İş Kazası Tazminatı Hesaplama Aracı 2026

İş Kazası Tazminatı Hesaplama | Geçici ve Sürekli İş Göremezlik | topaktas.av.tr

İş Kazası Tazminatı Hesaplama

Geçici & Sürekli İş Göremezlik Tazminatı · TRH 2010 Bakiye Ömür · Kusur Dağılımı · SGK Rücu Tavanı · Yargıtay Kararlarında Benimsenen Hesap İlkeleri Esaslı Ön Hesaplama

© 2026 Av. Buğra Topaktaş — topaktas.av.tr | Bu araç FSEK m.2 kapsamında eserdir. İzinsiz kopyalanamaz.
1
Kişi ve Kaza
2
Maaş ve Kusur
3
Sonuç
Ne Hesaplamak İstiyorsunuz?
Durumunuza uyan seçeneği işaretleyin
Kalıcı Sakatlık
Sürekli iş göremezlik raporu var
Geçici Rapor
İyileşip işe döndü
Ölümlü Kaza
Vefat
Hangisini seçmeliyim? Kazadan sonra kalıcı bir sağlık kaybı (maluliyet) oluşup sağlık kurulundan "sürekli iş göremezlik" raporu alındıysa Kalıcı Sakatlık. İşçi bir süre raporlu kalıp sonra tamamen iyileşerek işe döndüyse Geçici Rapor. Alanları sırayla doldurun; teknik olanları araç kendisi hesaplar. Sonuç kesin tutar değil, fikir veren bir ön tahmindir.
Ölümlü İş Kazası — Destekten Yoksun Kalma
Ölümlü iş kazasında destekten yoksun kalma tazminatı; hak sahiplerinin belirlenmesi, destek paylarının zamanla değişen dağıtımı, eşin yeniden evlenme olasılığı, anne-baba destek payları ve SGK ölüm geliri gibi dosyaya özgü çok sayıda değişkene bağlıdır. Bu değişkenler standart bir ön hesaba sığmayacak kadar belirleyici olduğundan, bu araç ölümlü kazalarda otomatik tutar üretmez. Geçici ve sürekli iş göremezlik hesapları için yukarıdaki kaza türlerini kullanabilirsiniz.
Kişisel Bilgiler
Kazazedenin kimlik ve yaş bilgileri
Erkek
Kadın
Sigorta Bilgileri
SGK kaydı tazminat sürecini etkiler
İş kazası bildirimi yapılmamış görünüyor. Sigortasız çalışma tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. Önce hizmet tespiti davası açılarak çalışma ilişkisi ispatlanmalı, kaza SGK'ya iş kazası olarak tescil ettirilmelidir. Bu araç, SGK tescili yapılmış kazalar için doğru sonuç verir.

1. İş Kazası Tazminatı: Hukuki Çerçeve ve Bu Rehberin Kapsamı

İş kazası, Türk sosyal güvenlik ve borçlar hukukunun kesişim noktasında duran, iki ayrı tazmin sistemini aynı anda harekete geçiren bir hukuki olgudur. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesi iş kazasını tanımlar ve SGK'nın sigortalıya sağlayacağı ödenek ve gelirleri düzenler; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 417. maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ise işverenin işçiyi gözetme borcunu ve bu borcun ihlalinden doğan tazminat sorumluluğunu kurar. Kazaya uğrayan işçi — veya ölümlü kazada geride kalanları — bu iki sistemden ayrı ayrı ve birbirini tamamlayan taleplerde bulunur.

Bu rehber, yukarıdaki hesaplama aracının hukuki altyapısını oluşturan kuralları açıklamaktadır: iş kazasının tanımı ve kapsamı, işverenin sorumluluğunun dayanağı, maddi tazminatın dört dönemli aktüeryal hesabı, kusur dağılımının uygulanması, SGK gelirlerinin mahsubunda rücu tavanı kuralı ve süreç boyunca işçiyi bekleyen usul tuzakları. Amaç, kazazedenin veya yakınlarının haklarını eksiksiz görebilmesi; aracın ürettiği ön hesabın hangi varsayımlara dayandığını bilerek yorumlayabilmesidir.

2. Hangi Olaylar İş Kazası Sayılır?

5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi iş kazasını geniş bir çerçevede tanımlar. Buna göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle, görevli olarak işyeri dışına gönderilmesi sırasında, emziren kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda ve işverence sağlanan taşıtla işin yapıldığı yere gidiş-geliş sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaylar iş kazasıdır.

Tanımın kritik özelliği, illiyet bağının geniş yorumlanmasıdır. Yargıtay yerleşik içtihadında, işyerinde geçirilen kalp krizini, servis aracında meydana gelen trafik kazasını, hatta iş nedeniyle görevli gidilen şehirde otel odasında gerçekleşen olayları dahi iş kazası kapsamında değerlendirmiştir. İşyerinde bulunma unsuru, olayın işle doğrudan ilgisi bulunmasa bile kazayı iş kazası hâline getirebilir. Buna karşılık işçinin kendi aracıyla, güzergâh dışına çıkarak işe gelirken geçirdiği kaza kural olarak kapsam dışıdır.

