-
Pzt-Cum 09.00 - 18.30
İçindekiler
ToggleKamulaştırmasız El Atma Davası Nedir?
Kamulaştırmasız el atma, idarenin Anayasa ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'ndaki usulleri işletmeden bir taşınmaza fiilen müdahale etmesi veya imar planı kısıtıyla mülkiyet hakkının kullanımını uzun süreli ve ağır biçimde sınırlandırmasıdır. İdare, kamulaştırma yapmadan taşınmaz üzerinde yol, park, tesis, kanal, enerji nakil hattı veya benzeri kalıcı bir kullanım oluşturabilir. Başka bir durumda ise taşınmazı imar planında kamu hizmetine ayırıp uzun süre kamulaştırmadan bırakabilir.
Bu durumda malik tapuda malik görünmeye devam eder; ancak taşınmazını kullanamaz, satışta değer kaybıyla karşılaşır veya yapılaşma imkanından yararlanamaz. Bu nedenle kamulaştırmasız el atma davasında mesele yalnızca geçmişte yapılan müdahalenin tespiti değil, taşınmazın bugünkü ekonomik karşılığının doğru talep edilmesidir.
Makalenin devamında fiili el atma ile hukuki el atma ayrımı, görevli mahkeme, süre ve zamanaşımı, tazminatın hesaplanması, faiz talebi, ecrimisil, kısmi el atma, enerji nakil hattı dosyaları ve dava sürecinde yapılan tipik hatalar ele alınmaktadır.
Kamulaştırmasız El Atmanın Hukuki Dayanağı
Anayasa'nın 46. maddesi, idarenin bir taşınmaza ancak kamu yararı kararı alarak, bedelini peşin ödeyerek ve kanundaki usulü izleyerek el koyabileceğini öngörür. İdare bu usulü hiç işletmeden taşınmaza fiilen müdahale ederse ya da imar planıyla taşınmazın kullanımını kalıcı biçimde kısıtlayıp kamulaştırma yükümlülüğünü yerine getirmezse, ortaya kamulaştırmasız el atma çıkar. Kurumun kökeni, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararına dayanır. Bu karara göre malik, idarenin usulsüz el koymasına karşı iki yoldan birini seçebilir: el atmanın önlenmesini (men'i müdahale) isteyebilir ya da mülkiyetin idareye geçmesine razı olup taşınmazın bedelini talep edebilir.
Kurumun özel hukuktaki dayanağı Türk Medeni Kanunu m.683'tür; malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kişiye karşı istihkak ve el atmanın önlenmesi davası açabilir. Bedel ve değerleme esasları 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11. maddesinde, eski tarihli el atmalara ilişkin özel düzenleme Geçici 6. maddede, imar kısıtından doğan hukuki el atma ise Ek 1. maddede düzenlenmiştir.
Fiili El Atma ile Hukuki El Atma Arasındaki Fark Nedir?
Kamulaştırma dosyalarının en başında yapılması gereken iş, olayın fiili el atma mı yoksa hukuki el atma mı olduğunu belirlemektir. Bu ayrım, görevli mahkemeyi, ispat yükünü ve dava stratejisinin tamamını değiştirir.
Fiili el atma, idarenin taşınmaza doğrudan fiziksel olarak müdahale etmesidir: yol yapılması, üzerine bina veya park inşa edilmesi, beton dökülerek otopark yapılması, enerji nakil hattı direği dikilmesi, kanal açılması gibi. Burada idarenin taşınmazı kalıcı biçimde bir kamu hizmetine tahsis etme niyeti ve malikin kullanımının fiilen ortadan kalkması aranır. Geçici bir işgal, örneğin bir inşaat sırasında komşu parsele geçici olarak malzeme yığılması, fiili el atma sayılmaz.
