-
Pzt-Cum 09.00 - 18.30
İçindekiler
ToggleSuç Duyurusu Nedir?
Suç duyurusu, gerçekleşen veya gerçekleştiği düşünülen suça konu eylemle ilgili şikayetlerin ilgililerce yetkili mercilere ulaştırılmasına olanak sağlayan hukuki bir mekanizmadır. Bu mekanizma sayesinde suçtan zarar gören kişi veya kurumlar, işlenen bir suçu yetkili makamlara bildirerek şüpheliler hakkında soruşturma başlatılmasını talep edebilmektedirler. Yetkili makamlardan kasıt yalnızca savcılıktır; Zira karakol, jandarma, CİMER, valilik, kaymakamlık gibi makamlar da gelen şikayet dilekçelerini savcılığa aktarmakla yükümlüdürler. Dolayısıyla suçun zarar göreni, mağduru veya muhbirleri, doğrudan yazılı veya sözlü olarak savcılık makamında suç duyurusunda bulunabilecekleri gibi, kolluk birimlerine de başvurabilirler.
Nasıl Suç Duyurusunda Bulunulur?
Suç duyurusunda veya bir diğer adıyla şikayette bulunmak isteyen kişiler, araştırılmasını istenilen suçun gerçekleştiği yerdeki savcılık makamına başvurarak yazılı veya sözlü bir şekilde kimliklerini ibraz etmek suretiyle şikayetlerini bildirebilirler. Kural olarak suç duyuruları yazılı olarak yapılır. Şikayet dilekçesinde gerçekleşen olayın zamanı, oluş şekli, şüphelileri, varsa tanıkların isimleri ve sair hususlar, deliller mutlaka sunularak soruşturmanın mesnetsiz kalmasının önüne geçilmelidir. Önemle ifade edelim ki yapılacak suç duyurusunun kendi içinde tutarlı ve de ispatlanabilir iddiaları haiz olması savcılık makamınca yürütülecek soruşturmadan sonuç alınabilme ihtimalini artıracaktır, dolayısıyla etkin bir soruşturma için bir ceza avukatından hukuki destek almanızı şiddetle tavsiye ederiz.
Suç Duyurusu Yapıldıktan Sonra Süreç Nasıl İlerler?
Şikayet dilekçesi teslim edildikten veyahut savcılık huzurunda sözlü beyanla şikayetçi olunduktan sonra şayet iddia suç teşkil ediyorsa savcılık makamınca soruşturma süreci başlatılır. Bu süreçte savcılıkça gerekli deliller toplanır, varsa tanıklar dinlenerek ifadeleri alınır, bilirkişilere başvurulur, yine gerekirse keşif yapılır ve soruşturma süreci olgunlaştırılır.
Savcılık makamınca yürütülecek soruşturma neticesinde elde edilen deliller göz önünde bulundurularak şüpheli/şüphelilerin, iddia edilen suçu işlediğine/işlediklerine dair yeterli şüphenin oluştuğuna kanaat getirilirse iddianame düzenlenerek kovuşturma, yani mahkeme aşamasına geçilecektir.
Suç Duyurusu Nereye Yapılmalıdır?
İlk olarak doğrudan cumhuriyet Savcılığına başvurularak sözlü veyahut yazılı bir şekilde suç duyurusunda bulunabilirsiniz. Yazılı şikayetler doğrudan müracaat savcılığına teslim edilirken, sözlü şikayetler beyanla birlikte tutanağa geçirilir ve bir nüsha tarafınıza verilir.
Bir diğer yöntem karakol veya jandarma birimlerine başvurmaktır. Suç duyurusunu polis karakolu veya jandarma karakoluna yaptığınızda, şikayetiniz savcılığa intikal ettirilecektir.
E-devlet Üzerinden Suç Duyurusunda Bulunulur Mu?
E-devlet CİMER sistemi üzerinden de şikayet dilekçesi sunma imkanı bulunmaktadır. Bunun için e-devlet üzerinden Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)’ne girerek online olarak da suç duyurusunda bulunabilirsiniz. CİMER üzerinden yapılan ihbar ve şikayetlerin soruşturması yine ilgili savcılığa ve savcılık gerek görürse kolluğa sevk edilerek yürütülmektedir.
Şikayete Bağlı/Bağlı olmayan Suçlar
Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur. Şikâyete tabi suçlar, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) belirli suçlar kategorisinde yer almakta ve bu suçların soruşturulması veya kovuşturulması mağdurun ya da suçtan zarar görenin şikâyetine bağlıdır.
Şikâyete tabi suçlar, kanunda açıkça belirtilmiş olmakla birlikte, mağdurun şikâyeti olmaksızın kamu davası açılması mümkün değildir. Örneğin, hakaret, basit yaralama, tehdit gibi suçlar bu kapsama girer. Bu suçlarda mağdur ya da suçtan zarar gören kişinin savcılığa başvurup şikâyette bulunması gerekir. Şikâyetin ardından, savcılık tarafından soruşturma başlatılır ve gerekli koşullar sağlanırsa kamu davası açılır. Şikâyete tabi suçlarda, mağdurun şikâyeti suçun takibi için şarttır. Eğer şikâyet süresi içinde yapılmazsa, suçun takibi mümkün olmaz. Türk Ceza Kanunu’nda şikâyet süresi, suçun ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay olarak belirlenmiştir. Şikâyet hakkı kullanıldıktan sonra, mağdurun bu hakkını geri alması da mümkündür. Bu durumda soruşturmaya devam edilemeyecek veyahut yargılama düşürülecektir.
Şikâyete tabi olmayan suçlarda ise savcılık, suçu öğrendiğinde re’sen harekete geçer ve soruşturma başlatır. Bu tür suçlar toplumun genel menfaatlerini ilgilendiren daha ağır suçlar olup, mağdurun iradesine bakılmaksızın kamu adına kovuşturma yapılır. Örneğin adam öldürme, cinsel saldırı, hırsızlık, nitelikli dolandırıcılık, uyuşturucu madde ticareti gibi suçlar bu kapsamda olup bu suçların takibi için şikayet aranmaz.
Suç Duyurusu Dilekçesi Nasıl Olmalıdır?
Suç duyurusu veyahut şikayet dilekçesi, bir suçun yetkili makamlara bildirilmesi amacıyla hazırlanır. Bu dilekçe, adli makamların suçu soruşturması ve gerekli işlemleri başlatması adına önemlidir. Yukarıda detaylı izah ettiğimiz üzere suç duyurusu dilekçesinin hukuki açıdan eksiksiz ve doğru bir şekilde hazırlanması, soruşturma sürecinin etkinliği açısından kritik öneme sahiptir. Şayet savcılığa yazılı suç duyurusunda bulunuyorsanız şu hususlara dikkat etmenizi tavsiye ederiz:
- Başlık ve Makamın Belirtilmesi:
- Yazılı şikayet dilekçeleri “Cumhuriyet Başsavcılığına” hitaben yazılır. Eğer suç duyurusu başka bir yetkili makama yapılacaksa, bu makamın adı açıkça belirtilmelidir.