Pratik önem: Bir olayın SGK tarafından iş kazası olarak tescil edilmesi ile işverenin tazminat sorumluluğu ayrı ayrı değerlendirilir. SGK tescili, sosyal güvenlik edimlerinin işletilmesi ve olayın iş kazası niteliğinin ispatı bakımından büyük önem taşır; ancak işverene karşı tazminat davasının mutlak bir ön koşulu değildir ve tescil tek başına işverenin kusurlu olduğu anlamına gelmez. Kusur, ayrı bir teknik bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

3. İşverenin Sorumluluğunun Hukuki Temeli

İşverenin iş kazasından doğan tazminat sorumluluğunun temeli, TBK m.417'de düzenlenen işçiyi gözetme borcudur. İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmakla yükümlüdür. 6331 sayılı Kanun bu yükümlülüğü somutlaştırır: risk değerlendirmesi yapmak, işçiye eğitim vermek, kişisel koruyucu donanım sağlamak, sağlık gözetimini yürütmek işverenin kanuni ödevleridir. Bu ödevlerden herhangi birinin ihlali, kusur sorumluluğunu doğurur.

Yargıtay uygulamasında işverenin sorumluluğu kusur sorumluluğu esasına dayanmakla birlikte, işverenin alması gereken önlemler en üst düzeyde aranır. İşçinin deneyimli olması, tehlikeyi bilmesi veya talimatlara aykırı davranması, işvereni denetim ve gözetim yükümlülüğünden kurtarmaz. Tehlikeli işlerde işverenin yalnızca talimat vermesi yeterli görülmez; talimatın fiilen uygulanmasını denetlemesi de beklenir. Bu nedenle uygulamada işverenin tamamen kusursuz bulunduğu iş kazası dosyası istisnaidir.

4. Kazadan Sonra İlk Adımlar: Bildirim ve SGK Süreci

İşveren, iş kazasını kazadan sonraki üç iş günü içinde SGK'ya bildirmekle yükümlüdür (5510 s.K. m.13/2). Bildirim yapılmazsa veya geç yapılırsa işveren idari para cezasıyla karşılaşır; ancak işçi açısından asıl risk, kazanın hiç tescil edilmemesidir. İşverenin bildirmediği bir kazada işçi, kazayı kendisi SGK'ya bildirebilir; SGK müfettiş incelemesiyle olayın iş kazası olup olmadığını tespit eder. SGK'nın olumsuz tespiti hâlinde iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açılması gerekir.

SGK, tescil edilen iş kazasında sigortalıya iki temel edim sağlar: tedavi süresince geçici iş göremezlik ödeneği (yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavide üçte ikisi — 5510 s.K. m.18) ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı %10 ve üzerinde ise sürekli iş göremezlik geliri (5510 s.K. m.19). Bu edimler işverenden istenecek tazminatın yerine geçmez; ancak aşağıda açıklanacağı üzere belirli sınırlar içinde tazminattan mahsup edilir.

Sigortasız işçi tuzağı: Sigortasız çalıştırılmak tazminat hakkını ortadan kaldırmaz — ancak yolu uzatır ve ispat yükünü ağırlaştırır. Sigortasız çalışma hâlinde; hizmet kaydının bulunup bulunmadığı, SGK'nın olay hakkındaki işlemi ve çalışma ilişkisinin ispat durumu birlikte değerlendirilir. Somut dosyaya göre hizmet tespiti davası, iş kazasının tespiti davası veya tazminat davasında bu hususların bekletici mesele yapılması gerekebilir. Hizmet tespiti davasının hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayan 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu (5510 s.K. m.86) unutulmamalı; gecikmek hem süre hem ispat riskini büyütür.

5. İş Kazasında Talep Edilebilecek Tazminat Türleri

İş kazası geçiren işçi — ölümlü kazada ise geride kalan hak sahipleri — işverene karşı dört ayrı tazminat kalemi ileri sürebilir. Bunların her biri farklı hukuki temele ve farklı hesap yöntemine dayanır; birinin talep edilmesi diğerini engellemez.

