-
Pzt-Cum 09.00 - 18.30
İçindekiler
ToggleGiriş
Ayıplı mal, tüketiciye teslim edildiğinde sözleşmede kararlaştırılan örnek veya modele uygun olmayan ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımayan maldır. Ayıplı mal karşısında tüketicinin dört seçimlik hakkı vardır: sözleşmeden dönme, bedel indirimi, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme. Bu haklardan hangisinin kime (satıcı, üretici veya ithalatçı) karşı ileri sürülebileceği farklıdır; dönme ve bedel indirimi yalnızca satıcıya, onarım ve değişim ise üretici veya ithalatçıya da yöneltilebilir.
Uyuşmazlık değeri 2026 yılı için 186.000 TL’nin altındaysa tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur; 186.000 TL ve üzerindeki uyuşmazlıklarda ise kural olarak önce dava şartı arabuluculuğa, ardından tüketici mahkemesine başvurulur. Zamanaşımı süresi taşınır mallarda teslimden itibaren iki yıl, konut/tatil amaçlı taşınmazlarda beş yıldır; ikinci el tüketici satışlarındaki özel süreler saklıdır. Ayıp satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse TKHK m.12’deki özel zamanaşımı süreleri uygulanmaz.
Ayıplı Mal Nedir?
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 8. maddesinin birinci fıkrasına göre ayıplı mal, tüketiciye teslimi anında, taraflarca kararlaştırılmış olan örnek ya da modele uygun olmaması ya da objektif olarak sahip olması gereken özellikleri taşımaması nedeniyle sözleşmeye aykırı olan maldır. Ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda, internet portalında ya da reklam ve ilanlarında yer alan özelliklerden birini veya birden fazlasını taşımayan; satıcı tarafından bildirilen veya teknik düzenlemesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan; kullanım amacını karşılamayan veya tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan ya da ortadan kaldıran eksiklikleri içeren mallar da ayıplı kabul edilir. Malın sözleşmede kararlaştırılan süre içinde teslim edilmemesi veya montajının satıcı tarafından ya da onun sorumluluğu altında hatalı yapılması da sözleşmeye aykırı ifa sayılır.
Ayıplı Mal ve Ayıplı Hizmet
Ayıplı mal, satılan ürünün sözleşmede belirtilen niteliklere sahip olmaması durumunda gündeme gelir; örneğin su geçirmez olduğu belirtilen bir montun kısa sürede su alması ayıplı mala örnektir. Ayıplı hizmet ise verilen hizmetin sözleşmeye, mesleki standartlara veya tüketicinin makul beklentilerine uygun şekilde ifa edilmemesidir; bir tadilat firmasının eksik veya kusurlu işçilik çıkarması ayıplı hizmete örnektir. Her iki halde de tüketicinin 6502 sayılı Kanun’daki seçimlik hakları ve tazminat talebi saklıdır.
6502 Sayılı Kanun’da Ayıp İhbar Külfeti Var mı?
Mülga 4077 sayılı Kanun döneminde tüketicinin açık ayıpları teslimden itibaren 30 gün içinde satıcıya bildirmesi ve belirli bir muayene külfeti yerine getirmesi gerekiyordu. 6502 sayılı Kanun bu sistemi değiştirmiş ve tüketici işlemlerinde eski kanundaki 30 günlük ayıp ihbar külfetini kaldırmıştır. Bununla birlikte TKHK m.10/2 uyarınca, sözleşmenin kurulduğu sırada tüketicinin ayıptan haberdar olduğu veya haberdar olmasının kendisinden beklendiği hallerde sözleşmeye aykırılık söz konusu olmaz. Bu nedenle “açık ve gizli ayıp ayrımı hukuken tamamen ortadan kalkmıştır” şeklinde kategorik bir sonuç yerine, tüketicinin özel bir ayıp ihbar süresine tabi olmadığı ve ayıbı bilme halinin ayrıca değerlendirildiği söylenmelidir.