- Dilekçe Sahibinin Kimlik Bilgileri:
- Suç duyurusu yapan kişinin adı, soyadı, T.C. kimlik numarası, adresi ve iletişim bilgileri dilekçede yer almalıdır. Bu bilgiler, savcılığın dilekçe sahibine ulaşabilmesi ve dava sürecinde gerekli bilgilendirmeleri yapabilmesi için önemlidir.
- Olayın Açıklanması:
- Suçun işlendiği olayın detaylı bir şekilde anlatılması gereklidir. Olayın ne zaman, nerede, ve tespiti mümkünse kim tarafından ve nasıl gerçekleştiği açıkça ifade edilmelidir. Bu bölümde, suçun tüm ayrıntıları, varsa tanıklar ve deliller de belirtilmelidir. Olayın net bir şekilde izah edilmesi, soruşturmanın yönlendirilmesi açısından büyük önem taşır.
- Suçun Türü ve İlgili Kanun Maddeleri:
- Suç duyurusunda bulunulan eylemin hangi suça tekabül ettiği ve ilgili kanun maddelerinin belirtilmesi bir zorunluluk olmamakla birlikte, olay kapsamında bütünlük oluşturulması önemlidir. Bu da dilekçenin hukuki olarak daha güçlü olmasını sağlar. Ancak normal bir vatandaştan suç tespitinin tam olarak yapılması beklenemeyeceğinden yaklaşık ifadeler de yeterli olacaktır.
- Delillerin Sunulması:
- Suçu ispatlayacak deliller dilekçeye eklenmelidir. Bu deliller, tanık ifadeleri, fotoğraflar, videolar, yazılı belgeler veya diğer maddi deliller olabilir. Delillerin dilekçede ayrıntılı bir şekilde sunulması, savcılığın olayla ilgili net bir görüş elde etmesine yardımcı olacaktır.
- Tarih ve İmza:
- Son olarak şüphelilerin cezalandırılması için gerekli soruşturmanın başlatılması talep edilip dilekçe, düzenlendiği tarih de belirtilerek imzalanmalıdır. Tarih ve imza, dilekçenin resmi bir belge olarak kabul edilmesi için gereklidir.
Suç Duyurusunda Bulunmak İçin Avukat Zorunluluğu Var Mı?
Hayır, konusu ne olursa olsun yapacağınız suç duyurularında ve gerekse de soruşturma aşamalarında bir avukat ile anlaşmak mecburiyeti yoktur. Bununla birlikte soruşturma sürecinin etkin ve de hızlı bir şekilde yürütülmesi adına uzman bir ceza avukatından hukuki destek almanız yönündeki tavsiyemizi yineliyoruz.
Suç Duyurusunda Bulunmak İçin Ücret Ödenir Mi?
Suç duyurusunda bulunmak için, başta T.C Anayasası ve Ceza Muhakemeleri Kanununca kamu yararı ve adalete kolay ulaşım ilkesi gözetildiğinden hiçbir aşamada vatandaşlardan harç ve masraf talep edilmemektedir. Herhangi bir vatandaş, hiçbir ücret ödemeksizin, savcılığa, kolluk kuvvetlerine (polis veya jandarma) veyahut CİMER üzerinden online olarak suç duyurusunda bulunabilecektir.
Savcılığa Yapılan Suç Duyuruları Ne Zaman Sonuçlanır?
Savcılığa yapılan suç duyurularının sonuçlanma süresi, suçun niteliğine, delillerin yeterliliğine, soruşturmanın karmaşıklığına ve adli makamların iş yüküne bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir.
Öncelikle, suçun türü ve mahiyeti bu süreyi etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Örneğin, basit bir dolandırıcılık vakası ile organize bir suç örgütüne yönelik bir şikayetin soruşturma süreçleri doğal olarak farklı sürelerde tamamlanabilir. Delillerin toplanma süreci, tanıkların ifadelerinin alınması, raporların elde edilmesi gibi teknik incelemeler, bu süreci uzatabilir. Ayrıca, savcılığın mevcut iş yükü ve kaynaklarının durumu da dosyanın ne kadar hızlı işleme alınacağını belirlemektedir.
Soruşturma sonucunda savcılık makamınca, şüphelilere isnat edilen suça yeter delil bulunursa bu halde iddianame düzenlenerek kovışturma aşamasına geçilecektir. Aksi durumda ise delil yetersizliği durumunda dosya takipsizlikle sonuçlanabilir. Bu nedenle, suç duyurularının sonuçlanma süresi birkaç haftadan birkaç aya, hatta bazen daha uzun bir süreye kadar değişebilir. Her vaka kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilir ve bu da sürenin uzamasına veya kısalmasına neden olabilir.
Savcılık Suç Duyurusu Sonrasında Ne Karar Verir?
Yeterli Delil Bulunması Durumu: Savcılık, soruşturma sonucunda suçun işlendiğine dair yeterli delil bulursa, kamu davası açılması için iddianame düzenler. İddianame, suçun işlendiğine dair delillerin ve hukuki dayanakların yer aldığı bir belgedir. Bu durumda, iddianamenin kabulüyle birlikte kovuşturma aşamasına geçilir ve yargılama süreci başlar.
Yeterli Delil Bulunmaması Durumu: Eğer savcılık, suçun işlendiğine dair yeterli delil bulamazsa takipsizlik(kovuşturmaya yer olmadığına) kararı verir. Bu karar, savcılığın suçla ilgili olarak kamu davası açılmasına gerek olmadığı anlamına gelir. Takipsizlik kararı verildiğinde, dosya kapanır ve dava açılmaz. Bu karara karşı suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde kamu davası açılması adına itiraz sunma hakkına sahiptir.
Yetki ve Görev Alanına Girmeme Durumu: Suçun işlendiği yer veya suçun niteliği, savcılığın yetki ve görev alanına girmiyorsa, savcılık yetkisizlik veya görevsizlik kararı verir. Bu durumda, dosya yetkili ve görevli savcılığa veya mahkemeye intikal ettirilir.