Tazminat TürüKim Talep Eder?Neyi Karşılar?Dayanak
Geçici iş göremezlik zararıKazazede işçiTedavi/istirahat süresince uğranan gelir kaybıTBK m.49, 54
Sürekli iş göremezlik tazminatıKazazede işçiKalıcı maluliyet nedeniyle ömür boyu sürecek kazanç kaybıTBK m.49, 54
Destekten yoksun kalma tazminatıÖlenin eşi, çocukları, desteğinden fiilen yararlananlarÖlenin sağlığında sağladığı ekonomik desteğin kaybıTBK m.53
Manevi tazminatKazazede; ölümde veya ağır bedensel zararda yakınları daBedensel bütünlüğün ihlalinden doğan elem ve ıstırapTBK m.56

Bunlara ek olarak tedavi giderleri, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar ve bakıcı giderleri de somut olarak ispatlanmak kaydıyla maddi tazminatın kapsamına girer (TBK m.54). Yukarıdaki hesaplama aracı, bu kalemlerden geçici ve sürekli iş göremezlik zararlarının ön hesabını yapar; manevi tazminat tamamen hâkim takdirinde olduğundan araç rakam üretmez.

Geçici iş göremezlik döneminde SGK'nın ödediği ödenek, yatarak tedavide günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavide üçte ikisidir (5510 s.K. m.18) — ancak bu ödenek fiilen ödendiyse işverenin sorumluluğundan mahsup edilir; ödenmediyse işçi tam gelir kaybını talep edebilir. Burada sigortalılık türü kritik bir ayrım yaratır: 4/b (Bağ-Kur) sigortalılarında geçici iş göremezlik ödeneği kural olarak yatarak tedavi veya bunun devamındaki istirahat hâlinde ve genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin borçların ödenmiş olması şartıyla ödenir. Bu koşullar dosya dışından doğrulanamayacağından, yukarıdaki araç 4/b seçildiğinde otomatik SGK indirimi uygulamaz; yalnızca fiilen ödenen tutarın girilmesine izin verir. Bu yaklaşım, Bağ-Kur'lu kazazedenin tazminatının varsayımsal bir SGK ödeneğiyle haksız yere düşük gösterilmesini önler.

6. Sürekli İş Göremezlik Tazminatı Nasıl Hesaplanır? Dört Dönemli Aktüeryal Yöntem

Sürekli iş göremezlik tazminatının hesabı, Yargıtay kararlarında benimsenen hesap ilkeleriyle şekillenmiş aktüeryal bir yöntemle yapılır. Hesabın temel taşları şunlardır: işçinin kaza tarihindeki giydirilmiş net geliri, sağlık kurulu raporuyla belirlenen meslekte kazanma gücü kaybı oranı, TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu'ndan alınan bakiye ömür ve tarafların kusur oranları. Hesap, işçinin yaşam çizgisi dört döneme bölünerek kurulur.

Bilinen (İşlemiş) Dönem

Kaza tarihinden hesap (bilirkişi raporu) tarihine kadar geçen süredir. Bu dönemde zarar fiilen gerçekleşmiş ve tutarı bilinmektedir; bu nedenle iskonto uygulanmaz. Dönem içindeki her asgari ücret dilimi ayrı ayrı hesaplanır — asgari ücretin yılda iki kez değiştiği yıllarda bu ayrım sonucu ciddi biçimde etkiler. İşçinin gerçek ücreti asgari ücretin üzerindeyse, gerçek ücretin kaza tarihindeki asgari ücrete oranı (ücret katsayısı) her döneme uygulanarak gelir güncellenir.

Aktif Dönem

Hesap tarihinden 60 yaşın dolduğu tarihe kadar süren, işçinin fiilen çalışarak gelir elde edeceği varsayılan dönemdir. Yargıtay uygulamasında aktif dönemin sonu kural olarak 60 yaştır (Yargıtay 10. HD, 2021/5965 E. – 2022/10869 K.). İşleyecek (bilinmeyen) bu dönem için %10 artırım / %10 iskonto yöntemi (progresif rant) uygulanır: gelecekteki ücret artışları ile paranın peşin değere indirgenmesi birbirini dengeler ve net faktör 1'e eşitlenir. Bu yöntem, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.12.2021 tarihli kararında (2018/1027 E. – 2021/1708 K.) 1993'ten bu yana benimsenen yerleşik uygulama olarak teyit edilmiştir; bazı dairelerin SGK verileriyle uyum için savunduğu %5 oranı ise güncel içtihatta tek başına bozma nedeni sayılmamaktadır (Yargıtay 10. HD, 2022/3387 E. – 2023/4251 K.). SGK'nın kendi iç hesaplarında kullandığı %5 iskonto oranı ile sigorta hukukundaki %1,8 teknik faiz, iş kazasının gerçek zarar hesabında kural olarak uygulanmaz; bununla birlikte uygulamada bilirkişiler arasında yöntem farklılıkları görülebildiğinden, yukarıdaki araç yaygın kabul gören bu yaklaşımı bir ön hesap tercihi olarak kullanır — bu üç yöntemin karıştırılması, uygulamada en sık görülen hesap hatalarındandır.