Bu nedenle tüketici, malı teslim alırken tacirler arasındaki satışlarda olduğu gibi kısa ve şekle bağlı bir ihbar süresine tabi değildir; seçimlik haklarını zamanaşımı süresi içinde ileri sürebilir. Bununla birlikte ayıbın sözleşme kurulurken bilindiği veya bilinmesinin beklendiği durumlarda TKHK m.10/2 ayrıca uygulanır. Ticari satışlarda ise TTK m.23 ve TBK m.223 kapsamında farklı muayene ve ihbar kuralları geçerlidir.
Ayıbın Satıcıya Bildirilmesinde İhbar Süreleri
Ticari Satışlarda İhbar ve Zamanaşımı Süreleri
Tarafların her ikisinin de tacir olduğu ticari satışlarda 6502 sayılı Kanun değil, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu birlikte uygulanır. TTK m.23/1-c uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir; açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve ayıp ortaya çıkarsa bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Bu süreler geçtikten sonra ortaya çıkan gizli ayıplarda ise TBK m.223 uygulanır: alıcı, satılanı olağan akışa göre gözden geçirmeli ve ayıbı görürse uygun bir süre içinde bildirmelidir; aksi halde satılanı kabul etmiş sayılır.
Tüketici İşlemlerinde İhbar ve Zamanaşımı Süreleri
Yukarıda açıklandığı gibi, tüketici işlemlerinde ayıbı belirli bir kısa süre içinde ihbar etme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Tüketici, malın tesliminden itibaren işleyen zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını ileri sürebilir. Malın tesliminden itibaren ilk altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında var olduğu kabul edilir ve bu dönemde ispat yükü satıcıya aittir (TKHK m.10/1). Ancak bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyorsa uygulanmaz.
Bir Mal Hangi Nedenlerden Ayıplı Sayılır?
Bir malın ayıplı sayılabilmesi için, malın sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımaması, teknik standartlara aykırı olması, eksik veya hatalı montaj yapılması, imalat hatası bulunması, kullanılamaz durumda olması veya can güvenliği açısından tehlikeli olması gibi durumların bulunması yeterlidir. Ayıbın malın teslim anında mevcut olması veya sonradan ortaya çıksa dahi teslim anında var olduğunun kabul edilebilir nitelikte bulunması şarttır.
Ayıplı Malda Satıcı, Üretici ve İthalatçının Sorumluluğu
TBK m.219 uyarınca satıcı, alıcıya karşı bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından sorumlu olduğu gibi, kullanım amacı bakımından değerini veya alıcının beklediği faydaları azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan da sorumludur; bu ayıpların varlığını bilmese dahi sorumluluğu devam eder. Ayıplı maldan birincil sorumlu, alıcıyla doğrudan sözleşme ilişkisi içinde olan satıcıdır.
Ancak tüketici, ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme haklarını doğrudan üretici veya ithalatçıya karşı da kullanabilir; bu haklar bakımından satıcı, üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur. Buna karşılık sözleşmeden dönme (bedel iadesi) ve bedel indirimi talepleri, sözleşmenin tarafı olmayan üretici veya ithalatçıya yöneltilemez; yalnızca satıcıya karşı ileri sürülebilir.
Ayıplı Çıkan Malda Tüketicinin Hakları: İade, Değişim, İndirim, Onarım
6502 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca tüketici, ayıplı bir ürünle karşılaştığında dört seçimlik haktan birini serbestçe seçebilir.
Sözleşmeden Dönme
Tüketici, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek satış sözleşmesinden dönebilir ve ödediği bedelin iadesini talep edebilir. Mal ile bedelin iadesi karşılıklı ifa ilişkisi içinde değerlendirilir; bedelin iadesine işleyecek faizin başlangıcı ise malın kullanılıp kullanılmadığı, fiilen ne zaman iade edildiği ve somut olayın diğer özelliklerine göre belirlenir.
