi arabulucuya başvurulmalıdır.
- Çalışma sürelerinizi belgeleyebilirseniz (mesai çizelgesi, giriş-çıkış kayıtları) dava şansınız artar.
Kayıt dışı çalıştırılmak hem işveren açısından suç hem de sizin için hak kaybıdır. Yapabilecekleriniz:
- SGK'ya şikâyet: SGK'ya başvurarak denetiminizin yapılmasını talep edebilirsiniz. İşveren geriye dönük prim ödemek zorunda kalabilir.
- Hizmet tespiti davası: Mahkemede çalıştığınızı kanıtlayarak sigortanızın geriye dönük tescil edilmesini sağlayabilirsiniz. Zamanaşımı 5 yıldır.
- Tanık ve belge: Ücret ödemelerine dair banka dekontları, mesaj yazışmaları ve tanık ifadeleri önem taşır.
Kiracı tahliyesi için geçerli bir hukuki neden gerekmektedir. Başlıca tahliye nedenleri:
- Kira borcunun ödenmemesi: 2 haklı ihtardan sonra tahliye davası açılabilir.
- Konut ihtiyacı: Malik, eşi veya çocuğu için konuta ihtiyaç duyulması halinde kira sözleşmesi süresinin sonunda tahliye talep edilebilir.
- Yeniden inşa veya esaslı onarım: Ruhsat gerektiren kapsamlı tadilat için tahliye talep edilebilir.
- 10 yıllık kiracı: 10 yılı dolduran kiracıya en az 3 ay önceden ihtar gönderilerek sözleşme sonlandırılabilir.
Doğrudan kapı kilidini değiştirmek veya kiracıyı zorla çıkarmak hukuka aykırıdır; bu eylemler cezai sorumluluk doğurabilir.
Konut kiralarında kira artış oranı yasal sınırlamaya tabidir. Güncel mevzuata göre artış oranı TÜFE (12 aylık ortalama) ile sınırlandırılmıştır. Bu oranın üzerinde zam yapılması geçersizdir.
- Yasal sınırı aşan zam talebini yazılı olarak reddetme hakkınız vardır.
- Ev sahibi bu gerekçeyle sizi tahliye edemez.
- Konuya ilişkin ihtilaf çıkarsa sulh hukuk mahkemesine başvurulabilir.
Tapu devri Türkiye'deki en önemli hukuki işlemlerden biridir; hatalı veya eksik yapılması ciddi mağduriyetlere yol açabilir.
- Tapu sicil araştırması: Satın almadan önce tapu müdürlüğünde ipotek, haciz, şerh olup olmadığını kontrol edin.
- İmar durumu: Belediyede parsel bazında imar durumunu öğrenin; yapı ruhsatı ve iskan durumunu inceleyin.
- Gerçek değer beyanı: Tapu değerinin düşük gösterilmesi hem alıcı hem satıcı açısından hukuki risk doğurur.
- Satış vaadi sözleşmesi: Peşinat ödeniyorsa noter onaylı ön sözleşme yapın; bu sözleşme tapu siciline şerh edilebilir.
- Vekaletname ile satış: Vekaleten yapılan satışlarda vekaletnamenin geçerliliğini ve kapsamını mutlaka kontrol ettirin.
Kira sözleşmesi sona erdiğinde ev sahibi, kiracının taşınmaza verdiği hasarı belgeleyen gerçek zararı düşürerek depozitoyu iade etmek zorundadır. Olağan kullanım izleri kesinti gerekçesi sayılmaz.
- İade yapılmazsa önce yazılı ihtarname gönderin; ödeme yapılmayan gün sayısı için faiz işler.
- İhtarnameye rağmen iade edilmezse icra takibi başlatılabilir veya sulh hukuk mahkemesinde dava açılabilir.
- Depozito tutarı genellikle küçük olduğundan sulh mahkemesindeki basit yargılama usulü uygulanır ve süreç görece hızlıdır.
Taşınmazda gizli ayıp (sonradan ortaya çıkan, teslimde fark edilemeyen kusur) varsa alıcının hakları mevcuttur. (TBK m.219 vd.)
- Süre: Ayıbı öğrenmeden itibaren 2 yıl içinde ihbarda bulunulmalıdır. Ağır kusur ve hilede bu süre uzar.
- Seçimlik haklar: Sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya misliyle değişim talep edilebilir.
- Delil: Ayıbı belgeleyen fotoğraf, bilirkişi raporu ve masraf belgeleri toplanmalıdır.
Yeni konutlarda müteahhitten kaynaklanan yapı ayıpları için Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında ayrı bir yol izlenebilir.
Aleyhinize icra takibi başlatıldığında size ödeme emri tebliğ edilir. Bu noktada yapmanız gerekenler:
- Süreye dikkat edin: Ödeme emrine itiraz için genellikle 7 gün (imzalı senette 5 gün) süreniz vardır. Bu süreyi kaçırırsanız borç kesinleşir.
- Borca itiraz: Borcun tamamına veya bir kısmına itiraz edebilirsiniz. İtiraz takibi durdurur; alacaklı dava açmak zorunda kalır.
- Ödeme imkânı varsa: Alacaklıyla taksit anlaşması yapılabilir; bu takibi durdurur.
İtiraz süresini kaçıran borçlular gecikmiş itiraz yoluna başvurabilir; ancak bu daha karmaşık bir süreçtir. Ödeme emri elinize geçtiği anda avukata danışın.