Uzlaştırmaya Tabi Suçlar Durumu: Savcılık basit yaralama, mala zarar verme, hakaret gibi uzlaştırma kapsamında bir suçla karşılaştığında tarafları uzlaştırma sürecine yönlendirmektedir. Uzlaştırmacı olarak adlandırılan tarafsız bir kişi, taraflar arasında arabuluculuk rolü üstlenmekte ve şayet taraflar uzlaşırsa, dava açılmasına gerek kalmadan süreç sonlandırılmaktadır. Uzlaşmanın sağlanmaması durumunda ise soruşturmaya kalındığı yerden devam edilir.
Tehdit Suçu (TCK 106) Nedir Ve Nasıl Şikayet Edilir?
Tehdit suçu, bir kişinin kendisine veya yakınlarına karşı haksız bir zarar verileceği yönünde korkutulmasıyla oluşur. Örneğin “Seni öldüreceğim”, “belanı bulacaksın” gibi sözler veya belinde silah gösterip gözdağı vermek tehdit suçunun tipik örnekleridir. Tehdit, mağdurun hayatına, vücut dokunulmazlığına, cinsel dokunulmazlığına veya malvarlığına yönelik olabilir. Fail, sözle, yazıyla, işaretle veya hareketle bu korkuyu yaratabilir. Bu suç, kişinin iç huzurunu ve karar verme özgürlüğünü ağır şekilde ihlal eder.
Şikâyet ve başvuru: Tehdit suçu şikâyete tabi değildir, dolayısıyla savcılık şikayet olmasa da re’sen soruşturma açabilir. Özellikle birinin hayatına veya vücuduna yönelik tehditler resen (kendiliğinden) soruşturulur. Malvarlığına yönelik basit tehdit ise mağdurun şikâyetine bağlıdır. Bu durumda uğradığınız tehdidi öğrendiğiniz andan itibaren 6 ay içinde şikâyetçi olunması gerekmektedir, aksi halde şikayet hakkı düşebilir. Tehdit edilen kişi, gecikmeden en yakın kolluk birimlerine veya Cumhuriyet Savcılığı’na başvurarak suç duyurusunda bulunmalıdır. Mümkünse tehdit mesajı, ses kaydı, tanık beyanı gibi delilleri de başvuru sırasında kolluk görevlilerine sunmak faydalı olacaktır. Suç duyurusu sonrası, fail veya failler hakkında soruşturma başlatılır. Ayrıca belirtelim ki şikayete tabi olmayan ciddi tehditlerde 6 aylık şikayet süresi geçse dahi her zaman şikâyetçi olunup hukuki süreç başlatılabilir.
Hakaret Suçu (TCK 125) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Hakaret suçu, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek somut bir fiil isnat etmek veya küfür, aşağılayıcı söz söylemek suretiyle işlenir. Başka bir ifadeyle, bir kişiye yönelik ağır hakaret, küfür veya küçük düşürücü ithamlar bu suçu oluşturur. Örneğin birine “şerefsiz, hırsız, sahtekâr” gibi kelimelerle hitap etmek hukuken hakaret sayılır. Yazılı, sözlü, sosyal medya paylaşımları veya yüz yüze edilen hakaretlerin hepsi aynı kapsamdadır. Hakaret fiili, mağdurun onurunu inciten veya toplum gözünde itibarını zedeleyen herhangi bir ifade olabilir. Ancak yalnızca kaba nezaketsizlik veya eleştiri niteliğindeki sözler hakaret suçunu oluşturmaz (örneğin “saygısız” demek hakaret değildir).
Şikâyet ve başvuru: Hakaret suçu şikâyete tabi bir suçtur. Mağdur, hakareti ve failini öğrendiğinden itibaren 6 ay içinde şikâyetçi olmalıdır; aksi takdirde bu süre geçince şikayet hakkı düşer ve hakaret fiili cezasız kalabilir. Hakarete uğranıldığında derhal kolluk birimlerine veya savcılığa giderek için suç duyurusunda bulunulmalıdır. Şikayet dilekçenizde hangi kanaldan ve ne şekilde hakarete maruz kalındığı (söylenen sözler veya yazılar) açıkça belirtilmelidir. Örneğin sosyal medya üzerinden hakarete uğranıldıysa mesajların ekran görüntüleri delil olarak sunulabilir. Ayrıca hakaret suçu genel olarak uzlaşmaya tabi olsa da 2024 yılı itibariyle Sesli, Yazılı veya Görüntülü Bir İletiyle İşlenen hakaret suçu uzlaştırma kapsamından çıkarılmıştır.
Şantaj Suçu (TCK 107) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Şantaj suçu, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya veya bir kişiye haksız menfaat sağlamak amacıyla tehditle zor kullanmayı ifade eder. Fail, mağduru istemediği bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlamak için mağdurun saygınlığına veya özel hayatına ilişkin bir koz kullanır. Örneğin özel fotoğrafları yaymakla tehdit ederek para talep etmek ya da geçmişteki bir sırrını açıklamakla korkutarak menfaat sağlamak şantaj suçunun en yaygın şekilleridir. Şantajda fail genellikle “Eğer istediğimi yapmazsan, senin hakkında şunu ortaya çıkarırım” diyerek mağduru baskı altına alır. Bu suç, tehdit ve haksız çıkar sağlama unsurlarını birlikte barındırır ve maddenin ilk fıkrasında olduğu gibi fail yine bu eylemi nedeniyle cezalandırılır.
Şikâyet ve başvuru: Şantaj suçu şikâyete tabi değildir, savcılık bu suçu öğrenir öğrenmez re’sen soruşturma açabilir. Mağdur şikâyetçi olmasa bile devlet, kamu davasıyla şantaj eylemini kovuşturmaya devam eder. Dolayısıyla şantajda herhangi bir 6 aylık şikâyet süresi sınırlaması bulunmaz. Ancak gecikmeden şikayet etmek önemlidir çünkü dijital ortamdaki tehdit mesajları veya deliller zamanla silinebilir, tanık delilleri zayıflayabilir. Şantaja uğrayan kişi, panik yapmadan kolluk görevlilerine veya savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulunmalıdır. Şantaj mesajları, e-postalar, sosyal medya yazışmaları mutlaka kaydedilerek yetkililere iletilmelidir. Emniyet birimleri ve savcılık, şikayet üzerine teknik incelemeler yaparak failin kimliği tespit eder. Son olarak ifade edelim ki şantaj suçu uzlaştırma kapsamında değildir.
Kasten Yaralama Suçu (TCK 86) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Kasten yaralama suçu, bir kimsenin vücut bütünlüğüne kasten zarar vermek, acı verici fiziksel müdahalede bulunmak veya sağlığını bozmaktır. Halk arasında “darp” olarak da bilinir ve birine yumruk atmak, tekmelemek, bıçakla veya herhangi bir aletle saldırmak, yüzüne vurup yaralamak gibi eylemleri kapsar. Basit bir tokattan ciddi kesici-delici alet yaralanmalarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirilebilir.