Pasif Dönem

60 yaşından, TRH 2010 tablosuna göre beklenen ömrün sonuna kadar süren dönemdir. Kişi bu dönemde emekli dahi olsa, maluliyeti nedeniyle günlük yaşamında fazladan efor sarf edecektir; Yargıtay bu efor kaybını tazmin edilebilir zarar sayar. Pasif dönemde hesaba esas gelir, AGİ hariç net asgari ücrettir — gerçek ücret bu dönemde uygulanmaz, çünkü çalışma karşılığı gelir varsayımı sona ermiştir. Bu noktada bir içtihat ayrışmasına dikkat çekmek gerekir: daha eski tarihli bazı kararlar, iş göremezlik oranı %60'ın altında kalan işçinin emeklilik sonrası da çalışabileceği gerekçesiyle pasif dönem hesabı yapılmayacağını kabul ediyordu (Yargıtay 10. HD, 2015/22818 E. – 2017/8475 K.). Ancak güncel içtihat çizgisi, iş göremezlik oranının %0 olduğu haller dışında her oranda pasif dönem zararının hesaplanması yönündedir (Yargıtay 10. HD, 2024/8191 E. – 2025/8117 K.). Yukarıdaki araç, bu güncel ve işçi lehine yaklaşımı esas alarak pasif dönemi her oranda hesaplar; somut dosyada bilirkişinin daha eski çizgiyi uygulaması hâlinde sonuç düşebilir.

Çocuk İşçide Efor Kaybı Dönemi

Kaza tarihinde 18 yaşını doldurmamış işçilerde, rapor tarihi ile 18 yaş arasında kalan süre ayrı bir dönem olarak hesaplanır. Bu dönemde çocuğun bir geliri bulunmadığından zarar, AGİ hariç asgari ücret üzerinden efor kaybı olarak nitelendirilir; aktif dönem 18 yaşından itibaren başlatılır.

Yukarıdaki araç bu yöntemin tamamını uygular: dört dönemli yapı, dönem bazlı asgari ücret dilimleri, gerçek ücret endekslemesi, 18 ve 60 yaş geçişlerinin gün bazında bölünmesi ve %10/%10 progresif rant. Girilen veriler doğruysa sonuç, bilirkişi raporunun mantığına paralel bir ön tahmin verir.

7. Kusur Dağılımı: Tazminatı Belirleyen İkinci Büyük Değişken

İş kazası dosyasında kusur; işveren, kazazede işçi, varsa üçüncü kişiler ve kimseye yüklenemeyen kaçınılmazlık payı arasında bilirkişi raporuyla dağıtılır ve toplamı daima %100'dür. Hesaplanan toplam ekonomik zarara işverenin kusur oranı uygulanarak işverenin sorumlu olduğu tutar bulunur. İşçinin müterafik kusuru bu dağılımın içinde zaten hesaba katıldığından, ayrıca ikinci bir indirim yapılmaz — kusurun hem dağılımda hem de sonuçta iki kez düşülmesi, tazminatı haksız biçimde eriten yaygın bir hesap hatasıdır ve Yargıtay bu uygulamayı bozma nedeni sayar.

Kaçınılmazlık payı — deprem, ani sağanak gibi hiçbir tarafın önleyemeyeceği etkenlere düşen kusur bölümü — kural olarak kimseden talep edilemez. Ancak Yargıtay, tehlike sorumluluğunun ağır bastığı hâllerde kaçınılmazlık payının hakkaniyet gereği kısmen işverene yükletilebileceğini kabul etmektedir; bu yönde bir talep dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmelidir. Üçüncü kişinin kusuru varsa, o orana isabet eden zarar üçüncü kişiden ayrıca istenebilir; işveren ile üçüncü kişi zarar görene karşı müteselsilen sorumludur. Ancak burada sık düşülen bir tuzak vardır: SGK, bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değeri için kusurlu üçüncü kişiye de rücu eder (5510 s.K. m.21/4). Üçüncü kişiden brüt kusur payının tamamı talep edilirse, SGK'nın rücu edeceği kısım mükerrer istenmiş olur; davanın bu nedenle reddedilen bölümü üzerinden karşı tarafa vekâlet ücreti ödenmesi riski doğar. Doğru yaklaşım, üçüncü kişiye yöneltilecek talepten SGK rücu payının düşülmesidir — yukarıdaki hesaplama aracı bu neti otomatik gösterir.

8. SGK Gelirinin Mahsubu ve Rücu Tavanı: En Çok Yanlış Yapılan Hesap

SGK'nın kazazedeye bağladığı sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değeri (İPSD), işverenden istenecek tazminattan mahsup edilir; aynı zarar için hem SGK'dan hem işverenden iki kez tahsilat yapılamaz (TBK m.55 denkleştirme ilkesi). Ancak bu mahsup, uygulamada en çok yanlış yapılan işlemdir; çünkü mahsubun iki kesin sınırı vardır ve piyasadaki hesapların büyük bölümü bu sınırları gözetmez.