Satış Bedelinden İndirim
Tüketici ürünü elinde tutmayı tercih ederek ayıp oranında bedel indirimi talep edebilir. Bu hesaplamada Yargıtay’ın yerleşik uygulaması nispi metoddur.
Ücretsiz Onarım ve Ayıpsız Misliyle Değiştirme
Ürün onarılabilir nitelikteyse tüketici ücretsiz tamir talep edebilir; mümkünse ayıplı ürünün aynı özelliklerdeki ayıpsız bir yenisiyle değiştirilmesini de isteyebilir. Ancak TKHK m.11/3 uyarınca, onarım veya değişimin satıcı açısından orantısız güçlükler doğurması halinde (örneğin basit bir parça arızası için tüm ürünün değiştirilmesinin istenmesi), tüketici yalnızca dönme veya bedel indirimi hakkına yönlendirilebilir.
Seçimlik hak kullanımından doğan tüm masraflar (kargo, montaj, işçilik, malzeme) satıcıya aittir; tüketiciden bu giderler talep edilemez. Ayrıca tüketici, seçimlik haklarından biriyle birlikte TBK hükümlerine dayanarak maddi ve manevi tazminat da talep edebilir.
Satıcı Onarım veya Değişim Talebini Kaç Günde Yerine Getirmelidir?
TKHK m.11/4 uyarınca ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değiştirme talebi satıcıya, üreticiye veya ithalatçıya yöneltildiğinde bu talep kural olarak en fazla 30 iş günü içinde yerine getirilmelidir; konut ve tatil amaçlı taşınmazlarda süre 60 iş günüdür. Satış Sonrası Hizmetler Yönetmeliği eki listede yer alan mallar bakımından ise özel azami tamir süreleri uygulanabilir. Sürenin aşılması halinde tüketici diğer seçimlik haklarına yönelebilir.
Sözleşmeden dönme veya bedel indirimi hakkı kullanıldığında, TKHK m.11/5 uyarınca tüketiciye iade edilmesi gereken bedelin tamamı veya indirim tutarı derhal tüketiciye iade edilmelidir. Bununla birlikte bedel iadesine işleyecek faizin başlangıcı, malın fiilen geri verilip verilmediği ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir.
Ayıplı Malda Tüketici Hakem Heyetine Başvuru Süreci
6502 sayılı Kanun m.68 uyarınca, uyuşmazlık değeri kanunda belirlenen parasal sınırın altındaysa tüketici hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınırın altındaki uyuşmazlıklarda doğrudan tüketici mahkemesinde dava açılamaz; öncelikle tüketici hakem heyetine başvurulmalıdır. Parasal sınır ve üzerindeki uyuşmazlıklarda hakem heyetine başvuru yapılamaz; TKHK m.73/A’daki istisnalar saklı olmak üzere önce dava şartı arabuluculuğa, anlaşma sağlanamazsa tüketici mahkemesine başvurulur.
Tüketici hakem heyetine başvuru ücretsizdir. Görevli tüketici hakem heyetine süresinde yapılan başvuru zamanaşımını keser. Başvuruda müracaat dilekçesi, satın almaya ilişkin belgeler (fatura, fiş, sözleşme, dekont, ödeme belgesi), ayıbı gösterir deliller, servis ve ekspertiz raporları sunulmalıdır.
Tüketici Hakem Heyeti Kararına İtiraz Yolu
Tüketici Hakem Heyeti kararlarına karşı taraflar (tüketici veya satıcı), kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde tüketici mahkemesinde itiraz edebilir. İtiraz eden taraf, hakem heyetindeki başvurusunda öne sürdüğü nedenlerle bağlı değildir; mahkeme nezdinde başka nedenler de ileri sürebilir. Tüketici mahkemesinin bu itiraz üzerine vereceği karar kesindir; istinaf kanun yoluna başvurulamaz.