Şikâyet ve başvuru: Kasten yaralamanın basit hali şikayete tabidir. Failin ceza alması için mağdurun 6 ay içinde şikâyetçi olması gerekir. Ancak yaralanma ciddi boyuttaysa (örneğin kemik kırığı, sürekli yüz izi, hayati tehlike) savcılık re’sen soruşturma başlatabilir. Tıbbi rapor önemlidir: Yaralanmanın derecesi hastane raporuyla belgelenebilir. Ayrıca yaralanmaya uğrandığında yara ve çürüklerin ve varsa yaraya sebebiyet veren nesnenin fotoğrafı çekilebilir; bu görüntüler delil niteliği taşıyacaktır. Şikayet durumunda fail hakkında ceza davası açılır ve basit yaralamalarda uzlaştırma süreci uygulanabilir. Uzlaşma olmazsa yargılama devam eder.
Taksirle Yaralama Suçu (TCK 89) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Taksirle yaralama, bir kişinin dikkatsizlik, ihmal veya kurallara uymaması sonucu başkasının yaralanmasına neden olmasıdır. Failin isteği olmadan, kazaen başkasına zarar verdiği durumları kapsar. Trafik kazaları taksirle yaralamanın en sık örneklerindendir. Örneğin sürücünün kırmızı ışıkta geçip yayaya çarpması veya iş güvenliği önlemi almayan işverenin iş kazasına yol açması taksirle yaralamadır.
Şikâyet ve başvuru: Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlıdır. Ancak basit yaralama hariç diğer nitelikli hallerde, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikayet aranmaz; re’sen soruşturma yürütülür. Diğer hallerde ise şikayetçi 6 ay içinde kolluk birimleri veya savcılığa müracaat etmelidir.
Hırsızlık Suçu (TCK 141) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Hırsızlık suçu, bir kimsenin başkasına ait taşınır bir malı izinsiz ve hukuka aykırı biçimde bulunduğu yerden alması ile oluşur. Basitçe izah etmek gerekirse bir kimseye ait eşyanın çalınması durumudur. Örneğin evinizden izinsiz şekilde para veya eşya alınması, cebinizdeki telefonun habersizce çekip alınması, mağazada ürünü parasını ödemeden gizlice götürme gibi eylemler hırsızlığa girer. Hırsızlık malın gizlice veya fırsat kullanılarak çalınması şeklinde gerçekleşir; eğer cebir veya tehdit kullanılırsa ayrı bir suç olan yağma (gasp) oluşur (aşağıda açıklanmıştır). Hırsızlık, mala karşı en sık rastlanan suçlardandır ve kişilerin mülkiyet haklarını ihlal eder.
Şikâyet ve başvuru: Hırsızlık suçunda, yalnızca paydaş veya elbirliği ile malik olunan mal üzerinde veya bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenen hırsızlık suçu haricinde mağdurun şikayeti aranmaksızın savcılık resen harekete geçer. Dolayısıyla bu suç bahsettiğimiz istisna hariç, kural olarak şikâyete tabi değildir.
Hırsızlık halinde, olay yerini polise bildirmeden terk etmemek ve mümkünse hiçbir şeye dokunmamak oldukça önemlidir çünkü parmak izi gibi deliller failin tespitini kolaylaştırır. Polis veya jandarma geldiğinde olay yeri incelemesi yapacak, delil toplayacaktır. Şikâyet sırasında çalınan eşyalar ve varsa şüphelenilen kişiler kolluk görevlilerine belirtilmelidir. Eğer çalınan eşya nüfus cüzdanı, kredi kartı, çek defteri gibi resmi belge veya finansal araç ise vakit kaybetmeden ilgili kurumlara da haber verilmesi gerekmekte olup özellikle banka veya kredi kartlarının iptal ettirilmesi gerekir Aynı şekilde maddi zararın karşılanması için varsa sigorta şirketine de durum bildirilmelidir.
Yağma (Gasp) Suçu (TCK 148) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Yağma suçu, amiyane tabirle gasp, bir kişiye ait menkul malın cebir veya tehdit kullanılarak alınması suretiyle işlenen suçtur. Bu suç, hırsızlık ile tehdit/şiddet fiillerinin birleşmiş hali olarak düşünülebilir. Örneğin bir kişinin yolunu kesip bıçak zoruyla parasını almak, evine girip ona şiddet uygulayarak değerli eşyalarını çalmak veya “paranı ver yoksa seni öldürürüm” diyerek telefonunu zorla almak yağma suçunu oluşturur. Fail, mağdurun rızası olmadan malını zor kullanarak (döverek, bağlayarak) ya da tehdit ederek (öldürme, yaralama tehditi savurarak) ele geçirir. Yağma suçu, mağdurun hem malvarlığına hem vücut dokunulmazlığı/hürriyetine yönelik bir saldırı içerdiği için ceza hukukunda çok ciddi yaptırımlara bağlanmıştır. Basit yağmanın cezası dahi yıllarca hapistir; silahlı, örgütlü veya konutta gece vakti yağma gibi nitelikli halleri ise daha ağır cezalara tabidir.
Şikâyet ve başvuru: Yağma suçu şikayete tabi değildir, savcılık olayı öğrenir öğrenmez kendiliğinden soruşturma başlatır. Mağdurun şikayet etmesine gerek olmaksızın da fail hakkında kamu davası yürütülür; şikâyetten vazgeçme durumunda da dava düşmez.
Dolandırıcılık Suçu (TCK 157) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Dolandırıcılık suçu, failin hileli davranışlarla bir kişiyi aldatıp onu veya bir üçüncü şahsı zarara uğratarak kendisine (veya bir başkasına) haksız menfaat sağlamasıdır. Bu suçta mağdur, failin hilesine inanarak rızayla malvarlığı tasarrufunda bulunur; ancak bu rıza hile ile elde edildiği için hukuka aykırıdır. Örneğin kendisini polis/savcı olarak tanıtıp “Hesabınız terör örgütlerince kullanılıyor, para karşılığında dosyanız kapatılacak” diyerek para toplamak, telefon dolandırıcılığı yöntemiyle vatandaşları kandırmak tipik dolandırıcılıktır. Yine internet üzerinden olmayan bir ürünü var gibi satıp kapora almak, ATM’de yardım bahanesiyle kart kopyalamak, piyango vaatleriyle para sızdırmak gibi sayısız hileli senaryo dolandırıcılık suçunu oluşturur. Dolandırıcılar genellikle mağdurun güvenini kazanacak yalanlar söyleyerek veya sahte belgeler kullanarak onu aldatırlar. Bu suç, hırsızlıktan farklı olarak mağdurun aldatılma sonucunda isteyerek malını vermesi şeklinde gerçekleşir, ancak esasen ortada hileli bir kandırmaca vardır.