Birinci sınır — kusur payı: İPSD'nin tamamı değil, yalnızca işverenin kusur oranına isabet eden kısmı mahsup edilir. SGK'nın işverene rücu hakkı 5510 s.K. m.21 uyarınca işverenin kusuruyla sınırlıdır; işveren %60 kusurluysa SGK ancak İPSD'nin %60'ını rücu edebilir, dolayısıyla işçinin tazminatından da ancak bu kısım düşülür. İPSD'nin tamamını düşen bir hesap, işçinin tazminatını haksız biçimde eritir.

İkinci sınır — gerçek zarar tavanı: Yargıtay uygulamasına göre SGK'nın rücu alacağı, işverenin kusuruna isabet eden gerçek zararı hiçbir hâlde aşamaz; İPSD ile hesaplanan gerçek zarar karşılaştırılıp düşük olan tutar esas alınır (Yargıtay HGK, 2018/1027 E. – 2021/1708 K.; iş kazası uyuşmazlıkları 2020 sonrası 10. Hukuk Dairesi'nce görülmektedir). Mahsup; işverenin kusur oranı, SGK'nın rücu kapsamı, İPSD yazısındaki veriler ve aktüer bilirkişi raporunda belirlenen gerçek zarar birlikte değerlendirilerek yapılır. İşçi lehine savunulan görüşe göre İPSD, aktif çalışma döneminin karşılığı bir edim olduğundan pasif dönem zararından mahsup edilmemelidir — bu ayrım özellikle ileri yaştaki kazazedelerde belirleyicidir. Kesin mahsup tutarı, dosyaya özgü SGK yazısı ve bilirkişi hesabı üzerinden belirlenir.

Aracın bu konudaki yaklaşımı: Yukarıdaki hesaplama aracı her iki sınırı da uygular — İPSD önce işveren kusur oranıyla çarpılır, ardından yalnızca aktif nitelikli zararla (bilinen + efor + aktif dönem) sınırlanır; pasif dönem mahsuptan korunur. İPSD bilinmiyorsa sonuç "SGK mahsubu öncesi" olarak işaretlenir; kesin talep tutarı için SGK'dan alınacak İPSD yazısı şarttır.

9. Gerçek Ücretin İspatı: Asgari Ücret Tuzağı

Tazminat, işçinin kaza tarihindeki giydirilmiş net ücreti üzerinden hesaplanır: çıplak maaşa yemek, yol, ikramiye gibi süreklilik arz eden yan ödemeler eklenir. Sorun, Türkiye'de yaygın olan bordroda asgari ücret gösterip elden fark ödeme pratiğidir. Bordro asgari ücret gösteriyorsa ve işçi gerçek ücretini ispatlayamazsa, mahkeme hesabı asgari ücret üzerinden yaptırır — bu, yüksek ücretli bir işçide tazminatı yarı yarıya eritebilir.

Yargıtay, gerçek ücretin araştırılması ilkesini benimser: işçinin yaptığı iş, kıdemi, meslek unvanı dikkate alınarak ilgili meslek odasından emsal ücret sorulur; tanık beyanları, banka kayıtları ve işyeri belgeleri birlikte değerlendirilir. Dava açmadan önce emsal ücret araştırmasının yaptırılması ve delillerin toplanması, tazminatın gerçek düzeyine ulaşması için kritik önemdedir. Buna karşılık belgelenemeyen yüksek ücret iddiası hesaba katılmaz — yukarıdaki araç da aynı ilkeyle, "gelir belgesi yok" seçildiğinde beyan edilen yüksek ücreti değil asgari ücreti esas alır.

10. Maluliyet Oranı: Rapor Nereden Alınır, İtiraz Nasıl Edilir?

Meslekte kazanma gücü kaybı oranı, SGK yönünden Kurum Sağlık Kurulu tarafından, çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranlarına ilişkin mevzuat çerçevesinde belirlenir; yargılama aşamasında üniversite hastanelerinin ilgili kurulları ile Adli Tıp Kurumu raporları da hesaba esas alınabilir. Oran, tazminat hesabının çarpanı olduğundan sonuç üzerindeki etkisi doğrusaldır: %5'lik bir oran farkı, genç bir işçide yüz binlerce lira fark yaratır. SGK'nın belirlediği orana karşı hem işçi hem işveren itiraz edebilir; itiraz üzerine dosya Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu'na, dava aşamasında ise çoğunlukla Adli Tıp Kurumu'na gönderilir.

Kesinleşmemiş bir raporla yapılan her hesap tahminidir. Dava stratejisi açısından önemli olan nokta şudur: maluliyet oranı SGK'nın sürekli gelir bağlama eşiği olan %10'un altında kalsa bile, işverene karşı tazminat davası açılabilir — özel hukuk tazminatında %10 eşiği yoktur; %1'lik kalıcı maluliyet dahi tazmin edilebilir zarardır.