Ayıplı Mal Davalarında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Ayıplı mal nedeniyle açılacak davalarda görevli mahkeme, taraflar tüketici sıfatı taşıyorsa tüketici mahkemeleridir; tüketici mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla görev yapar. Uyuşmazlık ticari amaçla yapılan bir satıştan doğuyorsa ve taraflar tüketici sıfatı taşımıyorsa, görevli mahkeme ticaret mahkemesi veya asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından dava, tüketicinin veya satıcının yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Ayıplı Malda Zamanaşımı Süreleri
6502 sayılı Kanun’un 12. maddesi uyarınca, kanunlarda veya sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk, ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda bu süre beş yıldır.
| Uyuşmazlık türü | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Taşınır mallar (genel) | 2 yıl | TKHK m.12/1 |
| Konut/tatil amaçlı taşınmaz | 5 yıl | TKHK m.12/1 |
| Ticari satışlarda ihbar (açık ayıp) | 2 gün | TTK m.23/1-c |
| Ticari satışlarda muayene (gizli ayıp ihtimali) | 8 gün | TTK m.23/1-c |
| Bağlı kredide kredi verenin sorumluluğu | 1 yıl (teslim edilmişse teslimden; teslim edilmemişse sözleşmedeki teslim/ifa tarihinden itibaren) | TKHK m.30/4, m.35/2 |
Zamanaşımını Ortadan Kaldıran Durum: Ağır Kusur ve Hile
Ayıp, satıcının ağır kusuru veya hilesiyle gizlenmişse TKHK m.12’deki özel zamanaşımı süreleri uygulanmaz. Bu durumda somut talebe uygulanacak zamanaşımı; talebin hukuki dayanağına, sözleşme ilişkisine ve genel hükümlere göre ayrıca belirlenir. Bu nedenle ağır kusur veya hile halinde bütün ayıplı mal uyuşmazlıkları için tek ve değişmez bir ‘10 yıl’ veya ‘20 yıl’ süresi bulunduğu söylenemez.
Ayıplı Malda İspat Yükümlülüğü
6502 sayılı Kanun’un 10. maddesinin birinci fıkrası, ayıplı malda ispat yükünü düzenler: malın tesliminden itibaren ilk altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim anında mevcut olduğu kabul edilir ve bu dönemde ispat yükü satıcıya aittir. Ancak bu karine, malın veya ayıbın niteliği ile bağdaşmıyorsa uygulanmaz. Altı aydan sonra ortaya çıkan ayıplarda ise tüketici, ayıbın teslim anında mevcut olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
Sıfır ve İkinci El Araçlarda Ayıplı Mal Durumu
Sıfır kilometre araçlarda tüketicinin ayıp bulunmaması beklentisi yüksektir; motor, şanzıman veya diğer önemli aksamlarda tekrarlayan veya giderilemeyen arızalar, gizli yazılım hatası, boya kusurları, aracın değişen görmesi veya satış öncesi onarım geçirmesi gibi durumlar ayıplı mal kapsamında değerlendirilir. İkinci el araç satışında ise alıcı, aracın eski olmasından kaynaklanan bazı riskleri de kabul etmiş sayılır; ancak satıcının bildiği ve gizlediği ya da kilometresine göre olağan görülemeyecek arızalar söz konusuysa, araç ikinci el olsa dahi ayıbın varlığı kabul edilir.
Sıfır veya İkinci El Ayıplı Araç Alan Kişilerin Yapması Gerekenler
Ayıplı araç durumunda öncelikle bayi, acente veya satıcıyla iletişime geçilmeli, gerekirse yazılı bir ihtar çekilerek talep edilen hak (değişim, iade, indirim veya onarım) satıcıya bildirilmelidir. Sorunun çözülememesi halinde, uyuşmazlık değeri parasal sınırın altındaysa tüketici hakem heyetine; 2026 yılı için 186.000 TL ve üzerindeyse, TKHK m.73/A’daki istisnalar saklı olmak üzere önce dava şartı arabuluculuğa ve anlaşma sağlanamazsa tüketici mahkemesine başvurulur. Görülecek davada bilirkişi incelemesiyle araçta ayıp bulunup bulunmadığı ve aracın değerine etkisi tespit edilir.