Şikâyet ve başvuru: Dolandırıcılık suçu, bir hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi hali dışında kural olarak şikâyete tabi değildir; savcılık re’sen soruşturma yürütür. Yine de dolandırıcılık mağdurlarının hızlı davranması çok önemlidir. Dolandırıcılık eylemi anlaşıldığı anda vakit kaybetmeden en yakın kolluk birimine veya savcılığa müracaat edip olay tüm detaylarıyla izah edilerek suç duyurusunda bulunulması gerekmektedir. Dolandırıcılık eylemini ispat eden dekontlar, hesap hareketleri, ilanlar, aramalar, mesaj ve yazışmalar, sözleşmeler gibi delilleri mutlaka şikayetle birlikte sunmak gerekir. Şikayetle birlikte, soruşturma yürütülecek ve faillerden zararın karşılanması talep edilebilecektir, diğer yandan zararın karşılanması cezada indirim sebebi olacaktır.
Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu (TCK 116) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bir kimsenin konutuna veya eklentilerine rızası dışında girmek ya da rızayla girdikten sonra çıkmamak suretiyle işlenir. Basitçe ifade etmek gerekirse, ev sahibinin izni olmadan eve girmek veya davetle girip ev sahibi “çık” dediği halde çıkmamak bu suça örnektir. Örneğin evin kapısını zorla açıp içeri girmek, açık kapıdan izin almadan girivermek ya da misafirlik bittikten sonra ev sahibinin istememesine rağmen evde kalmaya devam etmek konut dokunulmazlığını ihlal sayılır. Bu suç kişinin en özel yaşam alanı olan konuta tecavüzü ifade ettiği için ceza kanunumuzda özel olarak düzenlenmiştir ve kişilerin huzur ve güven içinde evlerinde yaşama hakkını korur. İşyerine izinsiz girmek de belli şartlarda bu suç kapsamındadır (işyeri dokunulmazlığı da bir sonraki maddede düzenlenmiştir.)
Şikâyet ve başvuru: Konut dokunulmazlığının ihlali suçu şikayete tabi bir suçtur. Mağdur, failin eylemini ve kimliğini öğrendiği andan başlayarak 6 ay içinde şikayette bulunmalıdır; aksi halde şikayet hakkı düşecektir. Suçun mağdurları derhal kolluk birimlerine veya savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulunmalıdır. Şikayette, failin konut dokunulmazlığını nasıl ve ne şekilde ihlal ettiği izah edilmeli, mümkünse olaya tanık olan komşu, aile bireyi gibi kişiler varsa onların da bilgileri eklenmelidir. Kolluk birimleri yerinde araştırma yaparak olayla ilgili delilleri toplayacaktır. Konut dokunulmazlığını ihlal suçunun cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapistir. Fakat bu suç, eğer cebir veya tehdit kullanılarak ya da gece vakti işlenirse ceza 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır ve bu nitelikli durumda fiil şikâyete tabi olmaktan çıkar, savcılık kendiliğinden soruşturma yürütür. Öte yandan kişiye, aynı evi kullanan aile bireylerinden biri rıza gösterirse suç oluşmaz; ancak bu rızanın meşru bir amaca dayalı olması gerekir (örneğin eşlerden birinin rızasıyla girilmişse, diğer eşin haberi olsa da olmasa da suç sayılmaz).
Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu (TCK 134) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu, kişilerin özel yaşam alanlarına dair bilgilerin, görüntü veya seslerin rızaları dışında elde edilmesi, kaydedilmesi, ifşa edilmesi veya yayılması durumunda oluşur. Bu suç, bir kimsenin başkalarının bilmesini istemediği mahremiyetine kasıtlı bir müdahaleyi cezalandırır. Örneğin birinin evinde gizlice kamera yerleştirip görüntülerini çekmek, telefon konuşmalarını izinsiz kaydetmek, iki kişinin özel mesajlarını ele geçirip başkalarına yaymak özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Yine rızası olmadan bir kimsenin fotoğrafını çekmek, telefonda konuşurken sesini kaydetmet, kişisel bilgilerinin bulunduğu kayıtlarını izinsiz yaymak, ev içi mahrem hallerini gizlice gözlemek gibi fiiller hep bu kapsamda değerlendirilir. Kişi herkese açık bir yerde olsa bile, özel bir durumunu ifşa etmeyi gerektirmez. Özel hayatının ortaya çıkmasını istemediği anları veya bilgileri (ilişkileri, beden mahremiyeti, özel yazışmaları vs.) alenen ortaya döken ya da gizlice kaydeden fail bu suçu işlemiş olur.
Şikâyet ve başvuru: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu şikâyete tabi suçlardandır. Mağdur, fiili ve faili öğrendiği andan itibaren 6 ay içinde şikâyet hakkını kullanmalıdır; aksi halde bu hakkı düşer. Bu nedenle, suçun mağdurları gecikmeden savcılığa veya kolluk birimlerine başvurmalıdır. Şikayette, özel hayata ilişkin hangi bilgi/belgenin vs. nasıl ele geçirildiği ve kim tarafından ve nasıl yayıldığı anlaşılır şekilde anlatılmalıdır. Varsa delilleri (örneğin internette yayımlanan fotoğrafların çıktıları, gönderilen tehdit/şantaj mesajları, tanık ifadeleri) sunulmalıdır. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun temel cezası 1-3 yıl arası hapistir; gizli görüntü/ses kaydıyla işlenirse ceza bir kat artırılır, kayıtların başka yere ifşası (yayılması) halinde ise 2-5 yıl arasında hapis cezası öngörülür. Bu suç uzlaşma kapsamında da değildir; mağdurun rızası dışında gerçekleştiğinden kamusal dava yürür. Ancak şikâyet şartı bulunduğu için, mağdur şikâyetçi olmazsa süreç başlamaz.
Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma (Adam Kaçırma/Alıkoyma) Suçu (TCK 109) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimsenin hukuka aykırı bir şekilde bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün elinden alınmasıdır. Bu suç, adam kaçırma veya alıkoyma fiilleriyle özdeştir. Örneğin birini zorla kaçırıp kapalı bir yerde tutmak, borca karşılık şahsı rehin almak gibi eylemler bu kapsamdadır. Fail, mağduru fiziksel güç, tehdit veya hile ile bir yerde tutar ya da bir yere gitmesini engeller. Bu durum kişinin seyahat ve hareket özgürlüğüne yönelik ağır bir saldırıdır. Birini kısa bir süre dahi olsa iradesi dışında hapsetmek (arabaya kilitlemek, kapısını kilitleyerek evde bırakmak vb.) suçu oluşturabilir. Hürriyetten yoksun kılma, sonucunda başka suçlar da işlenebilen (örneğin fidye isteme, saldırı gerçekleştirme) çok ciddi bir suç tipidir. Kanuna göre fail, bu suçu basit halinde 1–5 yıl hapis cezası ile, silah, tehdit veya birden fazla kişi ile işlerse 2–7 yıl arası hapisle cezalandırılır.