11. Zamanaşımı: Sürelerin Kaçırılması Hakkın Kendisini Kaybettirir

İş kazasından doğan maddi ve manevi tazminat talepleri, TBK m.146 uyarınca 10 yıllık zamanaşımına tabidir; süre kural olarak kaza tarihinden işlemeye başlar. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa — iş kazalarında bu çoğunlukla taksirle yaralama veya taksirle öldürmedir — TBK m.72 uyarınca ceza kanununun daha uzun zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre suçun niteliğine ve TCK m.66'daki üst sınırlara göre belirlenir ve somut olayda 10 yılı aşabilir.

Zamanaşımında iki kritik nüans vardır. Birincisi, maluliyet oranının zaman içinde artması hâlinde gelişen zarar için zamanaşımı, artışın öğrenildiği tarihten başlar; kaza tarihinden yıllar sonra ortaya çıkan komplikasyonlar yeni bir talep hakkı doğurabilir. İkincisi, SGK'ya karşı iş kazasının tespiti istemi ile işverene karşı tazminat istemi ayrı süre rejimlerine tabidir; tespit davasının gecikmesi tazminat davasını da fiilen geciktirir. Sürenin sonuna yaklaşan uyuşmazlıklarda dava türü seçimi de önem taşır: kısmi davada zamanaşımı kural olarak yalnızca talep edilen bölüm bakımından kesilir; belirsiz alacak davası açılabilmesi ise alacağın miktarının dava tarihinde objektif olarak belirlenememesine bağlıdır. Yanlış dava türü seçimi, sürenin bir kısmı bakımından hak kaybına yol açabilir.

12. Ölümlü İş Kazası: Destekten Yoksun Kalma

Ölümlü kazada tazminat, ölenin desteğinden yoksun kalanlara aittir (TBK m.53). Eş, çocuklar ve fiilen destek gören anne-baba, ölenin sağlığında kendilerine aktardığı ekonomik desteğin karşılığını işverenden talep eder. Hesap; ölenin geliri üzerinden pay esasına göre kurulur, çocukların desteği kural olarak 18 yaşına (yükseköğrenimde 25'e) kadar sürer, çocuklar destekten çıktıkça payları eşe döner ve eşin yeniden evlenme olasılığı istatistik tablolarla indirim konusu yapılır. Her hak sahibi için SGK'nın bağladığı ölüm gelirinin İPSD'si kendi payından, yine rücu tavanı sınırları içinde mahsup edilir.

Bu hesap; evlenme ihtimali tabloları, hak sahiplerinin yaş ve öğrenim durumları ile SGK gelir dağılımının dosyaya özgü değerlendirilmesini gerektirdiğinden, yukarıdaki araçta otomatik hesaplamaya açılmamıştır. Ölümlü iş kazası dosyalarında ön değerlendirme için doğrudan iletişime geçilmesi önerilir.

13. Hesaplama Aracı Nasıl Kullanılır?

Sayfanın üst kısmındaki araç üç adımda çalışır. Birinci adımda kaza türü (sürekli veya geçici iş göremezlik), kazazedenin doğum-kaza-rapor tarihleri, cinsiyeti ve SGK bildirim durumu girilir. İkinci adımda giydirilmiş net gelir, gelir belgesi durumu, çalışma biçimi (tam zamanlı/part-time), iş göremezlik oranı, varsa iyileşme tarihi, kusur dağılımı ve SGK İPSD bilgisi girilir. Üçüncü adımda dönem dönem ayrılmış hesap tablosu, SGK mahsup kutusu, metodoloji açıklaması ve PDF raporu sunulur.

Sonucun isabetli olması için üç girdiye özellikle dikkat edilmelidir: kusur oranları bilirkişi raporundaki değerlerle girilmeli (rapor yoksa %100 işveren kusuru "tavan senaryo" olarak okunmalı), maluliyet oranı kesinleşmiş rapordan alınmalı ve İPSD tutarı SGK yazısından aynen aktarılmalıdır. İPSD girilmeden alınan sonuç, mahsup öncesi brüt talebi gösterir.