Evet, alacaklı icra takibini kesinleştirirse hem maaşınıza hem banka hesabınıza haciz koyabilir. Ancak yasal sınırlamalar mevcuttur:
- Maaş haczi: Net maaşın en fazla 1/4'üne haciz konulabilir. Asgari ücret düzeyindeki maaşlar haczedilemez.
- Banka hesabı: Asgari ücret tutarındaki para banka hesabında olsa dahi haczedilemez; üzerindeki kısım haczedilebilir.
- Emekli maaşı: Emekli maaşı kural olarak haczedilemez; sadece nafaka borçları için istisna uygulanır.
Haczedilemeyen mal ve haklardan daha fazlası haczedilmişse icra mahkemesine şikâyet yoluna başvurabilirsiniz.
Alacak tahsilinde izlenecek yol, elinizde belge olup olmadığına göre değişir:
- İlamlı icra (mahkeme kararı veya noter senedi varsa): Doğrudan icra müdürlüğüne başvurarak haciz işlemi başlatılabilir.
- İlamsız icra (belge yoksa): İcra takibi başlatılır; borçlu itiraz etmezse 7 günde kesinleşir, itiraz ederse dava açılır.
- Arabuluculuk: Özellikle ticari alacaklarda dava öncesi arabuluculuk zorunludur; hızlı ve masrafsızdır.
- Dava yolu: Alacağın miktarına ve türüne göre sulh hukuk, asliye hukuk veya ticaret mahkemesinde dava açılır.
Zamanaşımı süresi dolmadan harekete geçmek kritiktir. Genel alacaklarda 10 yıl, ticari alacaklarda 5 yıldır.
Kefil olmak ciddi bir hukuki yükümlülüktür. Asıl borçlu ödeme yapmazsa alacaklı kefile başvurabilir.
- Adi kefalet: Önce asıl borçluya başvurulması gerekir; asıl borçluya başvuru sonuçsuz kalırsa kefil devreye girer.
- Müteselsil kefalet: Alacaklı doğrudan kefile başvurabilir; asıl borçluya başvurma zorunluluğu yoktur. Banka kredilerinde genellikle bu tür kefalet uygulanır.
- Kefaletten kurtulma: Kefaleti iptal ettirmek için alacaklının onayı gerekir; tek taraflı geri çekilmek mümkün değildir.
Kefil olarak ödeme yaptıysanız asıl borçluya rücu (geri dönme) hakkınız doğar.
Trafik kazasında kusurlu taraftan ve/veya sigortadan çeşitli tazminat kalemleri talep edebilirsiniz:
- Maddi tazminat: Araç hasarı, onarım ve değer kaybı.
- Tedavi giderleri: Kaza nedeniyle yapılan tüm sağlık harcamaları.
- Gelir kaybı: İş göremezlik süresi boyunca uğranılan kazanç kaybı.
- Maluliyet tazminatı: Kalıcı sakatlık oluşmuşsa gelecekteki kayıplar için hesaplanan tazminat.
- Manevi tazminat: Yaralanma veya ölüm halinde uğranılan acı ve elem için.
- Destekten yoksun kalma: Ölen kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerin talep hakkı.
Zorunlu trafik sigortası (trafik poliçesi) belirlenen limitler dahilinde tazminatı karşılar. Limiti aşan kısım için karşı tarafa dava açılabilir.
Hayır. Sigorta şirketinin sunduğu teklif, hukuki açıdan bağlayıcı değildir. Kabul etmeden önce şunları değerlendirin:
- Teklifin tüm zarar kalemlerini (araç hasarı, değer kaybı, tedavi, gelir kaybı) kapsayıp kapsamadığını kontrol edin.
- Ekspertiz raporu varsa bağımsız bir ekspere yaptırın; fark önemli olabilir.
- Teklifi reddedip sigorta şirketine karşı dava açabilirsiniz. Mahkeme bağımsız bilirkişi aracılığıyla gerçek zararı belirler.
Trafik kazası tazminat davalarında zamanaşımı 2 yıldır (öğrenmeden itibaren). Sigorta şirketiyle müzakere sürerken bu sürenin işlemeye devam ettiğini unutmayın.
İş kazası geçiren işçinin hem SGK hem işveren nezdinde hakları mevcuttur.
- SGK bildirimi: Kaza, işveren tarafından 3 iş günü içinde SGK'ya bildirilmelidir. Bildirilmemişse kendiniz başvurabilirsiniz.
- SGK tarafından: Geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, sağlık giderleri karşılanır.
- İşverenden: SGK'nın karşılamadığı zararlar (manevi tazminat, destekten yoksun kalma, maddi kayıplar) için işverene karşı dava açılabilir.
- Süre: İşveren aleyhine tazminat davası için zamanaşımı 10 yıldır.
Kazanın hemen ardından tıbbi kayıtlar, tanık beyanları ve olay yeri belgeleri muhafaza edilmelidir.
Manevi tazminat; kişilik haklarına saldırı, yaralanma, ölüm veya ağır üzüntü durumlarında psikolojik ve duygusal zararın karşılanması amacıyla talep edilir. (TBK m.56, 58)
Miktarı etkileyen faktörler:
- Olayın ağırlığı ve süresi
- Tarafların ekonomik durumu (hakkaniyete göre belirlenir)
- Kusurun derecesi
- Yaşanan acı, elem ve üzüntünün yoğunluğu
Mahkeme belirli bir formüle bağlı kalmaksızın takdir yetkisini kullanır. Talep edilen miktarı kanıtlamak gerekmez; hâkim uygun gördüğü tutara hükmeder.
Sorunuzu burada bulamadınız mı?
Hukuki durumunuza özel değerlendirme için avukatlık büromuza danışabilirsiniz.