Hukuki el atma ise idarenin taşınmaza hiç dokunmadan, imar planı yoluyla mülkiyet hakkının kullanımını uzun süreli ve ağır biçimde kısıtlamasıdır. 2942 sayılı Kanun Ek 1 ve imar mevzuatı çerçevesinde, uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içinde idarenin imar programı, imar uygulaması, kamulaştırma veya kısıtlılığı kaldıran plan değişikliği yönünden işlem tesis etmesi gerekir. İdare bu süre içinde işlem tesis etmezse, malik yapılaşma imkanından yararlanamaz, taşınmazı ekonomik değer kaybıyla karşılaşır ve mülkiyet hakkını olağan şekilde kullanamaz hale gelir.
| Ölçüt | Fiili el atma | Hukuki el atma |
|---|---|---|
| Müdahalenin niteliği | Taşınmaza fiziksel ve kalıcı müdahale | İmar planı yoluyla tasarruf yetkisinin kısıtlanması |
| Tipik örnek | Yol, bina, park, enerji hattı, kanal | İmar planında okul, yeşil alan, resmi kurum alanı olarak ayrılma |
| Hukuka aykırılığın başlangıcı | Müdahalenin yapıldığı an | Beş yıllık bekleme süresinin dolması |
| Görevli mahkeme | Asliye Hukuk Mahkemesi | Talebin niteliğine göre değerlendirilir |
| Zilyetlik | Fiilen idareye geçer, tapu malikte kalır | Zilyetlik malikte kalır, yalnızca kullanım kısıtlanır |
Bir parselin bir kısmına fiilen yol yapılıp geri kalan kısmının imar planında kamu alanında bırakıldığı karma dosyalarda, talebin dayandığı müdahale türü ayrıca ayrıştırılmalıdır. Fiili müdahale nedeniyle taşınmaz bedeli veya el atmanın sonuçları talep ediliyorsa adli yargı görevi; yalnızca imar planından kaynaklanan uzun süreli kısıtlama ileri sürülüyorsa idari yargı yolu değerlendirilir. Bu nedenle karma dosyalarda dava açmadan önce el atılan alan, talep edilen bedelin dayanağı ve davalı idarenin işlem veya eylemi birlikte incelenmelidir.
Görevli Mahkeme: Fiili El Atma ve Hukuki El Atma Ayrımı
Kamulaştırmasız el atma davalarında görevli mahkeme, müdahalenin niteliğine göre belirlenir. Taşınmaza yol yapılması, enerji nakil hattı geçirilmesi, park veya bina inşa edilmesi, kanal açılması gibi fiziksel ve kalıcı müdahaleler fiili el atma niteliğindedir. Fiili el atma halinde görevli mahkeme, taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Dosyada yalnızca imar planından kaynaklanan ve taşınmaza fiilen girilmeksizin oluşan bir mülkiyet kısıtlaması varsa, uyuşmazlık hukuki el atma niteliğindedir ve 30.01.2026 tarihinden sonra açılacak davalarda görevli mahkeme İdare Mahkemesidir. Buna karşılık taşınmazın bir kısmına yol, park, tesis, enerji hattı veya benzeri kalıcı fiziksel müdahale yapılmışsa uyuşmazlık fiili el atma niteliğindedir ve görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olmaya devam eder. Anayasa Mahkemesi'nin 16.01.2025 tarihli ve E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararıyla, hukuki el atma kapsamında açılacak bedele ilişkin davaları adli yargıya bağlayan düzenleme iptal edilmiştir; iptal hükmü kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girmek üzere ertelenmiştir.
Yanlış yargı yolunda açılan dava, yargı yolu caiz olmadığı gerekçesiyle usulden reddedilebilir; bu nedenle dava açmadan önce olayın fiili mi hukuki mi olduğunun netleştirilmesi ilk aşamada yapılması gereken temel değerlendirmedir.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Hangi Belgeler Gerekir?
Dava dosyasının sağlam kurulması için dava açılmadan önce belirli belgelerin toplanması gerekir. Tapu kaydı ve üzerindeki takyidatlar, kadastro paftası, varsa kamulaştırma şerhi veya kıymet takdiri kayıtları bunların başında gelir. Hukuki el atma iddiasında imar planı örneği, plan notları ve planın kesinleşme tarihi; fiili el atma iddiasında ise müdahalenin başlangıç tarihini gösteren hava fotoğrafı, uydu görüntüsü, tutanak veya idareyle yapılan yazışmalar önem taşır.