14. İş Kazası Tazminatında Sık Yapılan Hatalar

HataSonucuDoğrusu
İPSD'nin tamamını mahsup etmekTazminat haksız biçimde erirYalnızca işveren kusuruna isabet eden kısım, gerçek zarar tavanıyla sınırlı olarak mahsup edilir
Kusuru iki kez indirmekTazminat çift eksilirKusur dağılımı %100 içinde kurulur; işveren oranı bir kez uygulanır
İPSD'yi pasif dönemden düşmekİleri yaşta tazminat sıfırlanırİPSD aktif dönem karşılığıdır; pasif dönem zararına dokunamaz
Bordrodaki asgari ücrete razı olmakTazminat gerçek düzeyin altında kalırEmsal ücret araştırması, tanık ve banka kayıtlarıyla gerçek ücret ispatlanır
%10 altı maluliyette dava açmamakHak tümüyle kaybedilir%10 eşiği yalnızca SGK gelirine ilişkindir; işverene karşı her oran dava edilebilir
Sigortasız çalışmayı hak kaybı sanmakTalepten vazgeçilirHizmet tespiti + tescil + tazminat yolu açıktır; 5 yıllık süre gözetilmelidir
Zamanaşımının sonunu beklemekİspat zorlaşır, süre riski doğarDeliller taze iken dava açılır; gerekirse belirsiz alacak davası yolu kullanılır
İşverenin sunduğu ibranameyi imzalamakHaklardan feragat riskiİbraname sıkı şekil şartlarına tabidir (TBK m.420); imzalamadan önce mutlaka avukata danışılır

15. Sonuç ve Değerlendirme

İş kazası tazminatı, dört dönemli aktüeryal hesabı, kusur dağılımı ve SGK mahsubunun rücu tavanı sınırlarıyla, Türk tazminat hukukunun teknik olarak en yoğun alanlarından biridir. Sonucu belirleyen üç değişken — gerçek ücretin ispatı, maluliyet oranının kesinleşmesi ve kusur dağılımı — dava öncesi hazırlığın kalitesine doğrudan bağlıdır. Yukarıdaki araç, Yargıtay kararlarında benimsenen hesap ilkelerini esas alan bir ön değerlendirme üretir; kesin tutar ise dosyaya özgü bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkar. Kazadan sonraki ilk günlerde atılacak adımlar — bildirim, delil tespiti, tanık listesi, ücret belgeleri — davanın kaderini, çoğu zaman duruşma salonunda söylenecek her şeyden daha fazla etkiler.

Sık Sorulan Sorular

İş kazası tazminatını kimden isteyebilirim — SGK'dan mı işverenden mi?

Her ikisinden, ama farklı kalemler için. SGK; geçici iş göremezlik ödeneği ve oran %10'u aşıyorsa sürekli iş göremezlik geliri bağlar — bunlar dava gerektirmez, tescille kendiliğinden işler. İşverenden ise SGK edimlerinin karşılamadığı gerçek zarar (maddi tazminat) ve manevi tazminat dava yoluyla istenir. SGK'nın ödediği gelirin ilk peşin sermaye değeri, işveren kusuruna isabet eden kısımla sınırlı olarak işverenden istenecek tutardan düşülür.

İşveren kazayı SGK'ya bildirmedi, ne yapmalıyım?

Kazayı kendiniz SGK'ya bildirebilirsiniz; herhangi bir süre kaybetmeden yazılı başvuru yapın. SGK müfettiş incelemesiyle olayın iş kazası olup olmadığını tespit eder. SGK olayı iş kazası saymazsa iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açılır. İşverenin bildirim yükümlülüğü kazadan sonraki 3 iş günüdür; bildirmeyen işveren idari para cezasıyla ve geç bildirimden doğan ödeneklerden sorumlu tutulur.

Kazada benim de kusurum var, tazminat alamaz mıyım?

Alırsınız. İşçinin müterafik kusuru tazminatı ortadan kaldırmaz, yalnızca kusur oranı kadar azaltır. Örneğin %30 işçi, %70 işveren kusurlu bir kazada toplam zararın %70'i işverenden istenir. Dikkat edilmesi gereken nokta, kusurun yalnızca bir kez indirilmesidir — dağılımda hesaba katılan işçi kusurunun sonuçtan ikinci kez düşülmesi hatalı ve bozma nedenidir.

Maluliyet oranım %10'un altında çıktı, dava açabilir miyim?

Evet. %10 eşiği yalnızca SGK'nın sürekli iş göremezlik geliri bağlaması için aranır. İşverene karşı açılacak tazminat davasında böyle bir eşik yoktur; %1'lik kalıcı maluliyet dahi tazmin edilebilir bir zarardır. Ayrıca SGK'nın belirlediği orana Adli Tıp Kurumu incelemesi yoluyla itiraz edilebilir; oranın birkaç puan artması tazminatı önemli ölçüde yükseltir.

Bordrom asgari ücret gösteriyor ama elden fazla alıyordum. Hesap neye göre yapılır?

Gerçek ücretinizi ispatlayabilirseniz hesap gerçek ücret üzerinden yapılır. Yargıtay, gerçek ücretin araştırılmasını zorunlu tutar: meslek odasından emsal ücret sorulur; tanık beyanları, banka hareketleri, işyeri yazışmaları birlikte değerlendirilir. İspat edilemezse hesap asgari ücretten yapılır. Bu nedenle dava öncesinde delil toplamak — özellikle elden ödemeye tanıklık edebilecek çalışma arkadaşlarını belirlemek — tazminatın düzeyini doğrudan etkiler.