Sıfır veya İkinci El Ayıplı Araçlarda Zamanaşımı
Sıfır araçlarda genel tüketici satışı bakımından ayıplı mal sorumluluğu, kanunda veya sözleşmede daha uzun süre öngörülmemişse teslimden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. İkinci el tüketici satışlarında ise TKHK m.12/2 ayrıca dikkate alınmalıdır: satıcının ayıplı maldan sorumluluğu ikinci el mallarda bir yıldan, ikinci el konut veya tatil amaçlı taşınmazlarda ise üç yıldan az olamaz. Sözleşmede daha uzun süre kararlaştırılmış olması veya ayıbın satıcının ağır kusuru ya da hilesiyle gizlenmesi halinde ayrıca değerlendirme yapılır.
Konut ve Taşınmazlarda Ayıplı Mal Durumu
Konut ve taşınmazlarda ayıplı mal durumu, taşınmazın uygulama projelerine, mahal listesine, sözleşme hükümlerine, şartnamelere, yasal düzenlemelere veya fen ve sanat kurallarına uygun yapılmamasından kaynaklanabilir: temel yapısal hatalar, elektrik/tesisat sorunları, su yalıtımı eksikliği, yangın güvenliği eksiklikleri, peyzaj uygulama hataları, projeye aykırı yapı ve eklentiler, iskan ruhsatının alınamaması gibi durumlar örnek olarak sayılabilir. Taşınmazdaki “eksik iş” de ayıp kapsamında değerlendirilir; taraflar arasındaki sözleşmenin niteliği somut olayda ayrıca incelenmelidir.
Bağlı Kredilerde Bankanın Ayıptan Sorumluluğu
Bağlı kredi, belirli bir mal veya hizmetin finansmanı amacıyla kurulan ve kredi sözleşmesi ile satış/hizmet sözleşmesinin ekonomik birlik oluşturduğu kredi ilişkisidir. Ancak normal bağlı tüketici kredisi ile bağlı konut finansmanı kredisi aynı sorumluluk rejimine tabi değildir; 6502 sayılı Kanun m.30 ve m.35 ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Taşıt ve Diğer Bağlı Tüketici Kredilerinde Bankanın Sorumluluğu
TKHK m.30 kapsamında bağlı tüketici kredisinde tüketici, satıcıya karşı sözleşmeden dönme veya bedel indirimi hakkını kullanırsa, kredi veren de bu talepler bakımından satıcı veya sağlayıcıyla birlikte sorumlu olabilir. Kredi verenin sorumluluğu kural olarak kullanılan kredi miktarıyla ve malın teslimi veya hizmetin ifasından itibaren bir yıllık süreyle sınırlıdır. Ücretsiz onarım veya ayıpsız misliyle değişim talebi bakımından kredi veren bankaya aynı kapsamda genel bir müteselsil sorumluluk yüklenmez.
Bağlı Konut Finansmanında Bankanın Sorumluluğu
Konut finansmanı bakımından TKHK m.35 özel hüküm niteliğindedir. Bağlı konut finansmanı ilişkisinde konut hiç veya gereği gibi teslim edilmezse ya da ayıplı çıkarsa, tüketicinin TKHK m.11’deki seçimlik hakları bakımından konut finansmanı kuruluşunun sorumluluğu m.35 çerçevesinde ayrıca değerlendirilir. Bu sorumluluk da kullanılan kredi miktarı ve kanundaki bir yıllık süreyle sınırlıdır; ancak normal bağlı tüketici kredisindeki yalnız dönme/indirim ayrımı konut finansmanına aynen taşınmamalıdır.