Malik vefat etmişse veraset ilamı, paylı mülkiyette pay oranını gösteren tapu kaydı ve davayı takip edecek vekil için düzenlenmiş vekaletname de dosyaya eklenmelidir. Bu belgelerin dava açılmadan önce toplanması, bilirkişi incelemesinin sağlıklı yürütülmesini ve görev ile husumet tartışmalarının erken aşamada netleşmesini sağlar.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Süre ve Zamanaşımı
Fiili kamulaştırmasız el atmaya dayalı taşınmaz bedeli talebi, mülkiyet hakkına dayandığı için klasik alacak zamanaşımı gibi değerlendirilmez. 2942 sayılı Kanun'un 38. maddesinde yer alan yirmi yıllık hak düşürücü süre Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğinden, fiili el atma nedeniyle taşınmaz bedeli talebinde özel bir hak düşürücü süre uygulanmaz.
Ancak bu kural, dosyadaki tüm taleplerin süresiz olduğu anlamına gelmez. Ecrimisil talebi geriye dönük beş yıllık dönemle sınırlıdır. 09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihleri arasındaki eski tarihli fiili el atmalarda 2942 sayılı Kanun Geçici 6. madde kapsamında uzlaşma başvurusu dava şartı olarak gündeme gelir. Uyuşmazlık idari işlem veya idari eylemden kaynaklanan bir tam yargı davası niteliğindeyse, İYUK m.13 başvuru ve dava süreleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle kamulaştırmasız el atma dosyasında süre incelemesi tek başlık altında yapılmamalıdır. Taşınmaz bedeli, ecrimisil, hukuki el atma, idari zarar, eski tarihli el atma ve kadastro-tapu geçmişi ayrı ayrı kontrol edilmelidir.
Kamulaştırmasız El Atma Davalarında Tazminatın Hesaplanması
Tazminat, taşınmazın el konulduğu tarihteki değil, dava tarihindeki gerçek değeri üzerinden belirlenir. 2942 sayılı Kanun'un 11. maddesi, taşınmazın cinsine göre iki farklı değerleme yöntemi öngörür.
Arsa niteliğindeki taşınmazlarda emsal karşılaştırması yöntemi uygulanır. Bilirkişi kurulu, dava tarihine yakın, özel amaçlı olmayan ve dava konusu taşınmazla nitelik bakımından benzer emsal satışları inceler; imar durumu, yol cephesi, altyapı imkanları ve ticari merkezlere mesafe gibi unsurları dikkate alarak m² birim değerini belirler.
Arazi niteliğindeki taşınmazlarda ise net gelir (kapitalizasyon) yöntemi esas alınır. Taşınmazın bulunduğu bölgede yaygın olarak yetiştirilen ürünler tespit edilir, tarım müdürlüklerinden alınan verim ve maliyet verileriyle yıllık net gelir hesaplanır ve bu gelir bölgeye özgü kapitalizasyon oranına bölünerek arazinin rayiç değerine ulaşılır.
Taşınmazın şehir merkezine yakınlığı, gelişim potansiyeli ya da ana yola cephesi gibi unsurlar, tespit edilen rayiç değere makul bir oranda objektif değer artışı olarak yansıtılabilir. Mahkeme bedele hükmederken, bedel karşılığı mülkiyet devri ilkesi gereği taşınmazın davalı idare adına tesciline de resen karar verir.
Bilirkişi raporuna itiraz ederken teknik ve somut gerekçeler kullanılması önem taşır: seçilen emsallerin dava konusu taşınmazla imar, cephe ve alan bakımından karşılaştırılmadığı, üstün-eksik yön düzeltmesinin soyut bırakıldığı, objektif değer artırıcı unsurun uygulanmadığı ya da el atma alanının koordinatla gösterilmediği gibi noktalar somut belgeyle desteklenerek ileri sürülmelidir.
Kısmi El Atmada Kalan Taşınmazın Değer Kaybı İstenebilir mi?
İdare taşınmazın yalnızca bir kısmına el atmış olabilir; örneğin parselin bir bölümünden yol geçirilmiş veya taşınmaz üzerinde irtifak koridoru kurulmuş olabilir. Bu durumda dava yalnızca el atılan bölümün bedeliyle sınırlı tutulmamalıdır. Proje bütünlüğü ilkesi gereği, el atılan kısım nedeniyle taşınmazın geri kalan bölümünde de kullanım güçlüğü veya değer kaybı oluşuyorsa, bu kaybın tazminat talebine dahil edilmesi gündeme gelebilir.