Sigortasız çalışırken iş kazası geçirdim. Haklarım nedir?

Tüm haklarınız saklıdır; sigortasızlık işvereni korumaz, aksine sorumluluğunu ağırlaştırır. İzlenecek yol: iş mahkemesinde hizmet tespiti davası açılarak çalışma ilişkisi ispatlanır, kaza SGK'ya iş kazası olarak tescil ettirilir, ardından maddi ve manevi tazminat davası açılır. Hizmet tespiti için hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık süre işler; iş kazası bu sürenin istisnalarındandır ancak beklemek ispatı zorlaştırır.

İş kazası tazminat davası ne kadar sürer, hangi mahkemede açılır?

Görevli mahkeme iş mahkemesidir. Yetki bakımından işverenin yerleşim yeri veya işin görüldüğü yer mahkemesinin yanında, iş kazasından doğan tazminat davalarında kazanın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir (7036 s.K. m.6). Yargılama süresi; maluliyet oranının kesinleşmesine, kusur bilirkişisi incelemesine ve itiraz süreçlerine bağlı olarak dosyadan dosyaya önemli ölçüde değişir. İş kazası tazminat davaları arabuluculuk dava şartına tabi değildir; doğrudan dava açılabilir.

Manevi tazminat ne kadar olur?

Manevi tazminat TBK m.56 uyarınca tamamen hâkimin takdirindedir; kazanın ağırlığı, maluliyet derecesi, tarafların kusur oranları ve sosyo-ekonomik durumları gözetilir. Sabit bir tarife yoktur ve bu sayfadaki araç manevi tazminat için rakam üretmez. Ölümlü kazalarda eş, çocuklar ve anne-baba için ayrı ayrı; ağır bedensel zararda ise yakınlar için de manevi tazminat istenebilir. Somut aralık için emsal karar araştırması gerekir.

Taşeron işçisiyim; asıl işverenden de tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Asıl işveren, alt işverenin (taşeronun) işçilerine karşı iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinden alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur (İş K. m.2, 6331 s.K.). Dava her ikisine birlikte yöneltilebilir; tahsilat hangisinden yapılırsa yapılsın aralarındaki iç ilişkide rücu ederler. Asıl işverenin ekonomik gücü genellikle daha yüksek olduğundan, davanın her iki işverene birlikte açılması tahsil güvenliği açısından önemlidir.

Kaza üzerinden yıllar geçti, maluliyetim arttı. Yeniden tazminat isteyebilir miyim?

Evet. Maluliyet oranındaki artış "gelişen zarar" niteliğindedir ve bu artış için zamanaşımı, artışın öğrenildiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. Önceki davada hükmedilen tazminat, artan oran için yeni bir dava açılmasına engel değildir — yeter ki önceki davada bu haklar saklı tutulmuş ya da o tarihte artış öngörülebilir olmasın. Kontrol muayenelerini düzenli yaptırmak ve raporları saklamak bu hakkın kullanılabilmesi için önemlidir.

İşveren "her şeyini ödedik" diyerek ibraname imzalatmak istiyor. İmzalamalı mıyım?

İmzalamadan önce mutlaka avukata danışın. İbraname TBK m.420'deki sıkı şartlara tabidir: ibra tarihi itibarıyla iş sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en az bir ay geçmiş olmalı, ibra konusu alacakların türü ve miktarı açıkça belirtilmeli ve ödeme banka aracılığıyla yapılmış olmalıdır. Bu şartları taşımayan ibraname geçersizdir; ancak geçerli bir ibraname ciddi hak kaybı yaratabilir. Özellikle maluliyet oranı henüz kesinleşmeden imzalanan ibranameler, gelişen zarar taleplerini tartışmalı hâle getirir.

Bu araçtaki sonuç mahkemede geçerli midir?

Araç, Yargıtay uygulamasındaki yöntemle bir ön tahmin üretir; delil veya bilirkişi raporu niteliği taşımaz. Kesin tutar; mahkemece atanan aktüer bilirkişinin, dosyadaki kesinleşmiş maluliyet oranı, kusur raporu, gerçek ücret araştırması ve SGK İPSD yazısına göre yapacağı hesapla belirlenir. Aracın değeri, dava öncesinde talep düzeyini gerçekçi kurmanıza ve bilirkişi raporunu denetleyebilmenize yardımcı olmasıdır.

Bu makale bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Somut olayınız için mutlaka avukat danışmanlığı alınız. © 2026 Av. Buğra Topaktaş — topaktas.av.tr — Kahramanmaraş Barosu. 5846 sayılı FSEK kapsamında tüm hakları saklıdır; izinsiz kopyalanamaz, çoğaltılamaz.