Şikâyet/İhbar ve başvuru: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikâyete tabi değildir. Bu nedenle mağdur veya olayı gören herhangi bir kişi olayı emniyete bildirdiğinde savcılık derhal soruşturma açar. Mağdur, esaretten kurtulduğu anda veya olayı öğrenen yakınları, vakit kaybetmeden kolluk birimlerine haber vermelidir. Gerek mağdurun kendisi, gerek olaya tanık olan üçüncü kişiler suç duyurusunda bulunabilir, hatta bu tip durumlarda ihbar bir vatandaşlık görevidir. Şikâyet için herhangi bir süre sınırı aranmaz; özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişi kurtulur kurtulmaz yıllar geçse bile fail hakkında dava açılabilir (yalnızca genel dava zamanaşımı olan 8 yıl bu suç için geçerlidir).
Önemli: Bu suç genellikle başka suçlarla bağlantılı olabileceğinden (örneğin aile içi şiddet vakalarında eşin eve kilitlenmesi, çocuk kaçırma, cinsel saldırı amacıyla alıkoyma vb.), mağdurların tüm ayrıntıları kolluğa anlatması kritik önemdedir. Verilecek ifadede hangi tarihte, nerede ve ne şekilde hürriyetten yoksun kalındığı, bu sırada şiddet/tehdit kullanıp kullanılmadığı gibi durumlar dikkatlice izah edilmelidir. Emniyet birimleri gerekirse mağduru koruma altına alacak, uzaklaştırma kararı gibi tedbirlerin yerine getirilmesini sağlayacaktır. Kişiyi hürriyetten yoksun bırakma suçunda şahsi şikâyetten vazgeçme soruşturmayı durdurmaz, kamu davası devlet tarafından yürütülür. Bu nedenle fail, mağdurun affetmesiyle kurtulamaz. Öte yandan etkin pişmanlık hükümleri saklıdır; bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezasından indirim yapılır.
Mala Zarar Verme Suçu (TCK 151) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Mala zarar verme suçu, bir başkasının taşınır veya taşınmaz malına kasıtlı olarak zarar vermek, onu yıkmak, kırmak, yakmak, bozmak, kullanılmaz hale getirmek veya kirletmek suretiyle işlenir. Dolayısıyla birine ait eşyaya bilerek zarar verme fiillerinin tamamı bu kapsamdadır. Örneğin komşunun arabasının lastiklerini patlatmak, birinin cep telefonunu yere çalıp parçalamak, husumetle başkasının pencere camını kırmak veya duvarına yazı spreylemek mala zarar verme suçunu oluşturur. Küçük bir çizikten büyük çaplı tahribata kadar kasten verilen her maddi zarar bu suça girer. Hatta manevi değeri olan eşyaların (mesela hatıra eşyası) tahrip edilmesi de mala zarar verme sayılır.
Şikâyet ve başvuru: Mala zarar verme suçu kural olarak şikâyete tabidir. Mağdur, failin kim olduğunu öğrendiği günden itibaren 6 ay içinde şikayetini yapmalıdır; aksi takdirde bu hakkı düşer. Buna karşılık mala zarar vermenin nitelikli halleri (örneğin kamu malına zarar verme, yangın çıkararak zarar verme, patlayıcı ile zarar verme gibi ağır durumlar) şikayete tabi değildir; savcılık bu hallerde şikayet olmasa bile re’sen soruşturma yürütür. Malına hukuka aykırı şekilde zarar verilen mağdur, doğrudan kolluk birimlerine veyahut savcılığa müracaat ederek, zararın ne olduğunu ve nasıl oluştuğunu, failin kim/kimler olabileceğini ve olayın nasıl gerçekleştiğini izah etmesi gerekir. Ayrıca zarar konusunda da hukuk mahkemesinde tazminat davası açma hakkı mevcuttur. Öte yandan soruşturma evresi veya ceza davası sırasında fail zararı öderse cezasında indirim sebebi olabilir.
Cinsel Taciz Suçu (TCK 105) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Cinsel taciz suçu, cinsel arzuları tatmin amacıyla bedensel temas olmaksızın bir kimseyi rahatsız eden davranışlarda bulunmaktır. Günlük hayatta sözlü taciz/laf atma olarak anılan fiiller bu kapsamdadır. Örneğin birine cinsel içerikli sözler söylemek, müstehcen teklifler yapmak, telefonda/sosyal medyada cinsel içerikli mesajlar göndermek cinsel tacizi oluşturur. Fail, mağdurun vücut dokunulmazlığına fiziksel olarak saldırmaz; ancak sözleri, yazıları veya görüntüleriyle onun mahremiyetine saldırır. Bu tür bir tacize uğranıldığından mağdurların derhal kolluk birimlerine veya savcılığa müracaat etmeleri gerekmektedir.
Şikâyet ve başvuru: Cinsel taciz suçu şikâyete bağlı bir suçtur. Mağdur, failin taciz eylemini ve kimliğini öğrendiği tarihten başlayarak 6 ay içinde şikâyetçi olmalıdır. (fail bilinmiyorsa, öğrenildiği andan itibaren süre işler). Şikâyet sırasında mümkünse tacizin kim tarafından, nasıl ve ne şekilde gerçekleştiği veya taciz içerikli mesajların çıktısı, e-postaları, varsa ses kayıtları delil olarak sunulmalıdır; Varsa o an orada bulunan tanıklar kimlikleri bildirilmelidir. Cinsel taciz ispatı bazen zor olabileceğinden delil toplamak önemlidir: Örneğin taciz telefonla yapıldıysa gelen aramaların kayıtları, WhatsApp/mesaj ekran görüntüleri önemlidir. Emniyete başvururken mağdurların çekinmelerine veya utanmalarına gerek yoktur; bu tür suçlar için birimlerde hassas yaklaşım gösterilir ve ifade gizli tutulur. Şikâyetten vazgeçme hakkı kovuşturma sonuna kadar vardır, ancak unutulmamalıdır ki şikayetten vazgeçilirse dava düşecek ve fail ceza almayacaktır. Cinsel taciz suçunda ceza olarak 3 aydan 2 yıla kadar hapis öngörülmüştür.(çocuğa karşı işlenmesi halinde ceza 6 aydan 3 yıla kadardır.); nitelikli hallerde ise ceza yarı oranında artırılacaktır.