2026’da Belirsiz Alacak Davası Yerine Kısmi Dava
Ayıp nedeniyle talep edilecek bedel indirimi veya tazminat tutarı, bilirkişi incelemesi yapılmadan başlangıçta net olarak belirlenemeyebilir. 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun’la HMK m.107’deki belirsiz alacak davası tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten sonra açılacak davalarda, tutarı belirsiz taleplerde HMK m.109 kapsamında kısmi dava açılmalı ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmalıdır. HMK m.109/4 uyarınca, bilirkişi raporuyla gerçek tutar belirlendiğinde talep, tahkikat sona erinceye kadar bir defaya mahsus olmak üzere ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilir; artırılan kısım için zamanaşımı ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
Ayıplı Mal Davalarıyla İlgili Emsal Mahkeme Kararları
Bu kararların ortak sonucu şudur: tüketici hakem heyetleri ve mahkemeler, yalnızca ürün bedeliyle sınırlı kalmayıp, talebin kapsamını (ürünün fiilen iadesi, manevi tazminat dahil) eksiksiz değerlendirmek zorundadır; heyetin veya mahkemenin talebin bir kısmını gözden kaçırması bozma nedenidir.
Sık Karşılaşılan Hatalar
Talebi yanlış muhataba yöneltmek: Dönme veya bedel indirimi talebinin üretici ya da ithalatçıya yöneltilmesi, husumet yokluğundan ret riski doğurur; bu talepler yalnızca satıcıya yöneltilmelidir.
Parasal sınırı başvuru tarihine göre kontrol etmemek: Hakem heyeti parasal sınırı her yıl değişir; görevli tüketici hakem heyetinin belirlenmesinde başvurunun yapıldığı tarihte geçerli parasal sınır esas alınır.
Bağlı kredi ile konut finansmanını aynı değerlendirmek: Normal bağlı tüketici kredilerinde kredi verenin sorumluluğu esas olarak dönme ve bedel indirimi talepleriyle sınırlıyken, bağlı konut finansmanında TKHK m.35 özel rejimi uygulanır. Her iki durumda da kredi miktarı ve kanundaki süre sınırları ayrıca dikkate alınmalıdır.
2026 sonrası belirsiz alacak davası açmaya çalışmak: 31 Temmuz 2026’dan sonra HMK m.107 kapsamında yeni dava açılamaz; kısmi dava (HMK m.109/4) yoluna gidilmelidir.
Ticari veya mesleki amaçla yapılan satışlarda tüketici mevzuatına dayanmak: Alıcı tüketici sıfatıyla hareket etmiyorsa 6502 sayılı Kanun uygulanmaz; uyuşmazlığın niteliğine göre TTK ve TBK hükümleri esas alınır. Tacir sıfatı tek başına yeterli değildir; işlemin ticari veya mesleki amaçla yapılıp yapılmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç
Ayıplı mal karşısında tüketicinin hakları, 6502 sayılı Kanun’la mülga 4077 sayılı Kanun dönemine göre önemli ölçüde güçlendirilmiştir: mülga 4077 sayılı Kanun dönemindeki kısa ayıp ihbar külfeti kaldırılmış, ilk altı ayda ispat yükü kural olarak satıcıya bırakılmıştır. Buna karşılık dava stratejisinin doğru kurulması için üç unsur belirleyicidir: talebin doğru muhataba (satıcı, üretici, ithalatçı veya banka) yöneltilmesi, güncel parasal sınırın ve zamanaşımı sürelerinin doğru hesaplanması, ve 2026’dan itibaren belirsiz alacak davası yerine kısmi dava yoluna gidilmesi.
Ayıplı Mal İhtarname Örneği (Araca İlişkin)
Aşağıdaki metin bir örnek yapı niteliğindedir; somut olayda taraflar, tarihler ve talep mutlaka uyarlanmalıdır.