Kalan kısımdaki değer kaybı, taşınmazın bütünlüğünün bozulup bozulmadığı, erişim ve kullanım imkanının ne ölçüde etkilendiği ve el atılan alanın taşınmazın genel niteliğine oranı gibi teknik unsurlarla bilirkişi incelemesinde ortaya konulmalıdır. Bu talep dava dilekçesinde açıkça belirtilmezse, mahkemenin taleple bağlılığı ilkesi gereği kendiliğinden dikkate alınmayabilir.
Enerji Nakil Hattı veya Direk Geçen Taşınmazlarda Tazminat
Enerji nakil hattı, direk, trafo veya benzeri bir irtifak koridoru taşınmazın üzerinden geçiyorsa, bu durum taşınmazın tamamının değil, etkilenen alanın kısıtlanması niteliğindedir. Böyle dosyalarda taşınmazın tam bedeli yerine, doğrudan el atılan alanın bedeli ile irtifak nedeniyle geri kalan kısımda oluşan kullanım kısıtının değer kaybı ayrı ayrı hesaplanır.
İrtifak koridorunun genişliği, hattın taşınmazı hangi yönde ve oranda böldüğü, tarımsal veya yapılaşma amaçlı kullanımı ne ölçüde engellediği bilirkişi raporunda somut biçimde gösterilmelidir. Bu tür dosyalarda husumet, hattın niteliğine ve işletme yetkisine göre ilgili iletim veya dağıtım şirketine, ilgili idareye ya da sorumlu kuruma yöneltilmelidir. Bu belirleme yapılmadan açılan dava, hasım itirazı ve usuli kayıp riski doğurabilir.
Kamulaştırmasız El Atma ile Kamulaştırma Bedeline İtiraz Arasındaki Fark
Kamulaştırmasız el atma davası ile kamulaştırma bedeline itiraz davası aynı hukuki zemine dayanmaz. Kamulaştırmasız el atmada idare, usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yapmadan taşınmaza müdahale etmiştir; malik, kamulaştırma yapılmadan ortaya çıkan müdahalenin sonuçlarına karşı dava açar. Kamulaştırma bedeline itirazda ise idare kamulaştırma sürecini işletmiş, ancak malik belirlenen veya mahkemece tespit edilmesi istenen bedelin taşınmazın gerçek değerini karşılamadığını ileri sürmektedir.
Bu iki dava türü arasında görev, süre ve talep yapısı bakımından önemli farklar vardır. Kamulaştırma bedeline ilişkin uyuşmazlıklarda süre ve usul; tebliğ edilen belgenin niteliğine, kamulaştırma işleminin hangi aşamada olduğuna, bedel tespiti ve tescil davası açılıp açılmadığına ve acele kamulaştırma bulunup bulunmadığına göre ayrıca değerlendirilmelidir. Kamulaştırmasız el atmada ise fiili el atmaya dayalı taşınmaz bedeli talebi, mülkiyet hakkına dayandığı için klasik alacak zamanaşımı gibi ele alınmaz. Bu ayrımın dosyanın başında doğru yapılması, dava dilekçesinin kurgusunu ve talep edilecek kalemleri doğrudan etkiler.
Mirasçılar ve Paydaşlar Kamulaştırmasız El Atma Davası Açabilir mi?
Kamulaştırmasız el atma davasını, taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı maliki açabilir. Taşınmaz paylı mülkiyete tabi ise her paydaş, diğer paydaşların onayına gerek olmaksızın yalnızca kendi payına düşen bedel için dava açabilir. Bu durumda dava, paydaşın kendi payı ile sınırlı yürütülür.
Malik vefat etmişse, dava hakkı mirasçılara geçer. Ancak mirasçılar bakımından taşınmazın elbirliği mülkiyetine tabi olup olmadığı ayrıca incelenmelidir. Elbirliği mülkiyetinde miras ortaklığının birlikte hareket etmesi, tüm mirasçıların davaya katılması veya terekeye temsilci atanması gerekebilir. Taşınmaz paylı mülkiyete dönüştürülmüşse, her paydaş kendi payı yönünden bağımsız dava açabilir.
Bu ayrım, uzun yıllar önce el konulmuş ve sonradan mirasçılara intikal etmiş taşınmazlarda özellikle önemlidir. Dava açılmadan önce tapu kaydı, veraset ilamı, intikal işlemleri, pay oranları ve miras ortaklığının temsil durumu birlikte incelenmelidir. Aksi halde dava, aktif husumet veya taraf teşkili eksikliği nedeniyle usuli sorunlarla karşılaşabilir.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Faiz Ne Zaman Başlar?