Israrlı Takip (Stalking) Suçu (TCK 123/A) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
Israrlı takip suçu, bir kimsenin istememesine rağmen sürekli şekilde onu fiziken adım adım izlemek veya telefon, internet gibi iletişim araçlarını veya üçüncü kişileri kullanarak ısrarla temas kurmaya çalışmak suretiyle ciddi huzursuzluk yaratarak kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olunmasıdır. Bu suç, günlük hayatta “stalking” olarak bilinen, genellikle eski eş/sevgili veya başkaca takıntılı bir kimse tarafından yapılan uzun süreli taciz ve takip eylemlerini kapsar. Örneğin ayrıldığı eşinin peşine düşüp her gün evinin önünde beklemek, defalarca arayıp mesaj yağmuruna tutmak, evinin önünde her gün hoparlör ile müzik çalmak, sosyal medyadan sürekli rahatsız edici yorumlar yazmak, kişinin başka yakınları üzerinden iletişime geçmeye çalışmak, mağdur nereye gitse karşısına çıkmak gibi eylemler, ısrarlı takibin tipik örneklerindendir. Failin bu tekrarlayan davranışları mağdurda ciddi bir rahatsızlık, korku veya can güvenliği endişesi doğurur. Kanunda özellikle boşanılan veya ayrılık kararı verilen eşe karşı işlenmesi, mağdurun ev/iş değiştirmek veya okulunu bırakmak zorunda kalmasına yol açması gibi haller daha ağır cezayı gerektiren nitelikli durumlar olarak belirtilmiştir. Israrlı takip suçu, 2022’de yasalarımıza giren yeni bir suç olup, özellikle kadına karşı şiddeti önlemek amacıyla düzenlenmiştir. Ancak fail ve mağdur herkes olabilir (sadece kadın-erkek değil, herhangi iki kişi arasında gerçekleşebilir).
Şikâyet ve başvuru: Israrlı takip suçu şikâyete tabidir; mağdur şikâyet etmedikçe soruşturma ve dava açılamaz. Bu nedenle, böyle bir takibin hedefi olunduğunda şikayet hakkı mutlaka 6 ay içinde kullanılmalıdır. Israrlı taciz genelde uzun süreli olduğundan, mağdur çoğu zaman ne yapacağını bilemez halde kalabilir, fakat hukuken yapabilecek birçok şey vardır. Öncelikle kolluk birimlerine veya savcılığa müracaat edilerek, failin ne zamandır, hangi yollarla takip ettiği, varsa tehditleri, rahatsız edici mesaj/arama kayıtları/kamera görüntüleri, detaylı şekilde izah edilerek sunulmalıdır. Tanıklar (örneğin komşular, arkadaşlar, aile üyeleri, ısrarlı takibe şahit olanlar) onların da bilgileri verilmelidir. Şikâyet üzerine savcılık soruşturma başlatır ve gerek görürse koruyucu tedbirler alınabilir (örneğin Aile Mahkemesinden uzaklaştırma kararı). Israrlı takip suçu, TCK 123/A maddesinde “soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı” olarak düzenlenmiştir. bu yüzden 6 aylık şikâyet süresine dikkat etmek gerekir. Bununla birlikte, suç devam eden (mütemadi) bir suç olduğu için her takip eylemiyle süre baştan işlemeye başlayabilir; yine de ilk olayın üzerinden çok zaman geçirmemek en iyisidir. Israrlı takip suçunda uzlaştırma uygulanmaz, yani faille mağdur uzlaşma sağlanmaya çalışılmadan doğrudan yargılama yoluna gidilir. Bu suçun cezası basit halinde 6 aydan 2 yıla kadar hapistir; nitelikli halinde 1 ila 3 yıl arası hapis cezası öngörülmüştür.
İftira Suçu (TCK 267) Nedir ve Nasıl Şikayet Edilir?
İftira suçu, masum olduğunu bildiği bir kişiye hukuka aykırı eylem veya bir suç isnat ederek onun hakkında haksız yere adli veya idari yaptırım uygulanmasını sağlamaya çalışmaktır. Yani fail, bir kişiye işlemediği bir suçu isnat eder ve yetkili makamlara bildirir. Örneğin bir kişinin sırf komşuyla olan husumeti nedeniyle; gidip onu aslında işlemediği bir hırsızlık suçu ile savcılığa şikâyet etmesi durumunda iftira suçu vuku bulur. İftira suçu genellikle sahte ihbar, asılsız şikâyet veya kumpas senaryolarıyla karşımıza çıkar. Mağdur, hakkında soruşturma açılmasına yol açacak somut ve belirli bir fiille suçlanmıştır ve bu iddia tamamen gerçekdışıdır ve esasında önemli olan, iftira atan kişinin suç isnadının gerçek dışı olduğunu bilmesidir. Öte yandan fail, kendi işlediği suçu gizlemek için başkasının kimlik bilgilerini kullanırsa (suçun başkasına ait kimlikle işlenmesi), bu da ayrı bir iftira suçudur (TCK 268). İftira, hem gerçek mağdura zarar verir hem de adalet mekanizmasını boş yere meşgul eder. Bu nedenle mağduru yalnız kişi değil, kamu otoritesi de sayılır.
Şikâyet ve başvuru: İftira suçu şikâyete tabi değildir. Dolayısıyla kişiler kendilerine atılan iftira nedeniyle şikâyetçi olmasa dahi savcılık durumdan haberdar olursa kendiliğinden soruşturma başlatır. Fakat çoğu durumda iftiraya uğrayan kişinin şikâyeti, gerçeğin ortaya çıkması için itici güç olur. Karakola veya savcılığa sunulacak şikayette, öncelikle isnat edilen suçun asılsız olduğu ve bu asılsız ihbar/şikâyet nedeniyle nasıl ve ne şekilde mağdur olunduğu açıkça izah edilmelidir. İftira nedeniyle kişi aleyhinde yürütülen soruşturma/kovuşturma varsa mutlaka belirtilmelidir. Nitekim iftira eylemi nedeniyle kişi hakkında gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, failin cezası yarı oranında artırılacaktır; Eğer iftira nedeniyle kişi hakkında gözaltına alma veya tutuklama söz konusu olduysa iftirayı atan kişi, hürriyetinden yoksun kılma suçundan da ceza alabilecektir. Savcılık, iftira iddiasını soruştururken öncelikle iftirayla isnat edilen suçun gerçekten işlenip işlenmediğini (ve sizin tarafınızdan işlenmediğine) inceler. İftira suçunda şikâyet süresi yoktur; mağdur yıllar sonra da şikâyet edebilir. Ancak savcılık en fazla suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içinde dava açabilir (dava zamanaşımı 8 yıldır). İftira suçu işlendiğinde devlet zorunlu olarak davayı yürütür, şikâyetten vazgeçilse dahi yargılama devam eder. (çünkü iftira suçunun bir mağduru da kamudur.) Sonuç olarak iftira atmak, hukuken ciddi bir suçtur ve suçun basit halinde dahi iftira eden kişi 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabilir. Böyle bir durumda hem adınızın temize çıkması hem de iftiracının ceza alması için savcılığa başvurmak en doğru yoldur.