Kamulaştırmasız el atma davasında faiz talebi, taşınmaz bedelinin gerçek karşılığının korunması bakımından önemlidir. Fiili el atmaya dayalı bedel davalarında faiz, kural olarak dava tarihinden itibaren talep edilir. Ecrimisil yönünden ise her dönem için ayrı muacceliyet tarihi veya dönem sonu esas alınarak faiz talebi kurulabilir; bu mümkün görülmezse dava tarihinden itibaren faiz istenmelidir.
Yüksek enflasyon dönemlerinde yalnızca yasal faiz işletilmesi, hükmedilen bedelin gerçek değerini korumakta yetersiz kalabilir. Anayasa'nın 46. maddesinin dördüncü fıkrası bu noktada açık bir güvence içerir: taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde, kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanacağını emredici biçimde düzenler.
Bu karar doğrudan taksitli ödeme haline ilişkindir; ancak Anayasa'nın 46. maddesinin dördüncü fıkrasındaki "herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde" ifadesi geniş yorumlanmaya elverişlidir ve kamulaştırmasız el atma bedellerinde de kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin talep edilmesi için dayanak oluşturabilir. Bu nedenle dava dilekçesinde faiz talebi yalnızca "yasal faiz" olarak değil, Anayasa m.46/4 ve E.2024/4 sayılı karara atıfla, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz olarak da kurulmalı; mahkemenin bu talebi nasıl karşılayacağı somut dosyaya göre takip edilmelidir.
Kamulaştırmasız El Atma Davasında Ecrimisil Bedeli
Ecrimisil, idarenin taşınmazı dava tarihinden önceki dönemde haksız olarak kullanmasının karşılığı olan bir tazminattır ve taşınmaz bedelinden bağımsız, ayrı bir taleptir. Malik yalnızca taşınmaz bedelini talep edip geçmiş kullanım kaybını dava dışı bırakırsa, özellikle uzun süreli el atmalarda ciddi bir alacak kalemi eksik kalabilir. Taşınmazın fiilen kiraya verilmemiş olması, tek başına ecrimisil talebini ortadan kaldırmaz; idarenin müdahalesi nedeniyle malikin kullanım imkanının engellenmesi ve taşınmazın ekonomik kullanım değerinin bulunması, ecrimisil değerlendirmesinde dikkate alınır.
Ecrimisil, geriye dönük beş yıllık dönem için hesaplanır ve emsal kira bedeli, ürün geliri ya da kullanım değeri üzerinden bilirkişi marifetiyle belirlenir. Dava dilekçesinde bedel ve ecrimisil taleplerinin ayrı kalemler halinde, her biri için ayrı faiz başlangıcı belirtilerek kurulması, hükmün sonradan icra aşamasında tartışmasız uygulanabilmesi açısından önemlidir.
Bilirkişi İncelemesi ve Dava Süreci Nasıl İlerler?
2942 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca, dosyada uzman bilirkişi kurulu ile mahallinde keşif yapılması zorunludur. İyi kurulmuş bir dosyada davacı, bilirkişi incelemesini pasif biçimde beklemek yerine, tapu ve kadastro geçmişini, imar planı kronolojisini, hava fotoğraflarını, varsa idareyle yapılan yazışmaları ve emsal satış verilerini önceden toplayarak dosyaya sunmalıdır.
Bedelin dava açılmadan önce kesin olarak bilinmesi mümkün olmadığından, dava dilekçesinde talep sonucu dikkatli kurulmalıdır. Dosyanın niteliğine göre belirsiz alacak davası, kısmi dava veya değer artırımına imkan veren usuli yol tercih edilebilir. Bilirkişi raporu sonrasında artırılan kısım bakımından faiz başlangıcı ayrıca tartışma konusu olabileceğinden, dava dilekçesinde faiz talebi açık ve ihtirazi kayıt içerecek şekilde kurulmalıdır.
Husumetin doğru idareye yöneltilmesi, davanın esasına girilebilmesi bakımından belirleyici unsurlardan biridir. İmar planı belediyeden, fiili müdahale ayrı bir kurumdan, enerji hattı ise dağıtım veya iletim şirketinden kaynaklanıyorsa, sorumlu idare zinciri baştan haritalanmalı ve dava doğru hasma yöneltilmelidir. Yanlış hasım seçimi, dosyanın esasa girmeden kaybedilmesine yol açabilir.
İcra ve Harç Rejimi
Kamulaştırmasız el atma davalarında hükmün taşınmazın aynına ilişkin bölümü ile para alacağına ilişkin bölümü ayrı değerlendirilmelidir. Tazminat alacağı yönünden kararın kesinleşmeden icraya konulması mümkündür; bu durum, istinaf ve temyiz aşamalarının uzun sürdüğü dosyalarda malikin alacağına daha erken ulaşmasını sağlar. Ancak tapu iptali, tescil veya terkin gibi ayni sonuç doğuran kısımlar bakımından kesinleşme şartı ayrıca dikkate alınmalıdır.
04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalarda nispi harç ve nispi vekalet ücretine hükmedilmesi esastır; 1956-1983 arası dönemdeki el atmalarda ise Geçici 6. madde uyarınca maktu harç ve vekalet ücreti uygulanır.
Dava Sürecinde Yapılan Tipik Hatalar
Kamulaştırmasız el atma dosyalarında usul veya değerleme hataları, talep edilebilecek bedelin eksik ileri sürülmesine ya da davanın esasa girilmeden reddedilmesine yol açabilir. Bunların başında, olayın fiili mi hukuki mi olduğunun netleştirilmeden dava açılması gelir; bu belirsizlik, yanlış yargı yolunda dava açılmasına ve dosyanın usulden reddine yol açabilir. İkinci hata, ecrimisil talebinin unutulmasıdır; yalnızca taşınmaz bedeli istenip geçmiş kullanım kaybının dava dışı bırakılması, uzun süren el atmalarda ciddi bir hak kaybı doğurabilir.
Üçüncü hata, bilirkişi raporunun pasif biçimde beklenmesidir. Emsal seti, imar durumu ve değerleme tezi dava açılırken kurulmazsa, rapor davalı idarenin lehine şekillenebilir. Dördüncü olarak, yanlış hasım seçimi önemli bir kayıp nedenidir; imar planı, fiili müdahale ve altyapı hattı farklı kurumlardan kaynaklanıyorsa, sorumlu idare zinciri baştan doğru haritalanmalıdır. Son olarak, faiz talebinin eksik veya belirsiz kurulması, mahkemenin taleple bağlılığı ilkesi gereği hükmün eksik kalmasına yol açabilir; bu nedenle dava dilekçesinde bedel, ecrimisil ve faiz talepleri ayrı kalemler halinde ve güncel içtihada atıfla kurulmalıdır.
Sonuç ve Değerlendirme
Kamulaştırmasız el atma davası, yalnızca taşınmaz bedelinin talep edildiği basit bir tazminat davası değildir. Dosyanın başında yapılacak fiili el atma-hukuki el atma ayrımı, görevli mahkemeyi, dava süresini, talep edilecek bedeli, ecrimisil imkanını, faiz başlangıcını ve husumetin hangi idareye yöneltileceğini doğrudan etkiler.
Bu nedenle dava açılmadan önce tapu kaydı, imar planı, kadastro paftası, el atma alanı, müdahalenin başlangıç tarihi, idarenin işlem veya eylemi, enerji hattı ya da yol gibi fiili kullanım durumu ve emsal değerler birlikte incelenmelidir. Özellikle kısmi el atma, enerji nakil hattı, imar planında kamu alanında bırakılma ve mirasçılara intikal etmiş taşınmazlar bakımından talep sonucu baştan doğru kurulmalıdır.
Sonuç olarak, kamulaştırmasız el atma dosyasında doğru dava stratejisi; yalnızca taşınmazın varlığını değil, idarenin müdahalesinin niteliğini, taşınmazın güncel değerini, geçmiş kullanım kaybını ve yargı yolunu birlikte değerlendirmekle kurulabilir. Süre, görev, bilirkişi raporu, faiz ve ecrimisil başlıkları ayrı ayrı incelenmeden açılacak dava, talep edilebilecek bedelin eksik ileri sürülmesine veya davanın usulden reddine yol açabilir.