Savcılık Suç Duyurusu Dilekçesi Örneği
- Müvekkile 13.06.2024 tarihinde, gönderen adresi ilk bakışta resmi bir kurum izlenimi uyandıran “masak-bilgi@hizmetgovtr.net” uzantılı bir e-posta gönderilmiştir. E-posta içeriğinde müvekkilin banka hesaplarının “kara para aklama faaliyeti kapsamında incelendiği”, adının bazı şüpheli işlemlerle birlikte MASAK sisteminde geçtiği ve hakkında savcılık soruşturması başlatıldığı bildirilmiştir. Ayrıca, hesaplarına 48 saat içinde bloke konulacağı ve Cumhuriyet Savcılığı’na sevk edileceği tehdidi açıkça yer almıştır.
- Panikleyen müvekkil, e-postada belirtilen numarayı (+90 5XX XXX XX XX) aramış; telefonu kendisini Siber Suçlar Bürosu’ndan komiser Hakan A. olduğunu beyan eden şahıs açarak tehditkar bir üslupla konuşmuş, olayın ciddi bir ceza soruşturmasına dönebileceğini ancak müvekkilin “ön ödeme kapsamında ödeme yapması halinde uzlaşı sağlanacağı ve sürecin askıya alınabileceğini beyan etmiştir.
- Şüpheli, “hesap temizse MASAK sistemine giriş için 300.000 TL (üçyüzbintl) teminat alınır, işlemler bu şekilde durdurulur” diyerek, müvekkile bir IBAN numarası ile birlikte “Masak İnceleme Talep Formu” başlıklı sahte bir belge de WhatsApp üzerinden göndermiştir. İşbu belgeler de dilekçemiz ekinde sunulmuştur.
- Müvekkil korku ve panik haliyle, söz konusu IBAN’a aynı gün saat 14:38’de 300.000 TL’lik havale gerçekleştirmiştir. Ancak devamında “ödeme sistemde görünmüyor” gerekçesiyle tekrar ödeme talep edilmiştir. Bu noktada müvekkil şüphelenerek dolandırıcılarla iletişimi kesmiş, söz konusu konuşmaların ve belgelerin ekran görüntülerini almış ve derhal tarafımıza başvurmuştur. Bu belgeleri işbu şikayet dilekçemizin ekinde sunuyoruz.
- Sonrasında tarafımızca yapılan araştırmalarda, şahısların dolandırıcı olduğu ve müvekkile gelen mail adresinin gerçek kurumlar ile hiçbir ilgisinin bulunmadığı, yalnızca sahte bir alan adı ile hazırlanmış olduğu tespit edilmiştir. Bu husus teknik bilirkişi incelemesiyle netleştirilebilecektir.
- İzah ettiğimiz nedenlerden şüphelilerin, kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtmak ve resmi kurum kimliği izlenimi yaratmak suretiyle müvekkil üzerinde ceza tehdidi algısı oluşturarak irade serbestisini ortadan kaldırdıkları; bu suretle hem haksız menfaat temin ettikleri hem de kamu otoritesine duyulan güveni ağır biçimde istismar ettikleri izahtan varestedir. Dolayısıyla şüphelilerin tespit edilmesi, ifadelerinin alınması akabinde cezalandırılmaları için kamu davası açılmasını makamınızdan talep etmemiz zaruri olmuştur.
HUKUKİ DELİLLER :
-
E-posta ekran görüntüleri (gönderici adres, içerik ve ek belgeler)
-
WhatsApp yazışmaları ve gönderilen belgeler (EK-2)
-
Banka dekontu (EK-3)
-
Şüphelilere ait IBAN bilgisi (EK-4)
-
Arama kayıtları, görüşme saatleri (EK-5)
-
CİMER başvuru çıktısı (EK-6 – müvekkil tarafından bilgilendirme yapılmıştır)
-
BTK’dan IP tespiti ve GSM bilgileri (celbini talep ederiz.)
8. Tanık, yemin, kamera görüntüleri, sözleşme, dava dosyaları, hts kayıtları, olay günü tutanağı ve ilgili her türlü yasal delil.
Ceza Avukatı Nasıl Bulunur?
İliniz sınırları içerisinde Ceza Hukuku alanında çalışmalar yürüten bir Ceza avukatı arayışı içerisindeyseniz, T.B.B Baro levhasından ad ve soy ad ile sorgulama yapabilirsiniz. Fakat hangi avukatın hangi alanda çalışmalar yürüttüğü bilgileri Baro levhasında bulunmadığından, internet üzerinden daha detaylı bir araştırma yapmak bu konuda faydalı olabilir.
Savcılığa suç duyurusunda bulunmak, izah ettiğimiz üzere hem soruşturma sürecinin etkin bir şekilde yürütülmesi hem de süreçlerinin en hızlı bir şekilde sonlandırılabilmesi için profesyonel bir Ceza Hukuku avukatı marifetine ihtiyaç duymaktadır. Bu konuda veya başkaca bir hususta profesyonel destek almak için de bizimle iletişime geçebilirsiniz.
Bu makale ve içeriğindeki tüm yazılanlar, yazarın telif hakkı koruması altındadır ve . Yazarın yazılı izni olmaksızın bu makalenin herhangi bir bölümü, elektronik, mekanik, fotokopi, kayıt veya başka herhangi bir yöntemle kopyalanamaz, çoğaltılamaz, dağıtılamaz veya saklanamaz. İzin alınmadan yapılacak her türlü kullanım, telif hakkı ihlali sayılacak ve yasal işlem başlatılacaktır. İçerik yalnızca genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez ve doğabilecek zararlardan yazar sorumlu tutulamaz.
Tüm hakları saklıdır. © 2025, Av. Buğra Topaktaş

2 Comments
yardim istiyor
Aliyar,Rusya’da benim adım ve imzam olmadan yasadışı mal sattı ve şirket iflas etti.
Bab Deri’nin yıllık geliri yaklaşık 5 milyon dolardı.